Heykel takıntılılar


Yavuz Erensoy

Yavuz Erensoy

29 Aralık 2016, 20:58

Ülkede bir kısım insan var ki; kendine dikilen heykelleri takıntı yapmış. Şu veya bu şekilde bir zamanı bir fırsatı kollayarak yaratarak onlarla bir hesaplaşmanın mücadelenin içine giriyor. 
Taştan bronzdan hareketsiz cansız maddelerin bulundukları yerler bu takıntılı insanları rahatsız ediyor. 
Onlara karşı kendilerini ispatlamanın derdine düşüyorlar. Sana karşı ne yapsan cevap veremez durumdaki bu nesneleri bulundukları yerlerden başka yerlere taşıyıp götürmenin -mümkünse hepten kaldırmanın- derdindeler. 
Anlaşıldığı kadarı ile heykele sevgileri yok bari  onu yapan ve oraya koyanlara olsun saygıları da bulunmuyor. 
Sen mi diktin, sana ne deseniz bin türlü uyduruk tuhaf işe yaramaz mazeretler ileri sürüyor , canınızı sıkıyor, keyfinizi kaçırıyorlar. Üstelik heykel hammaddesi kafalarına ve kalplerine sözcükler tesir etmiyor. 
Bunun sanatla fikir dünyası ile ilişkisi olduğunu orada bulunan şeyin maddeyle değil ancak mana ile açıklanabildiğini ileri sürerseniz iddia ederseniz aydan gelmiş muamelesi görmemeniz mümkün değil. Vazgeçiyorsunuz!
Genelde bir kısım dindar görüşlülerde rastlanıldığı iddia edilen heykel tahammülsüzlüğü veya takıntısı esasında eğitim ve yetişme ile alakalı çözülmesi gereken bir sorun. Böyle bir çevrede büyüyen ve yetişen birisi olarak sık rastladım. 
Ne kadar inkar etseler de böyle yetişen bir nesil var. Neden niye sorularının geleneksel cevaplarını burada tartışmayacağım. Yerimiz müsait değil ruhsal halim ve sinirlerim de. 
Bu hastalığın tedavisi veya çözümü var mı? olur mu? gibi iyimser soruların cevapları için bir veya bir kaç nesil sonrasını beklemek gerektiğini düşünüyorum. 
Şimdi bugün bu ortamda bu takıntıların birdenbire hemen yarın sona ermesi, bitmesi mümkün değil. 
Ülkemiz, demokrasimiz, insan hak ve özgürlüklerimiz, tahammül ve hoşgörü sınırlarımız geliştikçe büyüdükçe batı medeniyetlerinin muasır seviyesine geldikçe yaklaştıkça , sanat ve kültürde millet birbiri ile yarıştıkça, stadyumlarda değil tiyatro salonları önünde kuyruklar ortaya çıktığı, eğitim de kültürlü, sağduyulu, aydınlık zihniyetli nesiller yetiştirdiğimiz zaman bu takıntılarımızın da bizi çoktan terk edip gittiğini, geçmişte hiç hatırlamak istemediğimiz bir yerlerde kaldığını göreceğiz. 
O gün, bugün değil! Bu köşe yazısı 29 Aralık 2016, 20:58 tarihinde ve saatinde eklenmiştir.
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.