Anayasa görüşmeleri süreci demokratik değil


Nusret Yılmazer

Nusret Yılmazer

09 Ocak 2017, 19:10

Dokuz ocak pazartesi TBMM’sinde Anayasa değişikliği görüşmeleri başladı. Bir gün öncesinde Başbakan Binali Yıldırım Irak gezisinden döndü ve kameralar karşısına geçti.

Gazeteciler kendisine sordular. CHP, meclisteki görüşmelerde çok konuşacak ve süreyi uzatmaya çalışacak. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz?

Başbakan cevap veriyor; “Bizim de kendimize göre bir stratejimiz var. Biz tam bir savunma taktiği uygulayacağız. Mümkün olduğu kadar kısa sürede bu tartışmaları bitireceğiz ve referandumun 2 Nisan’da yapılmasını sağlayacağız” dedi.

Açıklamadan görüldüğü gibi mesele bir ülkenin geleceğini belirleyecek olan anayasa değişikliği yapılırken amaç, milletvekillerinin bilgilenmesi değil. Amaç çarçabuk bu işi kotarmak, meclisten geçmesini sağlamaktır.

Milletvekillerinin bilgilenmesini istemeyenler halkın bilgilenmesini isterler mi? Böyle bir ihtiyaç hissedeler mi?

İyi de niye?

Neden Ak Parti böyle davranmayı gerekli görüyor?

Madem halka güveniyoruz. Madem milli irade bu kadar önemli niçin milli iradenin doğru ve sağlıklı tecelli etmesi için halkı doğru bilgilendirmekten kaçıyoruz?

Şimdi bir de yeni bir durum oluştu. Çıkarılan yeni KHK ile yeni seçmen yaratılmaya çalışıldığı söyleniyor. CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan, KHK ile getirilen düzenlemeyle yurt dışında adres kaydı yapmayan 1 milyon seçmenin oy kullanmasının önünün açıldığını belirterek, “Şimdi adres bildirimi yapmadan oy kullanma getiriliyor. Bu kontrolsüz bir hale getirir, mükerrer oy kullanmanın önü açılır. Sandık güvenliği ortadan kalkar. Seçim yasalarında yapılan değişiklikler 1 yıl içinde gerçekleştirilen seçimlerde uygulanamaz. Ancak hukuk dolanılarak bu yapılmaya çalışılıyor” dedi.

Pazartesi günü, yani bu anayasa değişikliğinin mecliste görüşüleceği gün, Barolar Birliği ve CHP milletvekilleri bu anayasa değişikliği teklifi ile ilgili açıklama yapmak için TBMM önünde toplandılar. Hükümet bunların üzerine biber gazı ve tazyikli su sıktılar. Yani ülkenin anayasası değişiyor ve bununla ilgili iki önemli kurum, biri hukuku savunmakla görevli kurum olan Barolar Birliği, diğeri ülkenin ana muhalefet partisi milletvekilleri düşüncelerini açıklamak, bu değişiklikle ilgili halkın dikkatini çekmek istiyor ve iktidar bunlara biberli gazla, tazyikli su ile tomarla saldırıyor. Biz de bu ülkede demokrasi var diyerek kendimizi kandırıyoruz.

Bu ülkede yaşayan bir yurttaş olarak bu yaşananlardan, yapılanlardan rahatsızlık duyuyorum. Hepimiz bu ülkede yaşıyoruz. Gidecek başka bir yerimiz yok. Burada yapılacak yanlışlar geleceğimizin iyi ya da kötü olmasını belirleyecek.

Burada futbol takımı tutar gibi siyasi parti tutmanın bizi nerelere götüreceğini herkesin görmesi gerekir. Benim partim, benim liderim yanlış yapmaz diye bir şey söz konusu olamaz. Herkes insan, insan şaşar. İnsanlar şaştığı zaman yaptığı hata kendisini bağlar ama o şaşan insan ülkeyi yönetiyorsa bunun bedelini toplum olarak, ülke olarak hepimiz öderiz.

Anayasa yapılması gibi önemli bir konu oldubittiye getirilmemeli. Lütfen her bir ferdimiz bunu iyi görsün.

Bu anayasa meclisteki komisyona gelmeden birkaç kişi arasında hazırlandı. İktidar partisinin 316 milletvekili daha bu anayasa değişikliğini görmeden, okumadan imza attılar. Bu doğru değildi. Daha sonra komisyonda tartışılırken metin hakkında bilgi sahibi oldular ve bazı değişiklikler talep ettiler.

Şimdi mecliste görüşülecek ve siyasi partiler sözde bu konuda grup kararı alamıyor. Grup kararı alamıyor ama AK Parti Genel Başkanı grubu topluyor anlatıyor. Neyi anlatıyor. 316 kişinin firesiz evet demesini. Sonra da açıklama yapıyor “bizde fire olmaz” diye.

Böyle önemli bir konuda 316 vekilin aynı düşünmesi pek mümkün değil. Bu CHP ve MHP de gözüküyor.

Lütfen dikkat! Bu bir futbol maçı değil. Kendi takımımızın kazanması için atmasın yürekleriniz. Bu sizin, bizim, hepimizin geleceği. Ve meclisten geçerse bu değişiklik, yarın bize, halka sunulacak.

Lütfen iyi okuyun. Yapılacak bu değişikliklerden sonra yönetim biçimi nasıl olacak? Bugüne kadar yapılan yanlışlardan sonra bir doğru oluşabilir mi?

Milletvekilinin, halkın bilgilenmesini engelleyerek, onların özgürce karar vermesini engelleyerek getirilen anayasa değişikliği halkın lehine olabilir mi?

Bir türkü diyor ki; “ince ince bir kar yağar, fakirlerin başına.” Ama bu anayasa ile ince değil kalın bir örtü geliyor hak ve özgürlüklerin üstüne.

Son pişmanlık fayda etmez.

Bu köşe yazısı 09 Ocak 2017, 19:10 tarihinde ve saatinde eklenmiştir.
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.