İki seçenek ama hangisi?


Ali İbrahim Önsoy

Ali İbrahim Önsoy

16 Şubat 2017, 07:17

Yiğide demişler ya bu deveyi güdeceksin ya bu diyardan gideceksin; ya yardan vazgeçeceksin ya da serden(baş) karar senin.
Bu günlerde sanki sırat köprüsünden geçiyoruz, önümüze iki seçenek sunuluyor başka tercih yok hangisini tercih edelim?
Sorun devenin hendek atlaması, yardan ya da serden vazgeçmek değil sorun insani değerlerin yaşam koşullarının yöneticiler tarafından daralması yok edilmesi.
Her canlı kendi yaşam alanında özgürdür. Yaşam alanları kısıtlandıkça kendine yeni yaşam alanı bulur ama yaşadığımız bu “yer”de insan evladının yaşam alanı da kısıtlı. Sonradan edindiğimiz bilgi ve inanç yöneticilerin elinde birer sopa ya da havuç misali insani değerleri yaşam özgürlüğünü kısıtlamakta.
Derinin rengi, gözlerinin çekikliği ve boy farklı olmakla birlikte bizi diğer canlılardan ayıran bilinçli üretim, yeniden üretim ve emektir. Yani “örümcek dokumacıya benzer işlemler yapar, arı kovanlarını yaparken pek çok mimarı utandırabilir, fakat en kötü mimarı arıların en iyisinden ayıran geçmişi ve bugünü değerlendirip içgüdüsel ya da anlık değil bilinçli bir eylem içinde bulunmaktır”.
Ahmak aşığın sevdiğine “ya benimsin ya kara toprağın” misali yöneticilerimiz de bugünlerde iki seçenek sunmakta. Hangi sıfatı olursa olsun, atanmış ya da seçilmiş, yakası kalkık, cübbeli ve beli silahlı yöneticiler telkin etmekte yurttaşları “seçme özgürlüğünüz var” demekte, var ama nasıl?
Tarihten örnek ve acı yaşanmışları anlatmaya gerek yok. Bugünü anlatmak gerek, köşe başındaki Kemal bakkal, yanında ki terzi Halil, tatlıcı Çağdaş, berber Davut eczacı Funda’nın hesaplarını denetleyebiliyoruz ama devletin önemli kurumlarını fonlarını denetleyemiyoruz. Devlet örtülü ödenek ile yöneticinin harcamalarını denetlenemez konuma getirdiğinde yurttaşın vergilerini nereye harcadığının hesabını vermemekte. Memurun maaşının üç katından fazla gelirini beyan etme zorunluluğu var. Devlette ya da özel de çalışan bordolu sıfatı ne olursa olsun aldığı maaşının vergisini ödemekte, ama birileri sanki piyango ona vurmuş gibi geliri var, sormazlar mı bu variyetini neye borçlusun?
Devletin kurumlarının denetlemekle yükümlü kurumlar işlevsiz hale getirildi içeriği boşaltıldı, bu kurumları denetlemek artık imkânsız, neden denetlenmemekte hesap vermemekte, kim ne saklamakta ne kaçırmakta?
Yurttaşın önüne konulan seçenek iki tane elbet birini seçecek ama hangisini?
Herkesin söz ve karar sahibi olup hesap verdiği gibi hesap sorabilecek yasal hakkı olacak mı?
Tüyü bitmemiş yetimin hakkını yiyen, savaşlar çıkarıp kargaşadan nemalanan kim olursa olsun yargılanacak mı?
Gelirinin hesabını yurttaşlarına bir birey olarak verecek mi?
Yıllardır adı konmamış ama her gün ölüm haberleri aldığımız çatışmalar neden bitmediğinin hesabını verecekler mi?
Mademki yeni bir dönem başlatmak istenmekte o zaman devam eden aralıksız iktidar süresince birlikte el ele açılış yapan demeçler veren sevabı günahıyla birlikte yöneten olarak hesap verilmesi gerekmez mi?
Yurttaşa her bireyin katılımını sağladığı, temel hak ve özgürlüklerin korunduğu, başta devlet kurumları olmak üzere istisnasız hesap verecek, savaş ve çatışmaların bitirildiği, barışın ve emeğin hâkim olduğu mu seçeneği olmadığı gibi iki seçenek sunuluyor ya mevcut işletilmeyen kısmi yasal haklar ya da hesap verilmeyen bir anlayış. Teşbihte hata olmaz “havuç mu sopa mı” tercih senin.
 

Bu köşe yazısı 16 Şubat 2017, 07:17 tarihinde ve saatinde eklenmiştir.
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.