Gazetecilik mevzuatının düzenlenmesi şart


Mehmet Mert

Mehmet Mert

08 Mayıs 2017, 20:06

Dilimizde tüy bitti, yıllardır hep aynı şeyleri söylemekten yazmaktan.
Hangi mesleği yaparsanız yapın, o mesleğin hakkını veremezseniz, cesur değilseniz, yürekli değilseniz, o mesleğin yönetmelikleri, mevzuatları, düzenlemeleri sağlıklı zeminlere oturmamışsa yapmış olduğunuz o meslekte başarılı olmanız mucizelere dayanır.
Ağzınızda kuş tutun, istediğiniz kadar çalışkan olun, eğitimli olun, birikimli olun, geniş imkanlara sahip olun, şayet o mesleği yerine getiren diğer kişiler yani refikleriniz, yani rakipleriniz ahlaklı değilse, donanımlı değilse, organize değilse, mesleğin etik kurallarını yerine getirmeden mesleği bir şekilde yapmaya çalışıyorlarsa bu özellikler isteyin veya istemeyin sizleri de olumsuz etkiler.
*
Bütün bunları neden mi söyledim.
İstanbul Yerel Gazeteciler Derneği olarak bu ayki 'Medya Buluşmaları' kapsamında derneğin şimdiye kadar başkanlığını yapan sekiz isimi ağırlayacğız.
Bu söyeşide mutlaka her meslektaşım kendi fikrini ve görüşünü bir şekilde dile getirecek.
Söyleşi öncesi bu yazı ile benim de naçizane fikrim, gelin yerel gazeteciliğe emek veren, gönül veren, güç veren, katkı sunan, bu meslekten hayatını geçindirenler olarak YEREL GAZETECİLİK MEVZUATI için adım atalım.
Kafa yoralım.
Tartışalım.
Karar kılalım ve yapılması gereken düzenlemeleri maddeleyerek konuyu TBMM'ye taşıyalım.
Bakanlıklara taşıyalım.

Dostlarımızı greve davet edelim
Üstelik artık yanlız değiliz.
Birçok milletvekili dostumuz arkadaşımız var.
Meslektaşlarımız var.
Bakan arkadaşlarımız var.
İYGAD'a daha önce başkanlık yapan milletvekili (Tülay Kaynarca) arkadaşımız var.
Bölgemizde hepimizin tanıdığı milletvekili (Ali Şeker) arkadaşımız var.
Bu mesleği yapan herkesle iletişimi güçlü olan (Barış Yarkadaş) arkadaşımız var.
İktidar partisinde sözü geçen, saygınlığı olan yerel basın dostu milletvekili (Metin Külünk) arkadaşımız var.
Gelin kararları maddeleyelim, sıralayalım, öyle uzun uzadıya değil.
Kısa ve net.
En fazla beş madde.
Sunalım teklifimizi.
Bu isimlerin de desteği ile TBMM'ye taşıyalım ve mevzuatın yasallaşması için adım atalım.
*
2014 yılında İYGAD Başkanı Ali Tarakçı zamanında konuyu Ankara'ya da taşıdık.
Tüm parti genel başkanlarından, zamanın başbakanı Davutoğlu'ndan, CHP Lideri Kılıçdaroğlu'ndan, MHP lideri Bahçeli'den, HDP'li vekillerden destek de aldık.
En son Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Müezzinoğlu'na dosya da sunduk.
Ne varki bu adımlar tam yerine oturmadı.
Eksik birşeyler var.
Zannediyorum en büyük eksiklik dosyanın yasallaşması için önerge verilmesi ve komisyondan geçerek yasallaşması.
*
Benim de burada anlatmak istediğim bu mesleğe gönül vermiş herkesin bu konuda hemfikir olmaları.
Sakın ha kimsenin aklına mevzuat geçerse o zaman benim halim nice olur gelmesin.
Sakın ha kimsenin aklına mevzuat beni aşarsa ben o zaman mesleğimi nasıl yerine getireceğim gelmesin.
Çünkü inanın bana mevzuat geçerse bu herkesin, hepimizin, gazetecilik mesleğine emek veren, gönül verenlerin lehine olur, menfaatine olur.
Hem bu mesleği daha kolay şartlarda yerine getirmiş oluruz hem de gazetecilik gibi bir mesleği yerine getirmenin keyfini ve gururunu çok daha sindirerek yaşamış oluruz.
Peki neler olabilir mevzuat düzenlemelerinde, onlara bir göz atalım.

