Kitaplar ile maceram...


Rahsa Pınar Çetinkaya

Rahsa Pınar Çetinkaya

11 Eylül 2017, 07:09

İlk okuduğum romanım, orta 2.sınıftaydı. Yaz tatilinde, evdeki kitaplıktan seçmiştim, bir aşk romanı… İzmir Çamdibi ortaokulu Türkçe öğretmenimiz Halise Baran’dı, çok zarif güzel bir öğretmendi. O’na her derste hayranlıkla bakardım. Yaz tatili dönüşü “tatilde hangi kitapları okudunuz?” diye sorduğunda hiç unutmam “Liseli bir kız sevdim “( Oğuz Özdeş) kitabını söyledim. Okuduğum kitap için " ooo neden böyle bir kitap seçtin, yanlış seçim yapmışsın " demişti. Çünkü yaşıma uygun olmayan bir kitap seçmiştim. Yıllar geçti ve ben kitap okumaya her zaman devam ettim, her türlü kitabı maymun iştahlı gibi okumaya gayret ettim. Aradan 30 yıl geçti belki ve hala onun cümleleri beynime nasıl yer ettiyse artık. Her roman okuyacağım zaman, o güzel görüntüsü ile gözümde belirir ve sanki Halise öğretmen aynı cümleleri söyler... Çocuklara sakın çocuktur unutur demeyin, bazen umursamayacağınız konular sözler bile yıllar sonra, her türlü değişik şekilde (özel iletişim vergisi gibi, kdv gibi, tüketim, katkı payı, trt payı gibi vergilerle)yıllar sonra ortaya çıkıyor işte... Kötü bir şekilde elbette söylememişti, gayet sempatik bir üslupla söylemişti ama o cümlenin etkisinde kalmıştım işte. Sadece kötü cümleler değil iyi cümlelerle de akıllarda kalmak böyle bir şey işte... Kendisine, ulaşmak isterdim, o’nu görmek ellerini öpmek isterdim ama sosyal medyada bulamadım. Not: Öğretmenler insanın hayatında önemli bir yer kaplar, umarım tüm yeni nesil öğretmenlerimizde bunun bilinciyle öğrencilerine sevgi ve şefkat çerçevesinde iz bırakan eğitim verirler. (Mesleğini sevmeyen öğretmenlerin bunu başaracağına inanmıyorum. Üzüntüyle söylüyorum ama yeni nesil öğretmenlerinde çok rastladım, mesleklerini yapmasınlar o zaman,bıraksınlar)
***
Yıllarca okuduğum kitapların hangisini elime alsam, sevmesem de, sıkılsam da yarım bırakmadım. Kitabın sayfalarını hızlı hızlı ya da sayfaları atlayarak okumayı noktalamadım. Ya da kitap nasıl bitecek acaba diye merak edip en son sayfalarını okumadım. Gayet ciddi bir sorumlulukla okudum kâh yavaş okudum kâh ara verdim okumaya ama okudum.Şimdi bahsedeceğim kitap ise yukarıda bahsettiğim hiç bir sebep ile alakası olmaksızın kendine münhasır bir sebeple bir kaç kez şahsım tarafından terk edildi. Kitaptan sıkılmadım, konusunu bile tam anlamam mümkün değildi çünkü kitabın başlarındaydım. Ama gel gör ki okumak istemedim. Araya birkaç kitap aldım, onu hiçe sayarak, üvey evlat muamelesi yaptım, ben yaptım ben! Oysaki kitabı her şekilde okurum. Toplu taşımalarda daha çok zamanım geçtiği için en çok da orada okurum.  Bir zamanlar işyerim Yeşilyurt'ta iken; tren ile gidip gelirdim ve kahraman gibi hiç bir yere dokunmadan, dimdik ayakta durarak, heyecanla elimdeki kitap okumaya çalışırdım. Hey gidi günler hey… Çantamın ayrılmazlarındandır sevgili kitaplarım. Şimdiki işyerim farklı bir yerde, ulaşım içinse metrobüsümüz var, belediye otobüsü gibi görüntüsü her ne kadar  olsa da havasız metrobüsümüz var. Yaşasın.. Oldukça kalabalık ve bir başkasının nefeslerini rahatsız olsan da yakından hissedebilirsin. Karma insanlar topluluğu ile hızlı yolculuk yaptığımız metrobüsde, yine kitap okumaya devam ediyorum. Hatta bazen okumayı abartıp yanlış durakda indiğim olmuştur. Sonra bir daha doğru durağa ulaşıp, kendime isyan etmişimdir. Kitap sevdası bir tutkudur. Vazgeçemediğim sevdadır. Hele hele yazı tarzını sevdiğim yazarların kitabı ise değmeyin keyfime. 
***
Az öne bahsettiğim, üvey avlat muamelesi yaptığım kitap “Kürk Mantolu Madonna” hani sonradan kıymet bilinen meşhur Sebahattin Ali’nin gerçekten efsane dedirtecek kadar kaliteli olan eseri. Nasıl yaptım böyle bir kötülüğü bu kitaba. Oysa harika bir kitapmış. Bayıldım…Emeğine sağlık, nurlar içinde yat Sebahattin Ali...Affet beni ve bizi… 
Kitapda kara kaplı defterin içinden çıkan, müthiş bir hayat hikâyesi ve özel bir aşk anlatılıyor.  Kitabın edebi kalitesi, yaşam şartları, insan ilişkilileri, ikili ilişkilerdeki dürüstce yapılan sohbetler, samimiyet ve sadakat mükemmel işlenmiş. Buram buram yaşanacak olan aşkı bekleten ve şaşırtıcı gelişen konusuyla çok özel bu kitabı, kitaplığımdaki özel kitaplar rafına kaldırdım. Kitabın gelişme bölümünde “Raif Efendi ve Maria Puder’in hayattaki arayışları doğru insan üzerinedir. Doğru aşk, doğru insan...Raif Efendi, önce hayal sonra bir resim ile devam eden arayışı Maria Puder ile somutlaştırır. Maria Puder ise erkeklerin kadınları sadece fiziksel ihtiyaçları için sevdiğini, aradığı erkeğin kadına sevmek dışında herhangi bir düşünce ile yaklaşmayacak biri olmasını gerektiğini düşünür. İki karakter aradıkları şeyi birbirlerinde bulur.” Doğru kişiye âşık olan ama farklı dünyalara ait, zor olan iki insanın aşkı… Aşktaki güven,samimiyet, dürüstlük ve içe kapanıklık iç içe… 
Kitap hakkında bir-iki cümle kadar, yorum yapmak bu edebi esere ayıp olur, saygısızlık olur… O yüzden içeriğine şimdi girmeyeceğim. Geniş bir şekilde anlatmak lazım.Azı zarar olur,çoğu karar.
***
Velhasıl siz benim gibi yapmayın, sonra Sebahattin Ali’ye karşı suçluluk duyarsınız…Sadece tek tarz değil, çeşitli konular içeren kitap okuyun, okutun. Bir kitap onbinlere ulaşmaktır. Yazar içinde, okuyan içinde…
Tüm kitap dostlarına selam olsun…

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.