Kimsesizlerin kimsesi Garip Dede

Celal Fırat

Celal Fırat



RÖPORTAJ: Anıl Boduç 27 Nisan 2017, 08:18

Garip Dede Dergahı Başkanı ve Alevi Dedesi Celal Fırat'la hem Alevi öğretilerine hem de Garip Dede'ye dair güzel bir sohbet gerçekleştirdik. 400 yılı aşkın bir tarihe sahip Garip Dede Dergahı'nın kimsesizlerin kimsesi olduğunu söyleyen Fırat, “Kimseye benzeşmeden, kimsenin arka bahçesi olmadan, özgür bir şekilde ibadetlerimizi yerine getirmek adına burada var oluyoruz” dedi.

Türkiye'nin bir gerçeği olan ve sayıları 20 milyonu geçen Alevi toplumunun inancına, öğretilerine ve beklentilerine ilişkin şimdiye kadar birçok soru soruldu, birçok cevap verildi. Yıllar geçtikce daha örgütlü bir toplum haline gelen Aleviler, geçmiş yıllardaki çekinceyi de üzerlerinden atarak daha dışa açık bir kitle haline geldi. Dergahlarla, cemevleriyle ve derneklerle birlikte; “Bizlerde bu toplumun bir parçasıyız” diyen Alevilere dair, Garip Dede Dergahı Başkanı ve Alevi Dedesi Celal Fırat'la ilgiyle okuyacağınız bir sohbet gerçekleştirdik. Yahut muhabbette diyebiliriz. Zira Küçükçekmece'de yer alan ve 400 yılı aşkın bir tarihe sahip olan Garip Dede Dergahı'nın Dedesi olan Fırat, şöyle diyor; “Biz muhabbet taraftarıyız. Her şeyin başının muhabbet olduğunu söylüyoruz...”

Sohbete başlarken ilk olarak Garip Dede'yi sormak istiyorum. Garip Dede kimdir? Ve bu dergahın hikayesi nedir?
Garip Dede 1600'lü yıllarda yaşayan erenlerdendir. Özellikle Merzifon Piri Baba Dergahı var. Kendisi de bu dergaha mensup birisi. Bu dergahın içerisinde buraya gelen bir Alevi önderi var. Garip Dede'de onlarla birlikte buraya geliyor. İkinci Beyazıt döneminde bu dergahtakiler Macaristan seferine çıkıyorlar, Garip Dede ise gitmiyor ve burada kalıyor. Tam denizle gölün birleştiği yerde tatlı suyla tuzlu suyun birleştiği bu yerde bu dergahı kuruyor. Kimsesizlerin kimsesi oluyor ve ona bu isim veriliyor. Kaynaklara baktığımızda 102 yaşında öldüğünü görüyoruz. O öldükten sonrada diğer Alevi Bektaşi pirleri burayı devam ettiriyorlar.

Dergahın tarihten bugüne gelişi nasıl oldu?
1827 yılında bütün Alevi Bektaşi Tekkeleri yıkıldığı gibi müthiş bir kıyım yapılıyor. Hatta bu konuda bizim vakfımızın yoğun bir çalışması vardı. Aleviler ne kadar zarar görmüş o döneme ilişkin tarihçi arkadaşlarımızın hazırladığı bir kitabımızda vardı. Oradaki bilgileri okuduğumda ben bile irkildim. Burada hizmet eden dervişlerin hepsi katledilmiş ve yerlerinden yurtlarından edilmiş. Uzun yıllar sonra ise özellikle 1993 yılında başlayarak Garip Dede'yi bütün Alevi toplumu yeniden sahiplendi. Bir tuğla da sen koy ekseninden biriktirdikleri paralarla burayı baştan yarattılar. 93 yılında bir derneğin çabalarıyla kuruluyor. İşte o günden bugüne kadar burası yaşıyor. Bizde Garip Dede'nin kimsesizlerin kimsesi ekseninde geleneklerimizi yaşatmaya çalışıyoruz. Kimseye benzeşmeden, kimsenin arka bahçesi olmadan, özgür bir şekilde ibadetlerimizi yerinde getirmek adına burada var oluyoruz.