Mevzuatta neler değişmeli
Bilindiği gibi mevcut yasalara göre yeni bir yayın organı sahibi olmak için TC vatandaşı olmak yeterli.
Sizden diplama sorulmuyor, vergi levhası, kira kontratı, sigortalı çalışan, cemiyet ya da meslek örgütünden bir belge, bir meslek örgütüne ve cemiyete üye olma zorunluluğu sorulmuyor.
Adam günlük gazete imtiyazı alıyor, ayda üç gün yayın yapmıyor, kimse takip etmediği için günlük gazeteyim diye rahatça gardını alıyor.
Haftalık yayın organıyım diyen aynı şekilde haftalarca, aylık yayın organıyım diyen aylarca yayın yapmasa da yayın organı sayılabiliyor.
Hele hele arada bir künyesiz, imtiyaz belgesiz, adresi olamyan, kime ait yayın olduğu belli olmayan yayınlar da çıkıyor ki sormayın.
İşte derdimiz bunları yasal olarak bir sistem takip etsin.
Yaptırım gelsin.
Kurunun yanında yaş da yanarak GAZETECİLİK SAYGINLIĞI YERLERDE SÜRÜNMESİN...
*
Zaten kafadan Cumhuriyet basın savcılıklarına yolunuz düşse işin ne kadar acınacak boyutta olduğunu görürsünüz.
Artık Başsavcılıklar da durumdan bıkmış olacak ki; her ay sıra ile basın savcısı atıyor.
En azından ben Büyükçekmece'de öyle olduğunu biliyorum.
Yeni bir yayın organı çıkartmaya kalktığınızda çok kolay gidip yüzyıldır yayın yapan bir yayın organı adına yeni yayın çıkartabilirsiniz.
Örneğin yarın ben gidip Büyükçekmece basın savcılığından HÜRRİYET isminde veya SABAH isminde bir gazete kursam, imtiyaz belgesi almaya kalksam kimse bana bu isimleri alamazsın diyemez.
Ancak bu yayın sahipleri durumu öğrenirse onlar davacı olurlar ve korsan yayınları durdururlar.
Oysa gidip yeni bir bir buzdolabı üretmeye kalksanız kırk yerden belge götürmeniz gerekiyor.
Düşünsenize GAZETECİLİK gibi bir mesleğin bu kadar özensiz ve sahipsiz MEVZUATI var ve kimseler bu durumun üzerine GİTMİYOR...
Umarım önümüzdeki süreçte bu mesleğe emek veren bütün dostlar destek verir ve bizler bu mevzuatı düzelttirerek mesleğimiz adına önemli bir iş başarmış oluruz...



Yarın; (10 Mayıs 2017 Çarşamba) saat 11.00 ile 13.00 arasında Kaya Milenyum AVM'de gerçekleşecek, İstanbul Yerel Gazeteciler Derneği MEDYA BULUŞMALARI söyleşimize bütün meslektaşlarımız davetlidir.
Söyleşiye; İYGAD'a kuruluşundan bu güne başkanlık yapan; Yavuz Kaynarca, Dilek Onur, Tülay Kaynarca, Muhlis Polat, Metin Karakoç, Murat Abdullahoğlu, Umut Veli Develi ve Ali Tarakcı katılacak...

Bu köşe yazısı 08 Mayıs 2017, 20:06 tarihinde ve saatinde eklenmiştir.
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
mustafa holoğlu - 3 ay önce
Güzel düşünce...Saygı gerek...Ne var ki,gıda denetimlerini 96'da Ankara ya çeken prof.dr.tansu çiller gibi-zabıtanın denetim yetkisi yok artık-tarım bakanlığına bağlanan denetim-ülke bugün ne halde?domates 12.lira-yapılamaz hale getirildi...Basınımız içinde Ankara farklı davranmıyor.Kağıt bende-SEKA- yani davul bende tokmakta bende diyor...Öyle olmasa Nergis tv nerede olurdu?Metro ihalelerine girermiydi?ya da Ciner Enerji grubuna dalarmıydı?...Al gülüm ve gülüm...Denetim mi...Bakarız...Nereye mi..takdir senin elbette...Ama sahipsizliğe bile sahip çıkmana yürekten teşekkürler kardeşim...Dilerim 21.yüzyıl gençliği geleceğimizi aydınlatır...Saygımla.m.holoğlu