Atatürk'ün doğa sevgisi


Utku Kızıltan

Utku Kızıltan

31 Mart 2017, 06:35

Sevgili Okurlarımız, son yıllarda harap edilen ormanlarımız, kirletilen sulak alanlarımız, en verimli topraklarımızda, doğal güzellikleri dünyaya örnek yerlerde yapılmak istenen termik santraller, nükleer santraller konularını okudukça örnek lider, Büyük Önder Atatürk’ün doğa sevgisi geldi aklıma. Yalova’daki yürüyen köşkü hepiniz bilirsiniz. Ben şimdi arşivimde bulduğum bir konuyu sizinle paylaşmak istedim. 
Bir devletin gücünü, bir devletin yüceliğini simgeleyen Ulu bir çınarın bir metrelik dalının dahi kesilmesine rıza göstermeyen anlayışla, 'ormansız ve ağaçsız toprak vatan değildir' diyerek, doğa sevgisini yansıtan çevrecilik anlayışı, Türk milletinin gururu olan büyük liderin kişiliğini oluşturan etkenler arasında çok önemli bir yer tutmaktadır. Öyle ki, günümüz dünyasının gündemini oluşturan çevre ve çevre korumacılığı o yılların Anadolusunda Büyük Atatürk’ün doğa sevgisi ve çevreye verdiği önemle başlamıştır. 
Çocukluğunu dayısının çiftliğinde geçiren Ulu Önder’in kişiliğini etkileyen unsurlar arasında bitki ve hayvan sevgisi önemli bir yer tutar. Çünkü O, yaşamı boyunca çiftlikler kuracak, sahipsiz hayvanları barındıracak, ağaçlandırmaya önem verecek, Ankara’da bir iğde ağacının kesilmesi, bir tayın ölümü, O’nu derinden etkileyecektir. Aynı zamanda düşünce ve eylem adamı olan Ulu Önder, yüzyılların başkentini, İstanbul’dan alıp Anadolu’da bir bozkır kasabası olan Ankara’ya taşıyarak, o günlerde tüm dünyada konuşulmayan günümüzde önem kazanan çevre, şehircilik, ağaçlandırma gibi kavramlara daha o yıllarda ışık     tutmuştur. 
Atatürk’ün manevi kızı, Türkiye’nin ilk kadın pilotu Sabiha Gökçen, Atatürk’ün doğa sevgisini anılarında şöyle dile getiriyor. “Atatürk; toprağını, suyunu, doğasını, kısaca memleketini çok seven bir insandı. Hastayken, “İyileştiğim zaman bir ormana gidelim dere kenarında küçük bir ev yaptırıp, orada yaşayalım” derdi. (Demek o zaman saray yaptırmayı düşünememiş) Bir gün arkadaşı Salih Bozok bir tablo getirdi, yatağının tam karşısına astırdı. Bu tablo Atatürk’ün sık sık sözünü ettiği ve yaşamayı arzuladığı orman manzarasıydı. Atatürk, son günlerinde hep o manzarayı seyrederek avundu. 
Falih Rıfkı Atay ise kitabında Atatürk’ün doğa sevgisini şöyle anlatır; “Atatürk tabiatı ve ağacı çok severdi. Atatürk Orman Çiftliği’ni boz topraktan ormanlık haline getirdi. Ağaçların dikilişini, duruşunu, büyüyüşünü adım adım izledi. Akköprü tarafından çiftliğe giden yolun etrafındaki boş topraklar meyvelik oldu. Bir gün bu meyvelikten geçerken birdenbire şoförüne dur dedi. Arabadan inerek orada bulunanlara; Burada bir iğde ağacı vardı. Ne oldu? Diye sordu. Kimse bilemedi. İğde yaşlanmış ve çelimsiz bir ağaçtı. Fakat yaşıyordu. Baharda güzel kokular veriyordu, diye sızlandı. Atatürk, İstanbul’da da büyük ağaçları gördükçe: “Bunlarda güzel ama, ben yapraklarının ve dallarının her yıl ne kadar büyüdüğünü gördüğüm ağaçları seviyorum” derdi. Vatanı yeşil ve bayındır görmek için çok çalıştı. Yalova’yı, Florya’yı, O değerlendirmişti. Bursa’yı bir kaplıca şehri yapmak için uğraşmıştı. Evet! ATATÜRK, Anadolu’yu demir ağlarla ördü, fabrikalar yaptı, Osmanlının borcunu ödedi, tüm servetini milletine bıraktı rahmetlik oldu.
Tüm Türk Milletinin, hatta Avrupalının saygısını kazandı. Birilerinin kulakları çınlasın. Sağlıklı kalmanız dileklerimle.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.