Çürük elmalar ne zaman temizlenecek?


Mehmet Mert

Mehmet Mert

02 Ağustos 2016, 21:59

Darbe kalkışması belkide ülkemiz açısından birçok şeyin yeniden tartışılması, iyi ile kötü, doğru ile yanlışın da daha net anlaşılmasına yardımcı olacağı açısından da hayra sebep olabilir.
Daha şimdiden başladı bazı taşlar yerine oturmaya.
Mesela bunlardan bazılarını sıralamaya kalkarsak:
Baykal ve MHP'nin bazı yöneticilerine düzenlenen kaset operasyonları yakın zamanda daha bir netliğe kavuşacaktır.
Yakın zamanda gerçekleşen faili meçhul cinayetler aydınlanacaktır.
Her partiden kumpas peşinde, şantaj peşinde, oyun peşinde, katekulle peşinde koşan siyasiler gün yüzüne çıkacaktır.
Ve daha önemlisi dün işbirliği yaparak can yakanlar umarız ve dileriz ki deşifre olacaklardır.
*
Bütün bu gelişmeleri ve ülkemizin bir an önce normal hayatına dönmesini merakla beklerken asıl merak ettiklerimiz ise son 14 yıldır ülkeyi tek başına yöneten Adalet ve Kalkınma Partisi'ndeki çürük elmaların kimler olduğudur.
Bu isimlerin kimler olduğu kadar neler yaptıkları, nasıl yaptıkları ve iş ortakları da meraklarımız arasındadır.
*
Azıcık hafızamızı yorarak çok değil şu 2002 yılına gittiğimizde şunları eminim hepimiz hatırlayacağızdır.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı iken saçma sapan bir bahane ile hapse atılan Recep Tayyip Erdoğan için aslında hedeflenen şeyin ömür boyu siyaset yapmasını engellemek olduğu şimdi daha net anlaşılıyor.
2003 erken genel seçimlerinde partisi tek başına iktidar olmasına rağmen başbakan olamayıp ancak son anda CHP lideri Deniz Baykal tarafından meclise sunulan önerge ile Siirt milletvekili seçilerek başbakanlığa ve o tarihten sonra siyasette uzun bir yolculuğa çıkan Erdoğan'ın durumu şimdi daha net anlaşılmakta.
*
Bizim gibi cumhuriyetçi, kemalist ve sosyalistlerden asla oy alamamasına rağmen girdiği her seçimden açık ara başarı ile çıkan Recep Tayyip Erdoğan'ın partisi güçlendikçe ve büyüdükçe, kendisinin aradan geçen zamanda yalnızlığa itildiği de az da olsa anlaşılır gibi geliyor bana.
Bütün bunlara göğüs gererek hem koltuğunu hem kurduğu partiyi ayakta tutmayı başaran Erdoğan 17/25 Aralık gibi olaylarda da önemli darbeler ile karşılaşmasına rağmen yılmadan mücadelesini sürdürmek bir yana her gelen saldırıya rağmen ara ara partisini değil Türkiye'nin ona oy veren vermeyen kesimlerine de başvurmayı ihmal etmedi.
*
Ve bana katılırsınız katılmazsınız artık şu saptamayı da yapmak zorundayım. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın daha dün çok sevilen, başarılı gibi görünen eski Başbakan Ahmet Davutoğlu'nu neden değiştirdiği konusunda bugün daha net fikirler oluşuyor kafamda.
Kim bilir belki Erdoğan bugünleri görerek tehlikeyi farketti, bazı görevden almalar istedi, bazı değişiklikler istedi, bazı adımların atılmasını sağladı. Özellikle FETÖ konusunda Davutoğlu'nu biraz ağırdan hareket ettiğini gözlemledi ve ivedi bir şekilde böyle bir değişikliğe gitti.
*
Dün bu yorumu yapsaydık belki bazı katılmayanlarınız olabilirdi ancak bugün zannediyorum hiç itirazsız; ''Recep Tayyip Erdoğan'ı çıkarın, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin alacağı oy barajı geçmeye yetmez'' saptamamıza katılacaksınızdır.
Bugün baktığınızda Erdoğan bir taraftan kendi durumu için mücadele ediyor, bir taraftan Türkiye için mücadele ediyor, bir taraftan da parti içerisindeki olumsuz ve huzursuzluklar için mücadele gösteriyor.
Ve yakın zamanda da hep birlikte şahit olacağız, şayet AK Parti hâlâ Türkiye partisi olarak kalmak istiyorsa kendi içerisindeki çürük elmaları temizlemek zorundadır.
*
İster FETÖ'cü.
İster fitneci.
İster şucu ister bucu.
Temizlik şart.
Arınma şart.
Silkelenme şart.
Aksi halde Erdoğan'ın gücü ve enerjisi bir yere kadar bütün bu olumsuzlukların üstesinden gelmeye yeter ki, o zaman da Türkiye'de ciddi bir iktidar sorunu da başgösterebilir.
İçerideki ve dışarıdaki düşmanların zaten en büyük amacı bu olsa gerek.
*
Bu yazımızda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yıllardır karşılaştığı her türlü zorluklara kararlılıkla göğüs gerdiğine ve her kavgadan güçlü bir şekilde çıktığına değinirken bir taraftan da aslında Erdoğan olmadan AK Parti'nin büyük bir seçim başarısı gösteremeyeceğini anlatmaya çalıştık. 
Bir başka deyişle dün Mustafa Kemal Atatürk ile ilgili önyargılı olanların bugün günah çıkartmaya çalıştıklarını görünce, biz de kişilere ve olaylara başka bir gözle bakmayı denedik. 
Aslında sizlere de tavsiye ederim.
Zira bir kişinin hep yanlışını ve hatalarını görüp konuşmak kadar doğrularını ve başarılarını da görüp konuşmanın çok yanlış bir şey olmayacağını düşünüyorum.
Umarım Cumhurbaşkanı Erdoğan da (Topçu Kışlası çıkışı hariç) darbe kalkışması sonrası sergilediği ılımlı ve olumlu tutumunu devam ettirerek bu ülkenin sadece yüzde 50'sinin değil 79 milyonun Cumhurbaşkanı olduğunu hiçbir zaman unutmaz.
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.