Hayat koca bir deniz...


Rahsa Pınar Çetinkaya

Rahsa Pınar Çetinkaya

13 Nisan 2017, 06:32

Yine deniz kenarında bir banktayım... Düşünceli ve üzgün olduğum zaman, kendimi sahilde bir bankta bulurum. Dalgaların sesini dinlemek nedense, bana hep huzur vermiştir... Coşkuyla yükselerek, kıyıya kadar hışımla gelip, sonra hızını azaltıp az bir kumları içine hapsedercesine alıp ve yine kendini coşkulandıran dünyasına geri dönen dalgalar... Sesinde bile ayrı bir huzur var. Kendimi dalganın o güzel dış sesine bırakıp, iç sesime verdiği huzurla baş başa kalırım. Düşünürüm, giderim uzak diyarlara…
---
Kendimi hikâyesi üzücü bir eşcinsel arkadaşımın, hayatında buldum bugün...  O her zaman hayata gülümseyen, enerji dolu, sevgi dolu ama bir o kadarda yüreği buruk arkadaşım. Ne kadar da masum,  ne kadar da hayat kokan bir çocuğu barındırıyor içinde o ve onun gibiler. Bazen bazı şeyleri bilmemek işte bu yüzden belki daha iyidir. Sadece kendinde kalırsın bilinmezin içindeyken ama öğrendikten sonra, elinde olmadan onu yaşamaya ve onu hissetmeye çalışırsın. Oysaki onun yaşadıklarını ne kadar zorlasan da hissedemezin… Sadece dinlemekle kalırsın, küçük yaşında yaşadığı acı tecrübeyi ve sonrasındaki tüm hayatını alt üst eden fizyolojik değişimini… 
---
Onun gibi, nice insan var aramızda, tüm enerjisiyle bu hayat denizinde yüzmeye çalışanlar. Yüreği buruk bir sevgi ile dolu ama yine de yüzmekten vazgeçmeyenler. Eğer ünlülerse işte o zaman sorun yok, biz her şekilde alkışlarız, takip ederiz onları sosyal medyadan, tv den… Ya ünlü değillerse… İşte sorun orada başlıyor, iteriz, dışlarız, konuşmasını-hareketlerini gülmek için malzeme yaparız… Onlarında Yaradan’ı aynı değil mi oysa… Neden dışlarız cinsel tercihlerinden dolayı... Bize ne kişinin tercihinden, herkes kendinden sorumlu değil midir? Herkes kendi hesabını vermeyecek mi? Bu konu hakkında birçok yazılar, filmler var ama anlamaya çalışmayı bırakın, aramıza bile almak istemiyoruz toplum olarak... Sorun bakalım iç sesinize, neden?
Biz genelde, tanımadan ön yargılı bir toplumuz. Bilmeden, anlamadan yargılarız, asarız, keseriz. Sanki hep başkalarının başına gelirmiş gibi ya da o başkaları isteyerek bu tercihi yapmış gibi… Herkes nefes almak için hayat denizinde yüzmez mi? Yorulduğunda, gücünün tükendiğinde kimisi yüzmeyi bırakır, uçsuz bucaksız denizin koynuna sevdiklerinden, sevenlerinden, geleceğinden vazgeçerler… İşte yüzmeyi bırakanlar için, toplumun hiç mi suçu yok. Yargılayan, hor gören bir gözle baktığımız için, ötekileştirdiğimiz için olabilir mi? Bırakın herkes kendi hayatını özgürce yaşasın, günahın-sevabın bedelini özgürce verecek olan yine kişinin kendisidir. Yargılamayın, hiçleştirmeyin. Çünkü onları da senin-benim gibi Yüce Allah yarattı. 
Herkes eşit doğup, yine eşit olarak toprak altına gitmeyecek mi? Bu mudur dine ve devlete göre önce insan olmak… 
---
