İstanbul için ubuntu


Can Berk Atasoy

Can Berk Atasoy

07 Kasım 2017, 07:19

Bir şehir düşünün adına yazılmış     sayısız şiir şarkı olsun, bir şehir düşünün ele geçirmek için oluk oluk kan dökülmüş olsun, bir şehir düşünün dünya tek bir devlet olsa başkenti olmak o şehre yakıştırılsın ve bir şehir düşünün bir kıtadan ötekine bir köprüyle geçmek mümkün olsun. Fakat bu şehrin sakinleri tabiri caizse şehre ihanet etsinler; tarihi mirasları restorasyon adı altında bir bir yok edilsin, en güzel caddeleri yenileme adı altında berbat edilsin, gelişim adı     altında her tarafına estetikten uzak     beton bloklar dikilsin ve en sonunda yine bu insanlar mahvettikleri şehri terk etmeye karar versinler. 
İstanbul bu yıl uzun zamandan beri ilk kez göç alan değil göç veren bir kent oldu. Bir zamanların taşı toprağı altın İstanbulu artık insanlarımıza cazip gelmiyor demek ki; haksız da sayılmayız aslında trafiği, mahşer kalabalığı ve sistematik bir şekilde güzelliklerinin yok edilmesiyle yaşanır bir yönü kalmadı belki de İstanbulumuzun. Peki biz değil miyiz tüm bu yukarıda         saydıklarım gerçekleşirken tepki göstermeyerek bu katliama ortak olan? Yine biz değil miyiz, şehrin bu tarihi mirasına zerre saygı göstermeyen? Ne yazık ki biziz. Ve şimdi sanki hiç sorumluluğumuz yokmuş gibi giden veya gitmeyi hayal edenler de bizleriz. 
Şimdi içinizden diyeceksiniz ki “Tamam, bunları biz de biliyoruz peki ne yapabiliriz?” Evet, belki saydığım tüm bu sorunları çözecek olanlar biz değiliz fakat eğer hepimiz ufak da olsa bir çaba gösterirsek İstanbul biraz olsun tekrar nefes alabilir. Mesela Ayşe Teyze artık çöpünü camdan aşağı fırlatmasın, Mehmet Amca içtiği sigaranın izmaritini yere atmasın, mahallenin gençleri yedikleri çekirdeklerin çöpünü orada bırakmasın, karşı komşu arabasını kaldırıma park etmesin, gençler sanat yapma arzularını tarihi eserlerin üzerine yansıtmasınlar, müteahhit abiler her boş alana bina yapmasınlar ya da belediyelerimiz deprem toplanma alanlarını AVM’ye çevirmesinler. İşte herkes bu şekilde kendi payına düşeni yaparsa biraz olsun nefes aldırabiliriz şehrimize ve biz kendi payımıza düşeni yaptıktan sonra belediyelerimizden bir şeyler talep etmeye hakkımız olur; böylece hep birlikte İstanbulumzu kurtarabiliriz. 
Şimdi sizlerle bir hikaye paylaşmak     istiyorum:    
“Afrika'da çalışan bir Antropolog bir kabilenin çocuklarına bir oyun oynamayı önermiş. Ağacın altına koyduğu meyvelere ilk ulaşanın ödülü o meyveleri yemek olacakmış. Onlara; “Hadi, şimdi başlayın birinci olan ödülü alacak” demiş.Antropologun sözü biter bitmez bütün çocuklar el ele tutuşup, koşup ağacın altına beraber varmışlar ve hep beraber meyveleri yemeye başlamışlar. Çok şaşıran antropolog, çocuklara neden böyle yaptıklarını sorduğunda ise çocuklar şu yanıtı vermişler; “Bu UBUNTU' dur. Nasıl olur da diğerleri mutsuz iken birimiz o ödülü yiyebilir ki?” Daha sonra “UBUNTU”nun anlamını açıklamışlar çocuklar;  “Bizim dilimizde UBUNTU “Ben biz olduğumuz için “Ben'im” demektir!” 
İşte hepimiz bir olduğumuzda İstanbul o eski İstanbul olacaktır.

Bu köşe yazısı 07 Kasım 2017, 07:19 tarihinde ve saatinde eklenmiştir.
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.