Bu “Uygun” olmadı hocam!


Anıl Boduç

Anıl Boduç

30 Mart 2017, 07:32

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Büyükçekmece’ye geldiği gün skandal bir uygulamadan da haberdar olduk. Meğer cumhurbaşkanı nereye giderse gitsin kendisi gelmeden okullara yazı gidiyormuş. Her okuldan da 50 öğrenci, 3 öğretmen ve 1 idareci talep ediliyormuş! 
Hal böyle olunca Erdoğan Büyükçekmece’ye gelmeden evvel gene okullara yazı gitmiş ve öğrenci talebinde bulunulmuş. Sözkonusu hadisenin detaylarını ise gazetemiz aracılığıyla okuyabildik. Büyükçekmece İlçe Milli Eğitim Müdürü Hasan Uygun’un konuya ilişkin yaptığı açıklamayı da öğrenme fırsatımız oldu. Uygun demiş ki; “Aynı durum bütün ülkelerde var. Cumhurbaşkanı ilçenize geliyorsa O'nu karşılama bizim görevimiz. Ben bunda hiçbir sakınca görmüyorum.” 
İyi ama hocam sizden ziyade kamuoyu bir sakınca görüyor, veliler bir sakınca görüyor, halk bir sakınca görüyor! Cumhurbaşkanı resmi bir tören için geliyor olsa bir nebze bu kararı ya da talebi anlayabiliriz. Fakat Cumhurbaşkanı’nın geliş sebebi aleni bir şekilde “evet” için oy istemek, miting yapmak. Hal böyle olunca “hayır” oyu vermekten taraf olan insanlar çocuklarının öyle bir ortamda bulunmasını doğal olarak istemiyorlar. Velilerin “hayır” deme ihtimalini geçin; “evet” diyebilecek bir veli dahi çocuğunun o politik ortamda olmasını istemeyebilir. Dolayısıyla “Ben bunda hiçbir sakınca görmüyorum” demeniz çok uygun bir açıklama olmadı. 
Hasan Hoca ne demeliydi?
İlçe Milli Eğitim Müdürü olan Hasan Uygun’dan söz açılmışken kendisinin benim tarih hocam olduğunu da eklemeyelim. İnsa Lisesi’nde öğrenci olduğumuz zamanlar 3 yıl boyunca kendisinden tarih dersleri almış, çok da keyifli dersler geçirmiştik. Özellikle Hasan Hoca’nın Osmanlı Tarihi konusundaki bilgisi ve duyarlılığı takdire şayandı. Siyasi olarak eğilimi öğretmenliğinde dahi belli olsa bile her zaman tarafsız ve nesnel yaklaşımları vardı. 
Kendisinin eski bir öğrencisi olarak beklerdim ki; Hasan Hoca az evvel bahsettiğimiz meselede de tarafsız ve nesnel bir yorum yapabilseydi. Politik toplantılarda, siyasi mitinglerde, öğrencilerin, öğretmenlerin işi olmamalı diyebilmeliydi. Çocukların evet ve         hayır ikileminde bırakılmasının doğru olmadığını     söyleyebilirdi. 
Bana göre Hasan Hoca’ya bunları söylemek çok yakışırdı, çok yaraşırdı. Zira insan geçmişindeki öğretmenliği ile taşıdığı duyarlılığı bilirken; şimdiki yöneticiliği ve taraflı yaklaşımını görünce üzülüyor.
Erdoğan, Bahçeli ve Kılıçdaroğlu
Dün ki yazımda bölgemizdeki belediye başkanlarının referandum performanslarını değerlendirmiş ve en sonunda da onlardan da ziyade tepe isimlerin çalışmalarının önemli olduğunu söylemiştim. Kim bu tepe isimler? Tabii ki başlıkta gördüğünüz isimler.
Başbakan Binali Yıldırım’ı başlıkta belirtmedim çünkü Erdoğan’ın yeterli olduğu inancındayım! Referandum sürecince bu üç ismin çalışmaları kendileri için önemli. 
Erdoğan’ın çalışkan ama devlet imkânlarına sahip olduğunu söylemek gerekiyor. Her gün farklı bir şehirde hatta gün içinde farklı 3-4 şehirde fakat diğer siyasi liderler gibi kendi imkânlarıyla propaganda yürütmüyor. Bilakis devletin olanakları ve imtiyazlarıyla çalıştığını görüyoruz! Erdoğan’ın bir handikabı ise sert dili ve agresif tavırları. Özellikle Cumhurbaşkanı olarak ayrıştıran değil, birleştiren bir dil kullanması gereken Erdoğan’ın bu yaklaşımı evet cephesine kazandırmaz, kaybettirir. 
Kılıçdaroğlu ise Erdoğan’ın aksine sakin ve daha sessiz gidiyor. Geniş ya da görkemli mitingler yapmıyor, küçük ama sık toplantılarla birlikte halkla bir araya geliyor. “Yüzyüze Siyaset” çalışması yürüten CHP Lideri evlere, mahallelere gerçekleştirdiği ziyaretlerle farklı ama etkisi merak konusu olacak türden bir çalışma yürütüyor. Özellikle kendisinin kurmayları olan isimlerin de Türkiye’nin birçok farklı kentinden yürüttüğü çalışmaları düşünürsek başarılı bir yol haritası izlediklerini söyleyebiliriz.
Bahçeli’ye gelirsek. Kendisi de MHP de referandum çalışmalarında etkisiz elemanı andırıyor. Bahçeli’nin hangi gün nerede konuştuğunun, ne konuştuğunun pek önemi yok gibi. Ondan çok Erdoğan ya da Binali Yıldırım’ın konuşmaları dillendiriliyor, dinleniyor. Zaten referandum süresince az sayıda miting hedefleyen Bahçeli de bu durumun farkında olmalı ki kendini çok fazla yormuyor. 
Liderlerin harcadığı efor ve yürüttüğü çalışmalara bakarsak iki taraftan çalışan Erdoğan ve Binali Yıldırım ikilisinin “süper güçlerine” karşılık CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun tek başına verdiği mücadele bir tık önde görünüyor. Ancak tabii biz ne söylersek söyleyelim 17 Nisan günü sandıktan çıkacak olan sonuç, lider performanslarının da asli belgesi niteliğinde olacak.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.