Hele dadaş hoşmusan


Hüseyin Şengül

Hüseyin Şengül

14 Kasım 2017, 07:12

Hele dadaş hoşmusan, bir Erzurum türküsüdür. Basit, eğlenceli, oynak bir havası vardır. 
Her ne kadar Puşkin ta 1828 yılında yazdığı “Erzurum Yolculuğu” kitabında Erzurum için karamsar bir tablo çizse de Erzurum, güzel türkülerin, güzel barların, güzel seslerin yöresidir. Bir Mükerrem Kemertaş gelir mi bir daha, bilemem. 

***
   Erzurum türküsünden söz açtık ama mesele Türkiye.
   'Kırk yıl düşünsem aklıma gelmezdi' sözüne uygun günler yaşıyoruz. 
   Dün A deyip hemen ertesi gün hiçbir gerekçe göstermeden B diyenler…
   Sanatın düşmanları…
   Kültürün ve sanatın zaptiyeleri...
   Topluma dinden anladığını vaaz edenler, dayatanlar…
   Terlikçiler, kefenciler, kılcılar, tüycüler…
   Topluma ahlak vaaz edenler…
   Sütre gerisinden apış takipçileri…
   Kafayı kadınla bozmuş kadın düşmanları…
   Ahlakı cinsel organların incir yaprağı sananlar…
   Dindar nesil yetiştireceğiz diyen toplum mühendisleri…
   Liste uzatılabilir.

***
   Ne düşünürseniz düşünün ne söylerseniz söyleyin ama…
   Ama kendi dünyanızı başkalarına dayatmayın.
   Bu ama var ya bu ama; ipin koptuğu yerdir. Bu ama, ölüm kalım noktasına varacak bir amadır!
   Bu ama, yaşama hakkı ve yaşama alanının varoluş çizgisidir!

***
   Şimdi de TRT, yaptığı birçok olumsuzluğa yenisini ekledi. “Hele Dadaş Hoşmusan” türküsünü tahrif etti. 
   Türkünün orijinali şöyle: 
   “Hele dadaş hoşmusanDolumusan boşmusanAyaklarin yan basir Yoksa sen serhoşmusan”
   TRT yetkilileri türküdeki sarhoş kelimesini sevmemişler. Bu zevat Müslümanlık taslayacak ya; konuya siyasal İslamcı bir bakış açısıyla sarhoş kelimesini kaldırmış, yerine oruç kelimesini geçirmiş. 
   TRT’de türkü şöyle okunuyor: "… Ayakların yan basir / Yoksa sen oruçmusan!"
   Yıllardır “Sen sarhoşmusan” dizesi, muktedirin emriyle "Sen oruçmusan" şekline dönüşmüş.
   Ne var bunda demeyin.

***
   Küçücük gibi gözüken bu uygulamalar ki, (yüzlercesi yapıldı, yapılıyor) toplumu inançları doğrultusunda dizayn etmek isteyenlerin diktaya doğru gidişinin adımlarıdır!
İnancınız gereği içkiyi sevmeyebilir, karşı olabilirsiniz ancak bunu başkalarına dayatamazsınız.
İçki sizin için günah olabilir, ama başkası için günah olmayabilir. Sana ne başkasının günaha girmesinden? İçkiden alınan vergilerle imamların maaşını ödemeyi biliyorlar! 

*** 
   Hele bakın; türküde geçen sarhoş kelimesini kaldır, orucu koy! 
   Bir taşla iki kuş vurma kurnazlığı.  
   Bu ne şımarıklık, bu ne utanmazlık, bu ne halk düşmanlığı…
   Anlaşılan sizler halk kültürünün ne demek olduğunu bilmiyorsunuz. Halk kültürü yukarıdan aşağıya şekillendirilemez! O içinden doğduğu coğrafyanın ve halkın bir parçası olarak belleklere, kitaplara, sazın teline, aşığın diline, dağa taşa, kurda kuşa işlemiştir. 
   Belleği sıfırlamaya çalışıyorlar. 
   Yer adlarını, türkü sözlerini, halk hikayelerini, masalları değiştirerek hiçbir yere varamazsınız. 
   Belleğin tümünü sıfırlamayı ve yeni bir tarih yazmayı kimse başaramadı.   
   Ey ahlak zaptiyeleri, bir kısım örneğini verdiğim şu türküleri ne yapacaksınız?

