MHP varsa yanlış olmaz

Volkan Yılmaz

Volkan Yılmaz



RÖPORTAJ: Anıl Boduç 04 Nisan 2017, 21:04

Türkiye'nin ana gündem maddesi referanduma ilişkin açıklamalarda bulunan MHP Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Volkan Yılmaz, Başbakan Binali Yıldırım'ın “MHP'nin olduğu yerde bölünmeden söz edemezsiniz” sözlerini hatırlattı, “MHP'nin olduğu yerde böyle yanlışlar asla olmaz” diye konuştu.

Milliyetçi Hareket Partisi MYK Üyesi Volkan Yılmaz, Türkiye'nin gündemini oluşturan anayasa değişikliği referandumuna dair samimi açıklamalarda bulundu. MHP'ye yönelik gelişen muhalefetten, “neden evet demeliyiz?” sorusuna kadar birçok konu hakkında detaylı açıklamalarda bulunan Yılmaz, MHP Lideri Devlet Bahçeli'den ise övgüyle söz etti. Bahçeli'nin, Türkiye için “evet” dediğini ve bütün Türk milliyetçilerinin evet demesi gerektiğini belirten Yılmaz, “Biz liderimizin de ifade ettiği gibi; önce ülkem ve milletim sonra partim diyoruz. Bu anlayışıyla birlikte şahsi bir çıkar ya da siyasi bir beklenti içine girmeden, Türkiye'nin geleceği için evet diyoruz” ifadelerini kullandı. Yeni anayasa teklifini detaylı bir şekilde ele alan Yılmaz sorularımızı yanıtladı.

16 Nisan'a çok az bir süre kalmışken açık bir soru sormak gerekiyor. MHP'nin referandum çalışmaları nasıl gidiyor?
Açıkça ifade edebilirim ki; MHP referandum çalışmalarıyla ilgili en önce startı veren partidir. Genel Başkanımızın talimatıyla milletvekillerimiz ve MYK üyelerimiz Türkiye'yi karış karış gezmekteler. Hemen her gün heyetlerimiz şehirleri gezmekte, halkla bir araya gelmekte ve anayasa referandumuna ilişkin bir bilgilendirme çalışması yapmaktayız.

Sözkonusu çalışmalarınızda belirlediğiniz temel bir anlayış var mı?
Elbette MHP olarak ülkücüler olarak sahip olduğumuz çok net bir anlayış var. Biz siyasi beklentilerimizi günü birlik çıkarlara beklentilere göre belirleyemeyiz. Liderimiz Devlet Bahçeli'nin önce ülkem ve milletim sonra partim sonra ben anlayışıyla siyaset yapmak zorundayız. Bizler, Türk milliyetçileri çok sorumlu bir anlayışa sahip. Ülkücülük 80 öncesi kör kurşunlara karşı idam sehpalarına karşı dimdik yürüyüşün bir adıdır. Ve MHP; “Ne mutlu Türküm” diyenlerin partisidir. Biz de bu inanç ve anlayışla hareket ediyoruz.

Devlet Bahçeli'ye muhalefet eden parti içi muhalefet hakkında neler söyleyeceksiniz?
MHP 7 Haziran'dan beri düşmanları ve bölücü unsurlar kadar yıpratılmadığı kadar parti içi demokrasi denilerek kendi içimizdeki insanlar tarafından yıpratılmaya çalışıldı. Bugün MHP teşkilatlarını örselemeye çalışıyorlar. Buna müsaade etmeyeceğiz.

Fitne ateşi yakanlar var
Bunun için aldığınız bir önlem var mı?

Teşkilat yöneticilerimize şunu salık veriyoruz; Bu tarz eleştiriler karşısında çelik gibi durun. Bu size atılan eleştiriler, taşlar aynı yere geri dönsün. Önce ülkem ve milletim sonra partim diyerek siyasi anlayışı buna göre belirleyelim. 7 Haziran'da bir fitne ateşi yakmaya çalıştılar partimizde. Bir takım arkadaşlar 7 Haziran'da bu partinin milletvekilliğinde birinci sıradan adaydılar. 1 Kasım'da aday olamadılar ve köşelerine çekildiler. Ben de 7 Haziran'da milletvekili adayı oldum 1 Kasım'da olmadım ama 1 Kasım'da da köşeme çekilmedim, çalıştım. Fakat o dönem köşelerine çekilen arkadaşlar şimdi televizyonlara çıkıp fitne ateşini kaynatmaya başladı.