Namazın tarifi yok
Biraz Alevi inancına dair sormak istiyorum. Özellikle Aleviler neden namaz kılmıyor sorusu çok sık gündeme geliyor. Buna nasıl bir cevap verirsiniz?

Semavi dinlere baktığımızda her inancın ibadetlerini yaptığı bir alan yaratılmış. Bu da İncil ile Zebur ile Kuran ile tarif edilmiştir. Kur'an da bahsedilen ana tema nedir? Kul hakkıdır. Kuran'da hiç kimse diyemezki namaz şöyle kılınacak, cem böyle yapılacak diye bir tarif var. Ali İmran suresi 191'inci ayette ne diyor? “Otururken, yatarken ve yolda yürürken Allah'a dua edin” diyor. Bu meseleye de bu eksende bakmak gerekiyor.

Hz. Ali camide öldürülmedi!
Özellikle Hz. Ali'nin camide öldürülmesi nedeniyle Alevilerin camiye gitmediği de söyleniyor...
Aleviler niye namaz kılmıyor sorusuna cevap olarak Hz. Ali camide öldürüldü demek doğru değil. Hz. Ali camide öldürüldü demek büyük bir yalan. Bunu söyleyen tarihten yoksun konuşuyordur.

Peki Hz.Ali nasıl öldürülüyor?
Bu konuyu biraz detaylı anlatmak gerekir. Sıffın Savaşı'nda Hz. Ali ve Muaviye karşı karşıya geliyorlar. Muaviye taraftarları savaşı kaybedecekleri anda Amr İbn-ul As çok kurnaz bir şahsiyet; Ali'nin taraftarları çok inançlı, Kuran'ın yapraklarını mızrakların ucuna takalım, Ali'nin yanlıları bizle savaşmayacaktır der. Gerçekten de bunu yapıyorlar ve Ali taraftarları biz Kuran'a karşı savaşamayız diyerek, savaşmayı reddediyorlar. O dönemde Hz. Ali bunu doğru bulmadığını belirtiyor. Artık Kuran benim diyor. O mızrakların ucundaki kağıt parçası diyor. Ama dinlemiyorlar. Daha sonra da Hakem Olayı cereyan ediyor.

Bu olay mı ölümüne sebep oluyor?
Böyle de diyebiliriz. Ayrıntılı anlatmak gerekirse; Hariciler diye bir grup Ali sende Muaviye sende halife olmayacaksın diyorç Tarafsız olarak birini halife etme kararı alıyorlar. Şeyh Musa Ensari saf temiz olduğunu belirten ve haklıdan ya da haksızdan taraf olmayan biri olarak Ali'nin hakemi oluyor,  Amr Ibn-ul As'da, Muaviye'nin hakemi oluyor. As, Muaviye'nin hakemi olarak biz kararı onaylıyoruz der, Şeyh Musa da Ali'nin parmağındaki halifelik yüzüğünü almaya kalkar. Ali şöyle der, “Ya Musa, ben insanım diyen insan için en ahlaksız şey taraf tutmuyorum demektir. Sen ya iyiden yana olacaksın ya kötüden yana olacaksın. Sen burada benden yana taraf tutmadın. Bu doğru değil” diyor ve Hz. Ali, Musa'yı aşağılıyor. Fazla detaya girmeden anlatırsak, anlaşma sağlanamıyor. İlerleyen süreçte Hariciler, Şeyh Musa Ensari, Amr Ibn- ul As, Muaviye ve Hz Ali İslamiyet'e zarar verdi deyip ve hepsini öldürmeye karar veriyorlar. Hz. Ali'yi de evinden çıkarken onlardan olan bir kadın zehirli bir hançerle öldürür. Öldürdükten sonra mescite kaçar. Zaten o tarihe baktığımızda o coğrafyada bugün ki gibi düşünebileceğimiz bir cami yok. Mescit var. Ki mescitin bizdeki karşılığı da cemevidir.

