Masum değiliz, hiçbirimiz!


Ayhan Ongun

Ayhan Ongun

16 Kasım 2017, 07:05

Her birimizin sıkça yapması         gereken önemli bir iş var, kendimizi sorgulamak.
Bugün şikayetçi olduğumuz konularda, ben neler yaptım ya da sorunun çözümü konusunda ne kadar katkım oldu?
Bunları yapmak yerine hep birlikte koro halinde sorunları sıralıyor ve çözüm talep ediyoruz. Oysa çözüm büyük oranda bizde. Ama biz çözümün değil sorunların bir parçası ve hatta yaratıcısı olmayı daha çok     seviyoruz.
İşte bu yüzden diyorum ki, boş yere kendimizi aklamaya, vicdanımızı rahatlatmaya çalışmayalım.
Çünkü, masum değiliz, hiçbirimiz……… ihanet 
Geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayip Erdoğan “Kentlerimize ihanet ettik.” Dedi. İlk başta bunu bir itiraf gibi algıladı çoğumuz ve ne yalan söyleyeyim ben umutlandım biraz.
Sonunda iktidar da kendi yanlışlarını görüp, özeleştiri mi yapıyor, diye düşündüm.
Ancak görünen o ki, özellikle İstanbul’da son 25 yıldır yerel iktidarı paylaşanlar, Cumhurbaşkanı dahil hiç de özerlerine almadılar bu eleştiriyi.
Türkiye’yi bilmeyen, tanımayan birileri okusa, duysa bu sözleri; İstanbul’u başkaları yönetti sanır.
Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür     elbette.
Şimdi sıradan yurttaşlar olarak        dönüp kendimizi sorguladığımızda neler     göreceğiz?
Cezaevlerinde seçilmiş milletvekilleri, parti başkanları, belediye başkanları aylardır tutuklu ve henüz bazılarının iddianamesi bile hazırlanmamış.
Kanun Hükmündeki Kararnamelerle on binlerce kamu görevlisi mesleğinden atılmış.
Haksız yere görevden alındıkları iddiasıyla açlık grevi yaptıkları için cezaevine konulan Nuriye ve Semih neredeyse ölümün eşiğine gelmişler.
Yüzbinlerce yurttaşın hiçbir gerekçe gösterilmeden pasaportlarına el konmuş, yurt dışına çıkışları yasaklanmış.
Tüm bu haksızlıklara, yaşanmış olumsuzluklara, adaletsizliklere karşı toplumsal bir refleks gösteremeyen, dayanışma örgütlemeyen yurttaşlar olarak, sen, ben, o, masum değiliz hiçbirimiz!
Kuşkusuz bu durumda öncelikli görev siyasi partilere ve de özellikle ana muhalefet partisine düşüyor.
Cumhurbaşkanının TEOG sınavlarında olduğu gibi, ilgili bakanlardan rol çalarak ortaya attığı görüşleri üzerinden polemik yapmak yerine bu sorunların çözümüne ilişkin projelerini açıklamayan muhalefet, iktidarın oluşturduğu suni gündemin peşine takılıp gidiyor.
Her krizi fırsata dönüştürmede ustalaşan Erdoğan ve ekibinin tuzağına düşen muhalefet, gerçek gündem yerine anlamsız tartışma ve gerginliklerle boğuşuyor.
Anlaşılan o ki, önümüzdeki tüm seçimlerde yarış yine iktidarın belirlediği kurallar ve sahada yapılacak.
Bu demektir ki, hala parti içi demokrasiyi içselleştirememiş muhalefet partileri, karşı oldukları AK Parti’yi taklit edecekler.
AK Parti de nasıl Erdoğan belirliyorsa adayları, muhalefet partilerinde de genel başkan ve adamları belirleyecekler.
Sonra da topluma demokrasi, özgürlük vaat edecekler.
Bizler, ülkesine karşı sorumluluğu olan aydınlar, emekçiler, köylüler, demokrat olduğunu sanan herkes, yeniden somut durumun somut tahlilini yaparak, gerçek anlamda bir muhalefet örgütlemek         zorundayız.
Her örgütlü yapı bir umuttur ama salt kadın genel başkanı var diye bir siyasi oluşumu önümüze kurtuluş gibi sunanlara karşı da dikkatli olmak zorundayız.
Çiller döneminde yaşanan on binlerce faili meçhul cinayetleri henüz unutmadık.
Kanlı 1 Mayıs olayları, Bahçelievler, Kaharamanmaraş, Çorum, Sivas toplu katliamları dün gibi hafızamızda dururken, Kemal Türkler, Uğur Mumcu örneğindeki gibi yüzlerce ilerici, aydın insanımızın acısı yüreğimizi dağlarken, kimse bize geçmişi unutturmaya kalkmasın.
Diyarbakır, Metris cezaevlerinde yaşanan işkenceler, kayıp annelerinin çektiği acılar, 12 Mart ve 12 Eylülde yitirdiğimiz gencecik insanları nasıl unuturuz?
Ama dünün anlı şanlı devrimcileri, emperyalizme karşı top yekun mücadelenin yılmaz savunucuları, bugün Suriyeli çocukları potansiyel suçlu, kadınları seks objesi olarak görebiliyorsa, Halkların kendi kaderini tayin hakkı gibi evrensel bir kuralı dahi, gündelik siyasi kaygılar uğruna yok sayabiliyor, ya da inkar edebiliyorsa,
Yeni, yaratıcı mücadele biçimleri yerine, klasik, çıkarcı politikalara yöneliyorlarsa,
Bilin ki, masum değiliz, hiçbirimiz!

Bu köşe yazısı 16 Kasım 2017, 07:05 tarihinde ve saatinde eklenmiştir.
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.