15 Temmuz süreci içinde benzer şeyler geçerli mi?
15 Temmuz'da ne olduğunu özetlemek istiyorum. 15 Temmuz gecesi o hain darbe girişiminin karşısında o gün cumhurbaşkanı, başbakan, bakanlar, milletvekilleri ve ana muhalefet liderinin ne nerede olduğunu bilen vardı ne de ne düşünüğüdünü bilen vardı. Ama bizim genel başkanımız o gece parti merkezinde oturdu tüm ışıkları yaktırdı ve 'biz devletimizin yanındayız, hükümetimizin yanındayız bu hain darbe girişimine karşıyız' dedi. Bu kolay bir açıklama değildi, yürek isterdi. Şimdi şunu söylemek istiyorum parti içinde demokrasi havariliğine soyunan arkadaşlarımız, ablalarımız; O gün nerdeydiniz? Konuşmak için neyi bekliyordunuz? Niye bu darbenin karşısındayız diyemediniz? Ortaya çıkmak için neden ve niye beklediniz? MHP'nin kurumsal kimliğini zedeleyerek tarlalarda kurultay yapmaya çalışanlar, tel örgülere tutunduğunuz gibi 15 Temmuz gecesi Kızılay'daki bir tankın namlusuna niye tutunmadınız? İşte o gün Türk siyasetinin karanlık sayfalarına gömüldünüz. O gün insanlar dedi ki iyi ki bu ülkede; ülkücüler var iyi ki Devlet Bahçeli var. Bu gurur da bize yeter.

Peki referandum konusuna tekrar dönersek. Gerçekten bir anayasa değişikliğine ihtiyaç var mıydı?
Genel Başkanımız bir kitapçık bastırdı. Orada her şey gayet net anlaşılıyor. 1982 anayasasının hiçbir ihtiyacı karşılamadığını belirtiyoruz. Üstelik bir darbe ruhunu içinde barındırıyor. Bu bile bu anayasa değişikliğinin yapılması için başlı başına bir etken. Bakın tüm partilerin sivil beyannamesi olur ve her parti sivil bir anayasa vaat eder. Ama henüz sivil bir anayasa yapamadık. Artık sivil bir anayasa yapmanın tam zamanıdır.

Mevcut sistemle getirilmek istenen sistem arasında gördüğünüz bariz bir fark var mı?
Mevcut anayasada cumhurbaşkanı tarafsız diyor ama cumhurbaşkanının tarafsızlığı kağıt üzerinde kalıyor. Turgut Özal'la yaşadık, Demirel'le yaşadık, şimdi Erdoğan'la yaşıyoruz. Yani devletin tepesinde genel başkanımızın dediği gibi fiili bir durum ortaya çıkıyor. Devlette hukuksuzluk baş gösteriyor. Gene cumhurbaşkanını halkın seçmesini hatırlayın. Biz o dönem hayır dedik bunu yapmayın. Çünkü halk seçtiği zaman zaten çift başlı olan bir yönetimde bir taraf daha da güçlenecek hukusuzluk artacak dedik.

Benzer örnekler verebilir misiniz?
Yine yürütmeyi 82 anayasasına baktığınız zaman cumhurbaşkanı, başbakan ve bakanlar yapar diyor. Bu anayasayı yapan Kenan Evren bir darbeci ve kendini cumhurbaşkanı olarak tanımlandırdı. Adeta sınırsız yetkilerle donatıldı ama bana sorumluluk yüklemeyin dedi. Yüklenen tek sorumluluk vatana ihanet. Bunun için de meclisin dörtte üçü buna onay verirse. Yani hiç sorumluluk yok gibi. Gene mevcut anayasada güvenoyu diye bir şey var. Vatandaş oyunu kullanıyor bir parti getiriyor. Eğer o parti meclisten güvenoyunu alamazsa hükümet düşüyor. Yani bu güvenoyunun anayasamızda olması bile bu anayasanın değişmesi gerektiğini gösteriyor.

Koalisyonlar ortadan kalkacak
Halka neden evet denmesi gerektiğini nasıl aktarıyorsunuz?

Biz parlamenter sistemde halkın doğrudan doğruya yürütmeyi seçemediğini söylüyoruz. Diyelim ki siz X partisine oy verdiniz o parti birinci parti oldu. Şu anki cumhurbaşkanı o X partisine ben senin kaşını saçını beğenmedim deyip ikinci partiye hükümet kurma yetkisini verebiliyor. Bunun geçmişte örnekleri oldu. Ayrıca koalisyonlar ortadan kalkacak, hukuksuzluk sona erecek diyoruz. Bunları anlattığımızda milletin teveccühü ile karşılaşıyoruz. Bir ulusal kanalda Başbakan Binali Yıldırım şunu söyledi; “AK Parti'nin bulunduğu bir anayasa değişikliğinde ülkenin bölünebileceğini düşünebilirsiniz ama MHP'nin olduğunu yerde bunu söyleyemezsiniz” demişti. Millette bu şekilde düşünüyor. MHP'nin olduğu yerde yanlış olamaz.

