Doğal güzelliklerimizden sonra İkinci adım kültür varlıklarımıza hücum


Utku Kızıltan

Utku Kızıltan

27 Temmuz 2017, 07:13

İlk adım ormanlarımız, cennet gibi koylarımız, nehirlerimiz, derelerimiz, meralarımızdan sonra şimdi de Kültür Varlıklarımız hedefe girdi. Bu betonlaşmaya karşı çalışmaları incelerken Atlas Dergisinde bu konuya rastladım. 
Tarihi yarımadadan bahsediyordu. Bir eşi daha olmayan açık hava müzesi gibi tarihi yarımada 1. Derecede sit alanı. Ama geçtiğimiz günlerde İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi oy çokluğu ile bir karar almış, bölgede tescilli eserler niteliğindeki binaların çevresindeki 40-50 bin binanın tadilat ve yenileme çalışmalarına artık koruma kurulunun onayına gitmesi engellenmiş. 
Örnek olarak Sulukule, Fener, Balat, Ayvansaray gibi kültür varlıklarımızın yer aldığı bölgelerde yenileme alanı ilan edilerek tarumar olmasını sık sık yaşayacağız. Bunu önleyen bütün kurullar devre dışı bırakılmış. Yani yeni inşaat izinleri belediyece verilecek. Buda bize tescilli bir binanın yanında yapılacak kurul tarafından denetimsiz yapılarla çirkin görüntüler oluşacak.
 Atlas Dergisinin bildirdiği üzere Tarihi Yarımadanın bu güne kadar arkeolojik haritası yapılmamış. Nerede ne var, hangi kültür varlığının çıkacağını bilemiyoruz. Her hafriyatta yeni yeni sürprizlerle karşılaşılıyor. Hatırlayacaksınız, Yenikapı metro kazılarında 37 batık, neolitik dönem kalıntıları ve ilk İstanbul’luların çıkacağını kim bilebilirdi? Bundan sonra denetimden uzak hafriyat çalışmalarında kültür varlığı çıktığında hangi müteahhit “benim arsamda arkeolojik malzemeler çıktı” der. Kaldı mı böyle müteahhitler. 
Bu İstanbul’a yazık oluyor. Bu İstanbul ki Büyük Roma İmparatorluğu, Doğu Roma İmparatorluğu, Osmanlı İmparatorluğu gibi devletlere başkentlik yapmış. 1985’te UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesine girmiş bir şehir. 
Tarihi yarımadada her türlü inşaat faaliyetleri koruma kurulu gözetiminde gerçekleşiyordu, hafriyat çalışmaları da mutlaka Arkeoloji Müzesi denetiminde yapılıyordu. Ayrıca koruma amaçlı nazım imar planı, yargı itirazlarına rağmen kurul denetiminden geçerek yapılması 2010 yılında uygulamaya konmuştu. Ancak yarımadanın yönetim problemleri bir türlü çözülemedi. İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Fatih Belediyesi, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın projeleri hep birbiriyle çelişti. 
Bu çelişkili projelere nihai kararı hep koruma kurulu verirdi. İstanbul’u yönetenler bu karmaşıklığa son vermek üzere alan başkanlığı oluştursa da sorun çözülemedi. 
Yargı kararlarına rağmen aynı termik santraller, orman içinde villalar, hidro elektrik santralleri gibi inşaatlar bitirildi. İnşaatlar tamamlandıktan sonra plan ve ruhsat iptalleri geldi. 
Ancak iş işten geçmiş, yeni sahipleri konutlara yerleşmişti. İstanbul’un yaşayan en eski sokakları beton yapılarla doldu. Ayvansaray’da “Osmanlı mahallesi” yapıyoruz diye başlayan projelerde 100 yıllık ahşap sivil mimari örnekleri yıkılarak yerlerine betondan villa tipi yapılar kondu. 
Üzgünüm ülkemiz hiçbir konuda iyiye gitmiyor. Çocuklarımız, torunlarımız çok zorluk yaşayacaklar. Hiç biri sağ olsun atalarımız bize bu cenneti bırakmışlar demeyecek. Sağlıklı kalmanız     dileklerimle.
 

Bu köşe yazısı 27 Temmuz 2017, 07:13 tarihinde ve saatinde eklenmiştir.
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Tuana - 2 yıl önce
Ağzınıza sağlık. Ayvansaray'dan sevgiler & saygılar.