Deniz Alan Held’in İmam Daayiee Abdullah hakkında çıkan röportajı okudum. Kısaca bahsedeyim; 1954 yılında Amerika’nın Ditroit kentinde Sidney Thompson ismiyle dünyaya gelen Abdullah, kalabalık bir Afro-Amerikan ailenin oğlu. 16 Yaşında cinsel kimliğini fark ediyor. Okumak için gittiği Çin’de tanıştığı Müslüman okul arkadaşlarından etkilenerek, 30 yaşında İslam dinini kabul eden Abdullah, daha sonra İslam’ı ve Arapçayı öğrenmek için, Mısır, Suriye ve Ürdün’ü dolaşmış. İmam olarak anılması ise AİDS’ten ölen ve hiçbir imamın kabul etmediği eşcinsel bir Müslümanlın cenazesini yıkaması ve namazını kıldırmasından sonra olmuş. Daha sonra gene İslam dünyasında hoş görülmeyen farklı dinler ve eşcinseller arası nikâhları kıymaya başlamış. Şaşırdım mı hayır… Bu bir hastalık olmadığı için tedavisi yok, kabullenmekten başka çareniz de yok. Evladınızı, kardeşinizi sırf bu yüzden dışlayacak mısınız? Şaşarım, işte o zaman bu zihniyete… Belki uç bir örnek gibi gelebilir Daayiee Abdullah ama göz ardı edilmeyecek bir gerçek var ortada.  
Elbette; öyle doğsunlar diye dua etmiyorum ama kendini şu veya bu sebeplerden ötürü ya öyle hissediyorsa; işte ondan sonraki, davranışlarımızdan bahsediyorum… 
---
Benim bu düşünceme itiraz edenler vardır muhakkak ve onlara soruyorum, 
“ Sen hiç doğuştan, eşcinsel oldun mu? “ 
“ Olsaydın ne yapardın ?”
“ Senin, evladın kendini böyle hissederse ne yaparsın? ” 
“ Beyefendi koca adam olarak gezen biri, evladına hiç zarar verdi mi peki?” 
Sorun kendinize, hadi bir düşününün…
İç sesiniz asla yalan söylemez, dinleyin onu, cevabı bulacaksınız…
Bazen bir çiçeğin enerjisini hissederiz, onda huzur buluruz, yüzümüzde bir gülümse belirir. Bazen de bir minik kedinin kendi gölgesiyle savaşı bize enerji verir. Bazen de küçük bir çocuğun gülümsemesi ile enerji buluruz. Bunun örnekleri o kadar çok ki bu hayatta. Her yer enerji kaynıyor, yeter ki pozitif düşünceyle, yargısız bir gözle bakarsak her canlının enerjisini görürüz. İşte o baktığımız göz enerji sömürmez, güç verir ona… Bu hayatta tüm canlıların hayat enerjisi muhakkak ki var ve bu enerjisini sömürerek vicdanınız rahat olacak mı? 
İşlerinden çıkartalım mı-gittiğimiz cafelerde yürüyüşüne, konuşmasına, hareketlerine bakıp bakıp gülelim mi anlamsız şekilde? Yapmayın kimsenin tercihi için yargılamayın. Evet, bize ters geliyor diye hayata mı küssünler mi? Ne istiyorsunuz ölsünler mi? Bu hayatta; nefes almalarını engellemek değil, bu koca denizde herkes kendi istediği şekilde yüzmesine ve istediği enerjiyle yaşamda fırsat verilmeli… 
Hayat koca bir deniz, insanlığı kazanmak yerine kaybetmek hiç kimseye fayda vermez. Sahip çıkmayabilirsiniz ama ötekileştirmeyin, enerji vampiri     olmayın…

Bu köşe yazısı 13 Nisan 2017, 06:32 tarihinde ve saatinde eklenmiştir.
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
İnci Güven Türker - 1 yıl önce
Canım yüreğine sağlık. Bugünkü paylaşımın harika. Hiç kimseyi ötekileştirmediğimiz, yargılamadığımız, hiçleştirmediğimiz güzel günlere inşAllah.
Avatar
Suat Solmaz - 1 yıl önce
Hiç kimse bir başkasını yargılayabilecek kadar kusursuz değildir.Ne yazık ki bazıları bu hakkı kendinde görecek kadar hadsizdir. Yazdıklarına harfiyen katılıyorum. Maalesef dinimizi de kitabımıza göre uygulamıyoruz. Kitabı kendimize göre uydurup yaşıyoruz.
Eline sağlık...
Avatar
Serhan - 1 yıl önce
Yüreğine kalemine sağlık harika yazmişsin Ama anlayan kim insanlar hep kendilerini saklayarak ihtiyaclari oldugunda gidiyolar yanlarina Daha sonra ğine tanimaz ezmeye sidet ol