Bu kaçıncı kıyamet?


Yunus Arıkan

Yunus Arıkan

29 Haziran 2016, 21:51

Kimi zaman insanın sessizliği; içinde taşıdığı fırtınaların kilidi oluyor.  Memleketimde sanki baharın sonlarına doğru yaklaşıyormuşuz gibi sessizliğimiz sabra, sabır fırtınaları göğüslemeye, yaşanan kıyametlerin ateşini kendi sinesi içinde söndürmeye çalışıyor.  

***
Epey zamandır insanımız siyah ve beyaz görünümdeler.
Ya birine kayıtsız şartsız bağlısınızdır, 
Ya değilsiniz.
Ya inanansınızdır,
Ya değilsiniz.
Düşüncelerin grilerini bulana aşk olsun.

***
Beyazlar, beyazlarla birlikte kendi saflarını oluştururlarken; siyahlar siyahlarla aynı çatı altında buluşuyorlar. 
Griler bütün masumiyetleri ve çaresizlikleriyle, şaşkınlık içinde siyah ve beyaz arasında, olup bitenleri izlemekten başka bir şey yapmıyor.

***
İşte bugün, galiba tam da buradayız.
Ana muhalefeti de muhalefeti de kendi içinde kısır döngüleriyle yaşamlarını sürdürmeye çalışıp, sürekli iktidarı eleştirirlerken, İktidar; arkasına aldığı sandık ve devlet gücünün özgüveniyle yıllardır muhalefeti tınladığı bile yok. 
Oysa yurdumun muhalefet ve iktidarı, yurdum insanının güzel yarınlar görmesi için çalışmıyorlar mıydı?
Demek ki öyle değil.
Değil, çünkü ikisinin de merkezinde insan yok. 
Para ve paranın getirdiği güç var. 

***
Bana “Kıyamet ne zaman kopacak?” diye sorsalar, ben: 
“Kaçıncı kıyametin kopacağını soruyorsunuz?” derim.
Benim ülkemde her gün kıyamet kopuyor zaten…
Evlerde ve kentlerde kopan kıyametlerin haddi hesabı yok ve biz onların birçoğunu duymuyoruz bile…
Artık ‘kıyametleri’ bile umursamıyoruz, farkında mıyız? 
Her gün ocaklar sönüyor, yuvalar yıkılıyor, umutlar kayboluyor da sıradanmış gibi davranıyoruz. 

***
En son kıyameti soracak olursanız, önceki gün (salı günü iftar vakti sularında) İstanbul Atatürk Hava Limanı’nda koptuğunu söylerim.

***
 “Her kim ki buna sebep olmuşsa, bu kıyametlerden birini de Allah onların başına getirsin” diye beddua etsem, onu da edemiyorum. 
Rahmetli anam; “Beddua etme oğul, ne olur, ne olmaz, döner başına gelir!” derdi ya, ondan da korkuyorum işte. 
Yoksa biz başkalarına çok mu beddua ettik de bugün bunlar bizim başımıza geldi, bu da aklıma gelmiyor değil hani?

***
Belki de dünlerde esen rüzgârların; fırtınalara, kasırgalara dönüşmüş hallerini mi yaşıyoruz ne?

***
Canım ülkemde huzur diye bir şey kalmadı ya, o yüzden canım yanıyor…
Hep “Ne olacak bu memleketin hali” deniliyordu ya, varın, bunun yanıtını siz verin.
Siz de bu memleketin birer evladısınız?Bu köşe yazısı 29 Haziran 2016, 21:51 tarihinde ve saatinde eklenmiştir.
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.