Bırakın çocuklar çocuk kalsın…


Rahsa Pınar Çetinkaya

Rahsa Pınar Çetinkaya

15 Haziran 2017, 06:35

10 yaşında bir kız çocuğu...komşusu tarafından kaçırılıyor ve işte yansın kıyamet dediğiniz an… Boğazınızdaki gittikçe büyüyen bir düğüm çözümlenemiyor,bir hayat daha sessiz çığlıklara gebe...
Bir çocuğunuz var, kim bilir bu çocuğunuz olması için; ne çok dua, ne çok tıbbi işlemden geçtiniz belki de… Dualarınız kabul oldu ve kızınız oldu. En çok onu sevdiniz bu hayatta. Öyle bir aşkla seversiziniz ki evlat sevgisinin tarifi yaşamadan bilinmezmiş dersiniz. 
Onu büyütürken gözünüzden bile sakınırsınız. Onun ağlamaması için her türlü şaklabanlığı yaparsınız beklide. Bırakın hasta olmasını, hafif öksürse bile içinizden bir şey kopar gibi olursunuz. Bu hayatta yaşadığınız, hiçbir hastalık gibi olmaz, evladın hastalığı ( en basit grip bile dâhil ) gece sabahlarsınız, yeter ki o iyi olsun diye dua edersiniz. Elinizde olmadan ana-baba olmanın verdiği sihirli bir güç ile hayatınızı ona odaklarsınız. Onunla güler, onunla ağlarsınız. 
Anne yâda baba demeye başladığı zaman, o ilk kelimeleri minik ağzından dökülmeye başladığı zaman, bu hayattaki en büyük, sevginin evlat sevgisi olduğunu düşünüp, şükredersiniz onu veren Allah’a… Sizi yetiştiren ailenizi anlamaya başlayıp, olgunlaşırsınız evladınızı aşkla büyütürken…  
Siz evladınızın parkta oynarken düşerek kanattığı dizinin acısı için üzülürken, oyuncağı kırıldığı için gürültülü ağlayan çocuğunuzu tatlı dille teselli ederken, şımarıklık yaparken sevgi dolu gözlerle bakıp gülümserken, sözünüzü dinlemediği zaman verdiğiniz cezalar bile içinizi yakarken hissettikleriniz her anne-babanın hissettiği o özel duygulardır.
Ya o geleceği için çırpındığınız, onun için nelerle baş ettiğiniz, onun geleceği için susmak zorunda kaldığınız stresli konuları evladınızı öpünce, neşesini görünce bitirdiğiniz o güzel evladınız ya kaçırılırsa…
Allah korusun…
Kaçırıldığı zaman, gücüne güvendiği babasını korkularla, acı çığlıklarla çağırırsa ve siz duyamazsanız. Anne canım acıyor diye feryat ederken duyamazsanız. Sizin gözünüzden bile sakındığınız evladınıza, sonraki tüm hayatına yâda o kadarcık hayatına mal olacak o kötülüğü yaparken, kurtarma şansınız yoksa ya? Çaresizliğin en kötüsünü yaşarsınız. Ya o, minik elleriyle kendini korumaya çalışırken, ne olduğunu bilmediği, anlamadığı o kötü ve acıyı yaşarken kâbusun en büyüğünü yaşarken, acı ile gözyaşlarıyla feryat ederken onu koruyacak kimsenin olmaması ne üzücüdür. Ne kahredicidir. Ne iğrençtir. Nasıl bir zulümdür. Hemde kaçıran, kötülüğü yapan yanınızdaki, çevrenizdeki kişilerden biriyse, nasıl bir ruh hali bekliyor sizi. Düşüncesi bile tüyler ürpertici. Rabbim korusun.
Evladınızı belki ( şayet şansınız varsa  ) parçalanmış bedeni, yarı ölü halde bulacaksınız… Ya sonra… İşte off dedirten içler acı bir durum. Nasıl toparlanacak o çocuk kadın bedeniyle. Nasıl güvenecek size yâda bir arkadaşına. Ona bakarken gizlediğiniz içinize akan yaşlarla nasıl gülümseyip geçti yavrum yanındayım diyebileceksiniz.
Ya sonrası, işte o da vahim… İşte şimdi düşünün... 
Sosyal medya çocuğunuzun ismiyle çalkalandı çalkanmasına ama ya sonra? Yakalanacak mı, yakalanırsa ne kadar ceza alacak, iyi hal alacak mı, gönlü var mıydı, “başının üzerine düştü korktum sandıkta sakladım” mı denilecek ifadesinde de…  off ki off 
Sizin bu dava sürerken, sosyal medyadaki destekçiler başka konulara yöneldi bile…
Acı ama gerçek olanlar işte bunlar. Çekin o lanet pis ellerinizi çocuklardan, size ait olmayan kadınlardan…
Bırakın çocuklar çocuk kalsın.
Sevgi dolu, insanlık dolu yüreklere  selam olsun…

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.