celal fırat

Biraz da Alevilerin sorunlarına değinmek gerek. Zorunlu din derslerine nasıl bakıyorsunuz?
Zorunlu din dersi bir insanlık suçudur. Kesinlikle Cem Vakfı, bir dönem Alevilik tanıtılsın demişti ama şu an bizim gibi düşünen Alevi kurumlarının oranı yüzde 80 ve 90'lara kadar çıktı. Biz Cem Vakfı'nın görüşüne katılmıyoruz. Zira bu fikir hükümetin elini de güçlendirdi. Hükümete adeta üzülerek belirtmeliyim ki bir simit attılar ve hükümette buna tutundu. Ama şu an Alevi Bektaşi Federasyonu bu federasyona bağlı Pir Sultan Dernekleri gibi birçok cemevimiz bu konuda net olarak tavrını sergiliyor. Biz bunu hep güçlü bir şekilde  dillendiriyoruz. Şunu da söyleyelim. Türkiye'de Sünniler ve Aleviler yok. Diğer inançlara mensup insanlarda var. Diğer inançlara sahip insanların inancı öğretilmeyecek mi? Bunu kabul edemeyiz. Zaten devletin böyle konularla uğraşmaması lazım. Laiklik diyoruz ama Türkiye'nin durumu da ortada.

Avrupa'da birçok Alevi derneği var. Cumhurbaşkanı Erdoğan bu dernekleri, “Alisiz Alevilik” yaratmakla suçluyor. Gerçekten öyle mi?
Cumhurbaşkanı'nın bu söylemi insanları ayrıştırmaktan öteye gitmez. Avrupa'daki arkadaşlarımızın çabalarını ve gayretlerini doğru buluyoruz. Oradaki ülkelerin inançlara dair en ufak bir baskısı olmaksızın, kişilere inanç özgürlüğü bahşediyorlar. Onun için Avrupa'yı kutluyoruz. Ki bu sadece cemevi ekseninde değil şu an da Köln'de 24 tane cami var. Bu da büyük bir rakam. Her inançtan insan Avrupa'da ibadetlerini özgürce yerine getiriyor. Alisiz Alevilik söylemi de doğru değil. Biz Cumhurbaşkanı'ndan daha çok cemevleri Alevilerin ibadethanesi demesini bekliyoruz.

CHP Alevi partisi mi?
CHP bir Alevi partisi mi? Zira bu çok dillendiriliyor. Sizde bir Alevi olarak CHP bizim partimiz diyor musunuz?
Hayır tabii böyle bir şey sözkonusu değil. Kemal Kılıçdaroğlu'nun kimliğinden dolayı bunu söyleyenler var. Şimdi bunu diyenlere AKP bir Sünni partisi mi diye sormak lazım. AKP'de ne kadar Alevi milletvekili var. Hiç yok. Aynı şekilde 134 CHP vekilinin içinde sadece 29 tane Alevi milletvekili var. Nasıl bu Alevi partisi oluyor? Kesinlikle bu eksene hesaba getirmek bile bizi üzüyor. Evet Aleviler cumhuriyetçidir, özgürlükçüdür, daha çok sol tarafa yakındır. Aleviler için olmazsa olmaz olan şey cumhuriyettir, laikliktir. Bunun için Aleviler bedel ödemişlerdir gene de öderler. Ama CHP Alevilerin partisidir demek çok acı bir söylemdir.

Devletin atayacağı dedeler ya da Alevi dedelerine maaş fikrine nasıl bakıyorsunuz?
Alevilerin sorununu bir dedeyle konumlandırmak doğru değildir. Aleviler bu ülkenin yurttaşıdır. Ama aynı eksende bir Alevi dedesine bir maaş verelim bütün sıkıntılar çözümlensin demek doğru değildir. Biz Alevi cemevlerinin bağımsız olmasını, devletin buralara kaynak aktarmasını ve Garip Dede'nin ne kadar gideri varsa bunu devletin karşılamaşını talep ediyoruz. Burada 13 arkadaşımız çalışıyor. Haftada 10 bin ziyaretçimiz var. Her gün cenaze kaldırılıyor. Hizmetler veriliyor. Bu anlamda bir dedeye maaş verelim sorunlar çözülsün demek sakat anlayıştır. Bizim inancımızı bize tarif etmeye kimse kalkmasın. Biz kendi dedelerimizi kendimiz yetiştiririz.

