Güdülmeye gönüllü olmak


Nusret Yılmazer

Nusret Yılmazer

01 Nisan 2017, 07:26

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan saraydaki bir konuşmasında çobanlık üzerine konuştu ve “Kimse çobanlığı küçümsemesin. Çobanlık çok önemli bir meslektir. Bir sürüyü dağa yaymak, onları iyi gütmek ve yönetmek çok önemlidir. Ben iyi bir çobanım” demişti.
Bir ülkenin en üst yöneticisi böyle söyleyince, o ülkedeki insanlar da, bu bakışa göre koyun olur, sürü olur. Çoban bu ülke koyunlarını güdüyor olur.
Oysa bizler koyun değiliz. Biz güdülmüyoruz. Dünyanın hiçbir ülkesinde yöneticiler kendini çoban, ülkede yaşayan insanları da koyun ve sürü görmez. Bir yönetici çıkıp böyle bir konuşma yapsa ülke insanları da buna karşı çıkar, koyun olmadıklarını         gösterir.
Hangi ülkelerde bu tür bir idare yöntemine insanlar ses çıkaramaz?
 Birincisi diktatörlüklerde toplum pek ses çıkaramaz. İçlerinden tepki duysa da diktatörle başa çıkamayacağı korkusu toplumu sessizliğe büründür. Ancak ülkemizde toplumun büyük bir kesimi diktatör tarafından yönetildiğimizi düşünmüyor.
Geriye ikinci alternatif kalıyor. O da toplumun büyük bölümü güdülmeyi kabulleniyor. Yani başımızdaki ne derse o. İnsanların bir varlık göstermesi mümkün değil. Her konuda her şeyin en iyisini, en doğrusunu çoban bilir. Hangi yaylada otlanacaksa toplum, çoban onları o yaylaya yönlendirir. Çoban kavalı çalar ve koyunlar arkasından gider.
Burada bile çobanın koyunları kurtlardan koruma görevi vardır. Ama bizim çoban bütün kurtları etrafımıza topluyor. Toplumu bütün kurtların saldırısına açık hale getirdi.
Bana kalırsa bizim toplum ne tam olarak sürüdür ne de tam olarak insandır. Yerine geldiğinde saldırıya geçirilebiliyor. Kalkan olarak kullanılabiliyor. Oysa hiçbir sürü çobana karşı kalkan olarak kullanılamaz. Sürünün olduğu yerde çoban kurtların hedefi olamaz. Kurtların hedefi hep koyunlardır. Ve çoban herhangi bir saldırıda koyunların kendisini korumasını sağlayamaz. Çünkü koyunlar korkar ve kaçarlar. Öyle durup kalkanlık görevi yapamazlar. Hele saldırıya hiç         geçmezler.
Çoban hiçbir zaman sürü ile dalga geçmez, Sürünün dalga geçilecek bir aklı olmaz zaten. Sürü her zaman beslenecek ve sütünden etinden faydalanılacak bir varlıktır.
Bizde toplumun aklıyla bizzat yöneticiler dalga geçiyor. Bakın Adalet Bakanı Bekir Bozdağ neler demiş? Konu Cumhurbaşkanının meclisi fesih etmesi. Yani meclisin görevine son vermesi ve bunun sonunda yeni seçimlerin yapılmasını sağlayarak farklı bir meclisin, yeni meclis üyelerinin seçilmesinin sağlanmasıdır. Yani meclis seçimlerinin yenilenmesi demek, mevcut meclis üyelerinin görevine son vermek demektir. Yani o meclisin görevine devam edememesi demektir. Bunun adı da fesihtir. Meclisin kendi iradesi dışında görevine son verilmesi. 
Cumhurbaşkanı dedi ki yok, “mevcut değişiklikte Cumhurbaşkanının böyle bir yetkisi yoktur. Bulsunlar fesih yetkisini ben istifa edeceğim.”
Etrafındaki zevata da bunu savunmak düşüyor ama çok zorlanıyorlar. Başbakan TV’lerde diyor ki Cumhurbaşkanı meclis seçimlerini yeniliyor, fesih etmiyor. Fesihi sadece darbeler yapar. Biz fesih yetkisi vermiyoruz, seçimleri yenileme yetkisi veriyoruz. Madem öyle eski meclis görevine devam mı ediyor. O görevine devam ederken yeni meclis üyeleri de seçilip birlikte mi görev yapıyorlar? Yok, eski meclis üyelerinin görevi sona eriyor. Kim sona erdiriyor? Cumhurbaşkanı. Yani Meclisi fesih etmiş oluyor. 
Bekir Bozdağ Twitter’da maddeler haline bunun böyle olmadığını anlatırken komik duruma düşüyor ve hakikaten toplumun aklıyla alay ediyor. 
1) Anayasa değişikliği paketinde Cumhurbaşkanı'nın TBMM'yi fesih yetkisi yoktur; sadece TBMM seçimlerini yenileme yetkisi vardır.
2) "Fesih" ayrı şeydir, "seçimlerin yenilenmesi" ayrı şeydir. "Fesih" ile "seçimlerin yenilenmesini" aynı saymak/göstermek, bu gerçeği değiştirmez.
3) TBMM'nin feshi, TBMM'nin ve TBMM üyelerinin görevini sonlandırır. Yani; feshedilen Parlamentonun ve milletvekillerinin göre-vi sona erer.
4) Seçimlerinin yenilenmesi, TBMM seçiminin yenilenmesidir. Bu halde TBMM'nin de milletvekillerinin de görevi sona ermez; devam eder.
5) Feshedilen parlamentonun görevi, sona erer. Seçimleri yenilenen parlamento ve vekillerinin görevi ise yenileri seçilene kadar devam eder
6) Bu nedenle Anayasa'da, "fesih" kavramı yerine "seçimlerin yenilenmesi" ibareleri, bilinçli olarak kullanılmıştır.
11) Kemal Kılıçdaroğlu'nun ve         ekibinin konuyu çarpıtması, bu hakikati değiştirmez.”
Bekir Bozdağ bile Fesih yoktur derken kaç kez fesih diyor. Bu insan aklıyla alay etmek değil de nedir? Hükümet zam kelimesini de gündemden çıkarmıştı, onun yerine fiyatların güncellemesi diyor. İyi de böyle olunca ekmek fiyatı artmış oluyor mu?         Oluyor. 
Bu, olsa olsa ağanın lafının üstüne laf söylenmesini istememek demektir. Ağa öyle demişse öyledir. Ağa ne derse odur.
Toplum güdülüyor mu, yönetiliyor mu, bu referandumda ona karar verecek. Bu söylemler bana sadece bunları düşündürüyor. 

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.