Cin’lik


Nusret Yılmazer

Nusret Yılmazer

06 Aralık 2016, 22:01

Cin olgusu bizim gibi ülkelerde hep var olmuştur. Bu toplumsal kültürümüzün, dini inançlarımızın bir parçasıdır. İnsanların bazı ruhsal sağlık sorunlarının temelinde cinlerin etkisi olduğuna inanılır. Bunun için de cinleri bu insanlardan uzaklaştırmak için etkili kişiler, hocalar devreye girer. Cin çıkarma seansları uygulanır.
Bu uygulamalar etkili olur veya olmaz ama sonunda bu cin çıkarmada etkili olduğu söylenen kişilere karşı inanç sahiplerinin inançları zayıflamaz.
Zira hasta başka etkenlerden dolayı biraz düzelse bile bu başarı zaten Cinci hocaya mal edilir. Yok, cinci hoca başarılı olmasa da bu onun beceriksizliğine veya bu cin olayına bir inançsızlık oluşmaz. Buradaki başarısızlık cinlerin çok etkili olmasına bağlanır.
Hatta daha geçen gün bütün ülke haberlerine yansıdı. Salı günü Gazetem İstanbul'un da birinci sayfasında haber olmuştu. Günümüzde Cin çıkarmak için İstanbul’da, Küçükçekmece, İkitelli’de bir hastane bile kurulmuş. Ruhsatsız olduğu gerekçesiyle İl sağlık müdürlüğü tarafından şimdilik kapatılan hastane yarın başka bir ad ve uğraşla ruhsat alınırsa açılacak demektir
Bütün bunlar her ne kadar toplumsal inanç meselesi olsa da, daha çok kişi sağlığını ilgilendiren cinlikler kapsamına girer. Bir de siyasi konularda yaşanılan cinlikler vardır.
Hani bir nevi insanları siyasi olarak ikna etme sanatı da diyebiliriz buna.
Her siyasetçi siyasi cinlik yapmakta maharetli değildir. Bunun için size inanacak bir kitle, topluluk, taraftar bulmak gerekir. Her siyasi partinin kitlesi kayıtsız şartsız siyasilerine inanmaz, inanamaz. Düşünen, sorgulayan bir toplum kolay kolay siyasi cinliklere prim vermez.
Ama kendi siyasinin her söylediğini kutsal sayan bir kitle var ise bu bir nevi o siyasilerin tebaası konumuna gelmişse, bundan da rahatsızlık duyması beklenemez. Buna en iyi örnek de Aziz Nesin’in Zübük kitabında yazılanlardır. Hani Kemal Sunal’ın başrolünü oynadığı o meşhur film.
Bu tür politikacılara inanmak her ne kadar toplumun eğitim düzeyi ile bağlantılı olsa da günümüzde nice eğitimlileri görüyoruz bu tür durumlara inanan.
Bana bütün bunları düşündüren konu ise 5 Aralık pazartesi günü Türkiye Büyük Millet meclisinde yapılan konuşmalar oldu.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Mecliste bütçe görüşmeleri vesilesiyle konuşma yapıyor. Ekonomideki olumsuzlukları aşmak dövizin çıkışını engellemek için Cumhurbaşkanının başlattığı “dövizini sat ekonomiye kat” kampanyası ile ilgili konuşuyor. Diyor ki; “Sayın Cumhurbaşkanının Al Baraka Türk Bankasında 200.000 doları var. Önce Cumhurbaşkanı bu dolarlarını bozdurmalı. Bozdurduğunu gösteren makbuzu bize gönderirse memnun oluruz.”
Kılıçdaroğlu kürsüden indikten sonra Adalet Bakanı Bekir Bozdağ kürsüye çıkıyor ve elindeki makbuzu kürsüden meclise sallayarak “bakın Cumhurbaşkanımız o dolarları bozdurmuş. Bu makbuz da onun makbuzudur” diyor.
CHP grup sözcüsü diyor ki; “Tamam eğer Cumhurbaşkanımız o dolarlarını bozdurmuş ve ekonomiye katmışsa bu bizi mutlu eder. Ama elinizde gösterdiğiniz makbuzun bir fotokopisini de bize, muhalefet partilerine verin ki biz de o makbuzun buna ait olduğunu görelim, bilelim, inanalım. Yoksa uzaktan bize gösterdiğiniz makbuzun neyin makbuzu olduğunu, neyi ifade ettiğini biz nereden bilelim.”
Adalet Bakanı, buyurun bu fotokopi sizin alın inceleyin demek yerine, “Allah sizi ıslah etsin. Siz neden bize inanmıyorsunuz” diye cevap veriyor.
Şimdi bizler, zavallı halk olarak bunları TV’lerden izliyoruz. Kimimiz kendimizi siyasilerimiz ne dese inanmaya adamışız. Sorun yok, bize yakın siyasiler ne derse inanıyoruz.
Ama bazılarımız da sormadan edemiyoruz. E be kıymetli Adalet bakanımız, madem elinizdeki makbuz o iki yüz bin doların satışıyla ilgili ve bu Cumhurbaşkanımızın kampanyasından sonra yapılmış bir işlemdir. O halde o makbuzun fotokopisini ver soranlara da herkes rahatlasın. İnançsızlık bitsin. Neden konuyu Allaha havale ediyorsun ki?
Ama o makbuz başka bir şeyle ilgili ise o zaman durum değişir tabii. Siz de haklısınız!
Şimdi sizce burada bir siyasi cinlik yok mu?
Burada bir Zübük hikayesi saklı değil mi?
Siyaset böyle bir olaydır. Bizim gibi az gelişmiş toplumlarda sana inanan güçlü bir kitle varsa istediğini söylersin, sorun olmaz. Bir de sana inanan kitle olmazsa sen dünyanın en doğrularını söylesen bile kendini inandırmakta zorluk çekersin.
Bu da bu toplumların kaderidir herhalde…
 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.