Gazeteciyi vurdurmak!


Nusret Yılmazer

Nusret Yılmazer

22 Kasım 2017, 09:22

Gazeteci Ali Tarakçı’yı ayaklarından vurdular. Sabahın 8:30’unda çocuklarını okullarına bırakırken, cadde ortasında, arkadan bir araç gelip Tarakçı’nın arabasına vuruyor. Ali’nin arabadan inmesini sağlıyor. Araçlarda hasar yok, kaza tutanağı tutmaya bile gerek olmayacak kadar hasarsızlık var. Arkadan vuran arabadaki iki kişi Ali Tarakçı’yı kendi arabalarının yanına getiriyorlar ve arabadan aldıkları silahı doğrultup pat, pat üç dört el ateş ediyorlar. 
Hani öyle trafik tartışması, kaza kritiği falan yok. Zaten Ali Tarakçı öyle tartışacak bir insan da değildir. Gençlere,” haydi çocuklar zaten arabalarda pek bir hasar yok. Zaten arkadan vuran da sizsiniz. Onun için tutanak tutmaya da gerek     yok” diyor.
Ama o gençlerin derdi kaza, tutanak değildir zaten. Bir iş havalesi almışlar. Bir siparişi yerine getiriyorlar. Hem de arabadaki üç yaşındaki         çocuğunun gözü önünde bir babayı, bir gazeteciyi vuruyorlar.
İnsan vurmak hiç bu kadar kolay ve basit olmamalı. Hele bir gazeteciyi vurmak hiç bu kadar basit olmamalı. 
Ama bir ülkede kanunlar kuşa dönmüşse, kamu görevi yapan gazeteciler, istenmeyenler hain ve gereksiz kişi olarak görülüyorsa o zaman gazeteci vurmak da bu kadar basit oluyor işte.
Bu işin pek önemli bir cezası da yok zaten. Basit adam yaralamanın cezası 4 aydan, en fazla 4 yıla kadar hapis cezasıdır. Ama bunu trafik kazası tartışmasında yaparsan adam tutuklu da yargılanmıyor. En fazla bir iki bin TL para cezası alıyor.
Mesele o değil. Mesele memleketimizde insana verilen değer. Ve birisinin hoşuna gitmeyen bir yazı yazmanın sonucu, diğerinin onu korkutmak için, onun canına kast etmeyi göze alabilmesi. Bunun ise pek bir cezası yok. Hele sırtını hükümete dayamışsan hiç korkun olmaz.
Biz, elimizdeki tek malzeme olan kalemimizle, yine de bunu yaptıranlara söyleyeceğimiz birkaç şey var. Bunu söylemek bizim tek çabamız. Ve elbette bu kötüleri ve kötülükleri toplumun dikkatine sunmaktır amacımız. Bizim asıl işimiz budur. Güzel işleri ve olumsuz işleri topluma sunmaktır. Toplumsal değişim böyle olur, toplumun bakış açısı böyle değişir diye düşünürüz. Bilmek, haber almak toplumun temel hakkıdır ve bunu sağlamak da gazetecilerin görevidir. Biz başkacada kimsenin gözünü korkutmayız, kimseye gözdağı vermeyiz.
Peki, gazeteciler içerisinde hiç kötülük yapan, mesleğini kendi çıkarı için kullanan, bundan çıkar sağlayan yok mudur? Elbette vardır. Ama biz onların da vurulmalarından yana değiliz.
Gazetecinin yazdığından mağdur olan birinin yapacağı işler bellidir. Birincisi,  gazeteciye doğru bilgileri vermek ve gazetecinin yanlışını anlamasını ve doğruyu yazmasını sağlamaktır. İkincisi, birçok gazeteciyi davet etmek ve yazılanların yanlışlığını tüm kamuoyu ile paylaşmak. Gazeteci kötü niyetli ve verdiği maddi, manevi zarar varsa, bunun hesabını da yargı önünde sormak. Çünkü gazetecilerin dokunulmazlığı yoktur.
Bizim ikinci sözümüz de devletedir. Devlet de bu işlerin böyle rayında, sağlıkla, hukuk içinde yürümesini sağlamakla görevlidir. Devleti yönetenler bu sorumluluklarını yerine getirmiyorsa ki Türkiye’deki durum budur. Hatta bizatihi devlet bu haksızlıkları yapıyorsa o zaman biz ne yapacağız?
Gazetecinin işi yine burada, bu olumsuzluğu halka anlatmaktır. Onun başka bir aracı yoktur. Gazeteci silah kullanmaz. 
Derler ki, gazetecinin silahı kalemidir. Ama ben şahsen bu söze katılmam. Çünkü silah kötüdür. Birine zarar vermek için kullanılır. Gazetecinin amacı birine zarar vermek olamaz. Birinin yanlışını, topluma verilen zararı, birilerinin toplum sırtından nasıl çıkar sağladığını yazmaktır, anlatmaktır. Yani birilerinin eylemlerinden toplumun zarar görmesini engellemeye çalışmaktır. Birilerinin haksız çıkar sağlaması toplumun aleyhine bir durumdur.     Gazeteci bunu topluma haber verir, bilgilendirir yalnızca.
Gazeteci vurduranlar kendine hiçbir şekilde haklılık payı çıkaramazlar. Eğer haklılık payları var ise, kendilerini savunması için yapmaları gereken hiçbir şeyi yapmamışlardır. En kötü yolu seçmişler, birilerine elli, yüz bin TL verip git ayağına sık demişlerdir.
Bilin ki suçunuz büyük. Hiçbir gazeteci vurulduğu için küçülmez, aksine büyür. Ama onu vurduranlar, zaten küçük adamdırlar ama iyice küçülürler.

Bu köşe yazısı 22 Kasım 2017, 09:22 tarihinde ve saatinde eklenmiştir.
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.