Devletçilik nasıl anlaşılmalı?


Yavuz Erensoy

Yavuz Erensoy

14 Kasım 2017, 07:05

“Devlet malı deniz, yemeyen domuz“ diyen domuzu bulup yakasına yapışıp, iyi bir sopa atmak hatta belki de biraz daha ileri gitmek bile gerekiyor. 
Olumsuz, işe yaramaz, ahmak cümleleri veya lafları havada kapan ve yerli yersiz ileri süren toplum yapımızda maalesef bu son cümlede yer etmiş, taraftar bulmuş kabul bile görmüş gibi bir görüntü var.
Esas emanet olan, öncelikli kıymetli sayılması gereken, maksimum hassasiyete layık olan ve göz bebeğimiz olması da gereken Devlet malına saygı ve ihtimam noktasında dünya da berbat bir yer ve görüntüye sahibiz. 
Nasıl bu hale geldik, niye bu tavırları sergiliyoruz bil(e)miyorum. Sebebini öğrenmek de istiyorum. Tedavisi olup olmadığı noktasında ise hepten umutsuzum. 
Yeni bir anlayışla, yeni bir felsefe ile mevzua     bir bakış açısı getirmenin lüzumu gelmişte     geçmiş bile. 
Bir mal ve hizmet eğer devlet malı ise, devlete aitse en kötü en işe yaramaz en berbat olanı da o oluyor. Örnek olması, en mükemmel, en güzel, en yararlı, en müspet olanın o olması gerekirken bambaşka bir halde. 
 Özel olunca şahsa ait olunca bambaşka bir hal alan mal veya hizmet; işin içine devlet girince kimliğini vasfını niteliğini kaybediveriyor. Hal ve hareket öyle bir görüntü gösteriyor ki sanki gâvur malı. 
Tiksindirecek bir vurdumduymazlık, itici bir samimiyet, nefret uyandıracak bir kabalık vs içinde devlet malına gösterilen yaklaşım maalesef. 
Elbette istisnalarımız böyle olmayanlarımız davranmayanlarımızda var. Ama çok sınırlı     çok mahdut. 
Bu bakış açısı ve yaklaşım nasıl ve ne şekilde değişebileceği olumlu müspet hale gelebileceği noktasında;  kısa vadede açıkçası imkansız gibi. 
Uzun vadede tabi ki olabilir ama bugünden hemen şimdi başlarsak on veya yirmi yılda arzulanan olması gereken ol(a)masa da  belki bir noktaya gelebiliriz. Ama günümüz toplumunun bu bireyleri ile değil, yeni nesillerle. 
Devlet malına gösterilmesi gerek öz saygıyı ve ihtimamı sert, acımasız, tavizsiz yasa ve kanunlarla sağlayabiliriz. Ama bu kanunları kuralları kim yazacak kim getirecek ve kim uygulayacak. 
Günümüz bireyleri ile açıkçası bunu sağlamak hayal. Zira bu bakış açısı ve kaygısında değiller. Olması gereken bu diye düşünüyorlar. Bakış     açısını ve yargısını kırmakta ve parçalamakta  atomu parçalamaktan zor olduğu için mümkün görünmüyor.
Yani anlayacağınız daha uzun bir müddet daha devlet malına/hizmetine bu yaklaşım sürecek ve sonu dibi belli ol(a)madığı için de tükenmeye, kalitesizleşmeye devam edecek. Daha ne kadar sürecek onu da ancak Allah bilir, sonsuza kadar ol(a)mayacağı aşikar.
 

Bu köşe yazısı 14 Kasım 2017, 07:05 tarihinde ve saatinde eklenmiştir.
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.