Dalga mı geçiliyor?


Ali İbrahim Önsoy

Ali İbrahim Önsoy

18 Mayıs 2017, 07:26

Teknolojinin 150 yıllık sürede geldiği bugünkü durum hem üretim aletleri/ilişkileri ve emek/sermaye çelişkilerini hem toplumsal yapı yani ahlaki anlamda büyük ve hızlı bir biçimde değişmekte. İnsanlı tarih 15 bin yılı geçmez iken mülkiyet, kar etme hırsı, egemenlik anlayışı teknolojiyi kendi çıkarına kullanır ve büyük bir hızla gelişirken geride ya da altta kalanın hesabı yapılmamakta. 
Daha düne kadar “biri yer bir bakar kıyamet ondan kopar” deyimi hepten unutuldu. Aç kaldığı için fırından ekmek çalan ile bankaları dolandıran aynı ceza yasalarıyla yargılanmakta. Baklavacıdan iki dilim aşıran çocuklar günlerce yargılandı ve renkli basınımızda malzeme bile oldu. Eğitimin ve sağlığın ücretsiz olması için basın açıklaması yaptığı için gözaltına alınan hem de günlerse yargılanmadan tutuklanan gençlerimiz kamuoyunda dikkati çekmek için açlık grevine gidip sakat kalır kimileri de ağır sağlık problemleri ile uğraşırken devlet gerçek olduğu tartışılır olan sağlık raporuna göre “kavurmacılar” ve “ tatlıcılar” tahliye edilir. 
Devlet dün olduğu bugünde sağ gösterip hep sol yani emek güçlerine/dostlarına vurmakta. 15 Temmuz gerekçe gösterilerek KHK’ler ile emeğine sahip çıkıp, dik duran, onurlu güzel insan değerine sahip tavır alan kim varsa ya atıldı ya da soruşturma açıldı. Haklarını arayan ve bu temelde haklı tavır alıp açlık grevi yapanlarımız bu yazı yayınlandığında 70 günü geçmiş olacaklar. Açlık direnişi özellikle 60 gün sonrası sağlıkları tehlikeli bir duruma gelmiş durumda. İBB Başkanı Kadir Topbaş’ın tutuklu damadını dikkate alan devlet/yargı açlık grevindekileri görmezden geldiği gibi destek verenlere şiddet uygulamaktan çekinmemekte.
Görsel yayınlar reklamlarla ayakta durmakta ve düne kadar gıda ve kozmetik ürünlerin reklamı akşam saatiydi. Ülkemizde çalışanlar asgari ücrette geçinmek zorunda. Devletin ve diğer kamu kurumlarının araştırmalarına göre çalışanlar yoksulluk ve açlık sınırının da altında maaşa ve geçinmeye mahkûm edildi. Çalışanlar en çok barınma sorununa gelirlerini ayırmakta.         Ülkemin anlı şanlı müteahhitleri kara para aklayıcıları konut yapmakta. Yaptıkları konutun tanıtımı için tüm ahlak kurallarını iç ederek yurttaşlarla dalga geçerek bir sakınca görmemekte. Hele ki bunu yapan hangi reklamcı ve senaryo yazarı ki ne kadar maaş aldığını merak ederim. 
Ülkemde asgari ücretin 1.600TL. olup, 1+1 konutun şehrin ortasında denizi görüyor olması ve kaçıncı katta olduğu önemli değil değeri 1.600.000 TL. gibi basit bir söylemle tanıtılan konutu hangi çalışan alabilir dememde bir sakınca var mıdır?
Devletin her türlü yayını ve mesajı anında gören denetleme kurumları nedense bu reklamı görmemekte. Hakkını aramaya çalışan dile getiren anında çevik kuvvet tarafından etrafı çevrilirken bu gibi tanıtım yapanlar teşvik almakta. Kimi işten atıldığı kimi de çocuğunun cesedini alamadığı için günlerce açlık grevi yaparken duyarsız kalan başta devlet ve kurumları olmak üzere, görsel basın, ahlak ve inanç kurumları, meslek odaları yurttaşlarla “dalga geçmekte”.         Hele ki yurttaşların bu duruma sessiz kalması tıpkı 12 Eylül 1980 Askeri Darbe dönemindeki gibi sessiz filmin sessiz seyircisi konumuna geldi. Yönetenler ve onlardan nemalananlar sizce ne         yapmakta?

Bu köşe yazısı 18 Mayıs 2017, 07:26 tarihinde ve saatinde eklenmiştir.
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.