Gidip dönemeyenlerin, kalıp gülemeyenlerin türküsüdür Çanakkale!


Sevim Güney

Sevim Güney

18 Mart 2017, 07:23

Askeri Dr.Salih Dörtbudak anlatıyor; Sadece Anafattalar-Arıburnu hattında 06-22 Ağustos 1915’te 18 bin şehit verdik. En az 30-40 bin yaralımız oldu. Sahra hastanesinde doktorlar günlerce uykusuz, yaralılara hizmet veriyorlardı.
Böyle bir hücum gününde sıhhıyeciler durmadan yararlıları taşıyorlar, doktorlar sadece yaraları sarabiliyordu. Hayatlarından ümit kesilenlerle fazla ilgilenemiyorlardı.
Tam işin yoğun olduğu sırada doktorlardan birinin önüne, gencecik yaralı bir çocuk yatırdılar.
Bir ayağı kopmak üzere parça parça ve bağırsakları dışarıdadır. Sıhhıyecilere “kaldırın bunu” derken, çocuk “baba” diye seslenir. Bakar, kendi oğludur. Sarılır ve öper oğlunu... “Bu benim oğlum, gölge bir yere kaldırın” der. Masanın üzerine çoktan başka bir yaralı vatan evladı yatırılmıştır.
Doktor onunla meşgul olmaya başlamıştır, ancak sırada daha çok yaralı Mehmet’ler beklemektedir. Doktor ancak ertesi gün oğlu ile ilgilenecek zaman bulur ama o çoktan gömülmüştür. (*)
***
Gönüllü hemşire Safiye hanım anlatıyor; Hastane vapurumuza birgün Bekir Çavuş isiminde bir yaralı getirildi. Cephenin ön saflarında bulunmuş, bir ayağı kangren olmuştu. Hemen ameliyat masasına yatırdık, ayağını kestik. Kangren çok ilerlemişti ve çok kan kaybı vardı. Adeta ölmesini bekliyorduk.
O gece sabaha karşı kamaranın kapısı hızlı hızlı vurulmuştu. Kalktım, dışarıda bir ses; “Hemşire, hemşire” diye bağırıyordu. Hemen fırladım. Genç hastabakıcı,” acil gelmeniz gerekiyor” dedi. Koştum, Bekir Çavuş yaralarından kanlar aka aka ayağa kalkmıştı. Yanına varıp bileğinden tuttum. “Aman Bekir Çavuş, bu halde ayağa kalkılır mı? Ne yapıyorsun?” dedim. Bekir Çavuş, ateşler içindeydi. “Emir geldi, emri yerine getirmem lazım. Elbette kalkacağım!”
Sabaha karşı kollarımızın arasında dünyaya gözlerini kapattı çavuş... Kanı çekilmiş beyaz dudaklarından dikülen son sözleri ise; “Emri yapamadım” oldu. (*)
***
Adviye hanımın oğlu anlatıyor; Babam Çanakkale’de harbe gitmiş ve dönmemiş. Benim anam Adviye hanım, çocukluğumdan beri her sokağa çıkışında, “oğlum ben pazara gidiyorum, baban gelirse beni hemen çağır ha!” diyerek çıkardı. Bu hep böyle devam etti. “Ben teyzene gidiyorum, pazara gidiyorum, komşuya gidiyorum...” 
“Baban gelirse beni hemen çağır ha!”
Büyüdüm dükkan açtım. Dükkana elindeki değneğini kakarak yanıma gelip, yine aynı şeyi söylerdi. Günü geldi ağırlaştı, ölüm döşeğinde hepimizle helalleşti. “Bana iyi baktınız, hakkınızı helal edin.”

Bana döndü, yavaşça; “Baban gelirse ona de ki, annem seni hep bekledi.” de...
Sonra birden irkilerek kapıya doğru gülümsedi.
“Hoşgeldin, hoşgeldin” diyerek ruhunu teslim etti. (*)
***
Yarbay Hasan Bey, Fransız ölüleri arasında bir kıpırdanma, bir hareket gördü, oraya yöneldi. Yerde yatmakta olan bir Fransız neferinin üzerine eğildi. Omuzundan tutarak çevirdi. O anda Fransız ani bir hareketle elinde tuttuğu kasaturayı Yarbay Hasan Bey’in göğsüne sapladı. Komutan gafil avlanmıştı. “Ahhh!” diyerek yere yıkıldı. Olayı görenler şaşkınlık içinde kalmıştı. Derhal müdahele edildi ama iş işten geçmişti. Yarbay Hasan Bey’in göğsü kan içindeydi. Yüzü soldu.
“Allah şahidimdir ki Fransız’a kötü niyetle yaklaşmamıştım” dedi, son nefesini verirken... (**)
***
Gidip dönmeyenlerin, kalıp gülmeyenlerin türküsüdür Çanakkale...  Başta, Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, vatanını canından çok sevip, bu uğurda can veren bütün şehitlerimizin ruhları şad olsun!
***
(*)  Bir gazinin hatıralarından
(**) Bir Alman subayının hatıralarından

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Sabit - 4 yıl önce
Her satırını dönerek bir kez daha okudum ve gırtlağım hep düğümlendi yutkunmakta zorlandım. Böyle bir günde bu yazıyı paylaşmanız ve bizim önümüzdeki süreçte umarım ülkemize sahip çıkmamız anlamında iyi bir ders olur.