Karadeniz su kirliliği tehdidi altında


Utku Kızıltan

Utku Kızıltan

18 Mayıs 2017, 07:29

Karabük Demir çelik Fabrikası İnşaat Müdürlüğü’nde çalışıp futbol oynadığım yıllarda gidip gezmekten büyük keyif aldığım yeşillikler ülkesi Karadeniz’e birkaç defa da “Çevre Eğitimleri”, “Türkiye Su Meclisi” kuruluşu için gitmiştim. Derelerin önü kesilip borular içine alınmasını, o borularla başka derelere bağlanmasını, küçük çaplı HES Hidro Elektrik Santralı için toplanmasını üzüntüyle izlemiştim. O tarihlerde her ne kadar diğer bölgeler gibi göç almasa da derelerin, nehirlerin eski berrak hallerinin gittiğini gördüm. 
Karadeniz yaklaşık 460 bin kilometre kare. En derin yeri 2212 metre, ortalama derinliği 1300 metredir. Toplam hacmi 537 bin kilometre küp’tür fakat bunun yüzde 87-90’ı derin oksijensiz, canlıların yaşayamadığı sudur. Karadeniz, bol yağış alan, az buharlaştığından ve karasal tatlı su girdileri fazla olduğundan, yüzey sularındaki fazlalığı İstanbul Boğazı aracılığıyla Marmara Denizi’ne akıtmaktadır. 
Akdeniz’in tuzlu sularından bir miktarını da, ters ve alt akıntı olarak boğazlardan geri alır. Kirlenme Karadeniz’e boşalan akarsulardan olmaktadır. Bunların başında da Kıta Avrupası’nın yarattığı kirliliğin üçte birini Karadeniz’e taşıyan Tuna Nehri’dir. Doğu Almanya’dan çıkıp, Karadeniz’e doğru 120 koldan gelen akar suları da alarak akan Tuna, sanayileşmiş ülkelerden, tarımsal alanlardan ve yaklaşık 80-90 milyon nüfusu barındıran yoğun yerleşim yerlerinden geçerken yüklendiği, yılda 60 ton civa, 900 ton bakır, 1.000 ton krom, 4.500 ton kurşun, 6.000 ton çinko, 60.000 ton fosfor, 340.000 ton azot ve 50.000 ton petrol kirliğini alarak Karadeniz’e taşımaktadır.
Bu maddeler Karadeniz’in besin zincirini olumsuz yönde etkilemekte ve balık üretiminde azalmalara yol açmaktadır. Bunun yanında Dinyeper ve Dinyester nehirleri de kirlilik taşımaktadır. Üstelik Dinyeper hala 1986 Çernobil kazasının rayoaktif kirliliğini taşımaya devam etmektedir. Avrupa’nın siyanürlü altın madenlerinden gelen kirlikte cabası. Son yıllarda Karadeniz kıyı bölgeleri her geçen yıl artan oranda gelişmekte, yeni yerleşimler ve sanayi tesisleri yapılmaktadır. Buralardan çıkan evsel ve endüstriyel atıklar giderek Karadeniz’e daha fazla baskı yapacaktır. Nitekim yapılan araştırmalarda Karadeniz’de hızlı ekolojik değişim, birçok yerde, su ürünlerinde kitlesel ölümlere yol açarak tehlike sinyallerini vermeye başlamıştır. 
1995’te yayımlanan “İstanbul Master Planı-Taslak Görev Raporu’na dayanarak “Ulusal Karadeniz Stratejik Eylem Planı Türkiye Teknik Öneriler Raporu’nda” yazılanlara göre: “Nehirlerin taşıdıkları evsel ve endüstriyel yükler tartışılırken Karadeniz’e olumsuz katkılarda bulunan çok daha büyük bir su kitlesi İstanbul Boğazı olup arıtmasız derin deşarjla denize verilen kirli suların taşınmasının önüne geçilmesi gerekmektedir. Bu konudaki bilgiler nehir nehir, şehir şehir ne miktarlarda olduğu ne taşıdığı bizlerde mevcuttur. Tek eksik bu kirlilikleri önleme çabalarının eksik olmasıdır. Kirli bir Türkiye olmayalım. 
Sağlıklı kalmanız dileklerimle.

Bu köşe yazısı 18 Mayıs 2017, 07:29 tarihinde ve saatinde eklenmiştir.
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.