Terör örgütlerinin hayır cephesinde buluştuğu iddiaları için ne düşünüyorsunuz?
Ben toptancı düşünmeye karşıyım. Şimdi hayır oyu vermeyi düşünen çok değerli vatan evlatları var. Şimdi HDP hayır diyor diye hayır diyen herkesi terörist ilan etmek normal değil. Partim de böyle bir düşünce taşımıyor. Geçen gün Osman Baydemir bir konuşma yapıyor; Değerli arkadaşlarım Aleviler için Kürtler için bu anayasada hiçbir şey yok diyor. Hem Alevileri hem Kürtleri kaşıyıp etnisite ve mezhep siyaseti yapıyorlar bu çok tehlikeli.

Bahçeli fiskos yapmadı
Anlaşılan epey bir örnek verme şansınız var gibi görünüyor...

Evet, gene hatırlarsanız bir 367 krizi oldu bu ülkede. Erdoğan, Abdullah Gül'ü aday gösterdiğinde kıyamet koptu. O dönem Sabih Kanadoğlu bir şey uydurdu. İlk turda cumhurbaşkanını seçme sayısı olan 367'yi toplantı yeter sayısı haline dönüştürerek hukuken cinayet işlendi esasında ve Baykal'da bunun arkasına kapıldı. Ve CHP'liler meclisi terk ederek cumhurbaşkanını seçtirmediler. Sonra hükümet ne yaptı?  Erken seçim kararı aldı. Ve erken seçimde müslüman Cumhurbaşkanı seçtirmediler diye kapı kapı gezdiler ve ciddi bir oyla iktidara geldiler. O gün MHP'de 74 vekille mecliste temsil edilme yetkisine sahip oldu. O dönem bütün kulisler gene Bahçeli'ye kaydı ve Bahçeli meclise katılacak mı 367 sayısını bulduracak mı dediler? Bahçeli ise hiç fiskos yapmadan düşünmeden 367 tıkacını açtı yeni bir siyasi krizi önledi.

CHP yanlış algı oluşturuyor
Peki yeni anayasa ile ilgili bazı iddialar var. Özellikle tek adam eleştirileri yapılıyor. Bu konuya nasıl açıklık getirirsiniz?

CHP'nin ve hayır cephesinin oluşturmaya çalıştığı bir algı var. Bir rejim değişiyor ya da Erdoğan'a göre bir rejim düzenleniyor gibi bir algı oluşturmaya çalışıyor. Bu çok yanlış. Biz MHP olarak kişiye göre sistem değişikliği yapmıyoruz. Türkiye'nin siyasi tarihinin önünü açacak bir hamle yapıyoruz. Ve yasamanın yürütmenin yargının tamamen birbirinden ayrıldığı bir sistem yapılmaya çalışılıyor. Şimdi CHP diyor ki HSYK üyelerini Cumhurbaşkanı tek başına atayacak. Ama şu an mevcut HSYK'nın sisteminde 22 üye var bu kurulun 4 tanesini cumhurbaşkanı atıyor 16'sını bürokratlar seçiyor. Şimdi bizim değişmesini istediğimiz sistemde ise HSYK'nın ismi değişecek sayısı 22'den 13'e düşüyor. Kurulun başkanı ve adalet müşteşarı gene tabi üye. Cumhurbaşkanı gene 4 üye atıyor. Bürokratların seçtiği üyelerin yerine meclis 7 tane üye atayacak. Biz bunu söyleyince CHP diyor ki zaten mecliste çoğunlukları var dolayısıyla 7 üyeyi de cumhurbaşkanı atayacak. Ama bu 7 kişinin seçilmesi için meclise 52 kişilik bir komisyon oluşturulacak. Bu 52 kişilik komisyonun 30 tanesi AKP'li, 12 tanesi CHP'li, 6'sı HDP'li ve 4'ü MHP'li. Şimdi komisyonda 3'te 2 oy alan kişiler seçilecek. Dolayısıyla komisyonda biz uzlaşma olmadan bu üyelerin seçilmesinin hiçbir şekilde imkanı yok. 

Son olarak kararsız olanlara söylemek istediğiniz mesajınız var mı?
Cumhurbaşkanı sınırlara çekilecek, yargılanma şartı gelecek, ülkeyi kararnamelerle yönetilemeyecek. Yasama yürütme yargı bağımsız hale gelecek. Türk milliyetçilerinin üzerinde durduğu anayasanın ilk 4 madde değişmeyecek, Türklük ismi çıkmayacak. Devletteki çift başlılığa son verilecek. Darbe vs gibi demokrasiyi hedef alan şeyler ortadan kaldırılacak. Bahçeli ne diyor? Devlette Türk töresinin devamından yanayız diyor. Bundan sonra Türk töresi ile devlet yönetilecek. Bahçeli'nin bu mesajı da çok önemli. Dolayısıyla tüm kararsız seçmenin, hayır demeyi düşünen vatanseverleri evet demeye davet ediyorum. 

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.