Madımak Oteli'nin müze olması fikrini destekliyor musunuz?
Şu an Almanya'da utanç müzeleri kurdular. Şu an ilkokul çağına gelen çocuklar oralara götürülüp bu vahşetle yüzleşiyorlar. Almanya bu konuda bu acıyla yüzleşiyor. Sivas'ta da insanlar katledilirken devletin bir özeleştiri yapmaması doğru değil. Kesinlikle orası utanç müzesi yapılmalı. Bu kimseyi de ayrıştırmaz. Bu halkın rahatsız olacağı bir şey değil.

FETÖ'cü Alevi dernekleri vardı!
15 Temmuz sonrası bazı Alevi dernekleri kapatıldı. Bunların FETÖ'cü olduğu söylendi doğru mu?

Doğruydu biz bunu hep söyledik. Anadolu Alevi Bektaşi Federasyonu diye bir şey kurdular. Bunu o dönem FETÖ kadar hükümette destekliyordu. Biz her zaman canlarımızı uyarıyor buralara gitmeyin diyorduk. Onları şimdi kapattılar. Biz bu konuda çok önceden uyarmıştık.

16 Nisan'daki referanduma dair ne dersiniz? Aleviler referandumda ne dedi?
Alevi ekseninden bakarsak Alevilerin yüzde 99'unun hayır verdiğini söyleyebiliriz. Bu eksende en net duruşu gösteren Alevilerdir. Ancak sonuçlara bakarsanız ortada bir şaibe de var. Şaibe olduğunu hep söyledik. Benim vicdanımda bu seçimin bir yeri yok. Benim için geçersizdir ve yok hükmündedir.

Biz siyaset üstüyüz
Daha önce meclis üyeliği yaptınız ve istifa ettiniz. Hatta bu da o dönem çok konuşuldu. Avcılar'da da tanınan sevinen birisi olarak ne dersiniz?
Tabii üzülüyorum. Bizim ana mayamız rıza çevresinin oluşmasıdır. Dosthane bir şekilde gönül kapılarını açarak herkesin sevgide buluşmasını istiyoruz. Bilgisizlikle değil ilimle işler yapılmasını arzuluyoruz. Fakat sorunlarımız sıkıntılarımız var. Ama siyaset eksenine çok girmek istemiyorum. Garip Dede siyaset üstü bir kurumdur. Bu konulara çok girmek istemiyoruz. Belediyelerden çözüm üretmelerini ve çözüm odaklı çalışmalarını istiyoruz bizim bir vatandaş olarak beklentimiz budur. İki sene sonra seçim var. O gün geldiğinde herkes yaptıklarının karşılığını verecek.

Aklı olmayanın dini yoktur
Hz. Ali için böyle kılıcını sallar her yeri alır ya da şehadet parmağıyla Hayber Kalesi'ni fetheden Ali değil mi diye deyişlerde söylenmişti. Malkoçoğlu misali salt yiğitliği önplana çıkarılmıştı. Ama günümüzde akılla, bilimle sorgulayarak ilerlemek gerekiyor. Şimdi biz ne diyoruz? Din akıldır. Aklı olmayanın din imanı yoktur.

Vaaz vermeyiz muhabbet ederiz
biz cemlerimizde muhabbet ederiz vaaz vermeyiz. Çünkü vaaz insanı uysallaştırmak için kullanılan bir deyim. Biz muhabbet taraftarıyız. Herşeyin başının muhabbet olduğunu söylüyoruz. Şimdi düşünün insanlar birbirlerine bu muhabbetle baksa bu hoşgörüyle baksa Ortadoğu'da bu kadar çok akar mıydı? Şimdi birileri tekbir getirerek insanların başını kesiyor, böyle bir inanç gelenek olamaz.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.