Misket türküsünden
   “Oy farfara farfara  Ateş de düştü şalvara”
Kırmızı Kurdele türküsünden
   “İndim derelerine Bilmem nerelerine Kaytan bıyıklarımı Sürsem nerelerine”

Bursalı mısın Kadifeli Gelin türküsünden
   Bursalı mısın kadifeli gelin çaydan mı geçtin Yanakların al al olmuş konyak mı içtin İçtiğimiz konyak mezemiz kaymak Sen kimin yârisin yavrum her yanın oynak”
   Yetiş ey TRT’nin kadısı; zındıklar konyak içmişler!

Halime türküsünden
“Halime’yi samanlıkta bastılar şalvarını gül dalına astılar”

Entarisi Ala Benziyor türküsünden
“Entarisi Ala Benziyor
Şeftalisi Bala Benziyor”

Gel Yanıma Gel türküsünden
“Aman Eller Görmesin
Sakın Eller Duymasın
Gel Yanıma Gel Gel
Tomurcuk Nağmelerin
Çözüver Düğmelerin
Göreyim Sinelerin
Gel Yanıma Gel Gel”

   Bu türkü Neşet Ertaş’ındır. İskender Pala Haberktürk’te yayınlanan bir röportajında “Neşet Ertaş'ın türkülerinde de erotizm vardır. ‘Bir tenhada can cananı bulunca...’ diye başladığınızda istediğiniz sahneyi üretebilirsiniz. Ama kadınları aşağılayan türküleri artık radyolarımızdan çalıp söylemeyelim."
Şu sığlığa bakar mısınız? Bu bir de edebiyatçı. 

***
   Pala, “Mevlâna” diye kitap yazdı. Mevlana’nın “Mesnevi”sini sansürsüz olarak okuyanlar bilir; öyle pornografik hikayeler vardır ki, bu türkülerde geçen dizeler onların yanında zemzem suyuyla yıkanmıştır! Pala bu Mesnevi’yi bilir. Bilir de işine  gelmez onu eleştirmek.  Bir de üstüne üstlük Mevlâna kitabı yazar. Siyasal İslamcı cenahın entelektüeli de bu kadar olur zaten! 
***
   “Bir tenhada can cananı bulunca...” diye başladığınızda istediğiniz sahneyi üretebilirsiniz diyen Pala; edebiyatın bir yanı da okuyucuya düşünme, yorum ve fantezi alanı bırakmaktır. Yani edebiyat anlatıcılık, öğreticilik, vaizlik değildir! Sizin edebiyatçılığınız bu kadar işte!
Can ile cananı kıskanan Pala, bunların yaptığından sana ne?
   Bir de kendince kurnazlık yaparak bu türkülerde kadınlar aşağılanıyor diyor. Talep ettiği sansürü kadın hakları savunucusu pozisyonuna bürünerek kendine haklılık/meşruiyet yaratmak istiyor. 

***
   Başkalarının görüşlerine sansür koyan zaptiyeler, şimdi de fantezilere mi sansür koyuyorsunuz? 
   Bu mümkün değil!
   Ahlak zaptiyeleri, siz kendi uçkurlarınıza bakın ama daha önemlisi biraz da kasalarınızla ahlakınız arasında bir bağ kurabiliyor musunuz, onun üzerinde durun! Orası işinize gelmiyor değil mi? 

***  
   Bir parantez açıyorum: Erzurum’un dadaşları, türkülerinizi bozanlara sessiz mi kalacaksınız? Sessiz kalırsanız sizin dadaşlığınız nerde kalır diye ümitsizce soruyorum.  
TRT’nin başçavuşları; bu türküler ahlak zaptiyeleri olarak sizin elinizdeki yerlerde bu şekilde söylenemeyebilir ama o türküler evlerde, sokaklarda, düğünlerde, gece alemlerinde söylenir de söylenir! 
   Toplum mühendisleri, sanat zaptiyeleri, şirret yöneticiler hayatı zapt edemeyeceksiniz! 

Bu köşe yazısı 14 Kasım 2017, 07:12 tarihinde ve saatinde eklenmiştir.
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.