Mutluluk beyinde başlar…


Rahsa Pınar Çetinkaya

Rahsa Pınar Çetinkaya

09 Nisan 2017, 22:34

Bircan YILDIRIM der ki ;  mutluluk beyinde başlar…

İşime gidip gelirken metrobüs kullanan biriyim. Çok kalabalık olmasına rağmen, zamandan tasarruf, trafik çilesini çekmemek ve vazgeçilmezim olan kitap okumak için, benim için en ideal ulaşım biçimidir metrobüs. Kitap okumaya vaktim yok diyenlere bu sebeple hiç inanmamışımdır. Boş vakit geçirmek için kitabı alet edenlere karşı taraflı gözle bakarım. Oysa kitap okumak için, vakit yaratılmalı gerektiğini düşünenlerdenim.  O kalabalıkta her ne kadar keyifli bir ortam olmasa da okumayı yeğlerim. Neyse o kısmı uzatmaya hacet yok, çünkü okumak kişinin kendi tercihidir. Bahane sadece,kişinin aynı zamanda kendisini kandırma çalışma çabasıdır.

Metrobüs yolculuğumda;  kah ayakta durmaya zorlanırken kah oturacak bir yer bulunca ( ki bu bir zaferdir, o kalabalıkta yer bulmuşsan ne mutlu sana ) hemen devam ederim okumaya. Etrafıma arada bir bakınca, okuyan yolcu sayısının azlığı ve buna müteakip, yazar sayısının da bir o kadar  artışı hep dikkatimi çekmiştir. Kitap fuarının vazgeçilmez fenomeni olarak , kişisel görüşüm bu şekilde.  İçeriği edebi anlamda değerli olanları itina ile seçmeye çalışırım, buda benim tercihim? Hepsinin yolu açık olsun.

Bu yazıyı yazmama sebep olan konu ise ; metrobüs yolculuğum sırasında insanların yüzüne bakınca hep bir asık surat , hep bir mutsuzluk ifadesi ve tahammülsüzlük ,tartışma modunda,gergin insanlar. Henüz bitirdiğim ve bitmesinden üzüntü duyduğum bir kitaptan işte tamda bu anlamda bahsetmek isterim.

Bircan yıldırım – yaşam terapisi - bu kitapta, bireyin mutluluğa, samimiyete, hayalindeki aşka, ruhsal iyileşmeye ve daha iyi mutlu bir hayata ulaşmanın yolarını gösteriyor

Dünyada ve Türkiye'de ilk kez yazar tarafından kullanılan, yaşam terapisi ile bireyin neşeye, ruhsal bütünleşmeye, iyileşmeye ve daha iyi bir hayata ulaşmanın yollarını bizlere “yaşam terapisi” teknikleri ile bu kitabında cömertçe sunuyor. Bircan YILDIRIM bir sosyolog ve aile danışmanı. Öyle hemen içinizden “yaşam koçu” demeyin. Bir çok eğitimler veren, başarılı bir eğitmen aynı zamanda..

Yazı tarzı akıcı ve eğlenceli bir üslupla yazılmış. Bu da okuyucuyu sıkmıyor. Ayrıca ilk kitabı olan “duygusal zeka” nın tüm gelirini ismini vermek istemediği, bir yardım kuruluşuna bağışlayacak kadar da yüce yürekli. Helal olsun.

Önsözde dikkatimi çekenler ise şu şekilde ; uzun yıllar öğretmenlik yaptı. Beynimizin özellikleri, insan psikolojisi ve kuantum felsefesi alanına her zaman özel bir ilgi duymuş, araştırmalarının büyük çoğunluğunu bu alanda sürdürmüştür. Uzun yıllar nefes, meditasyon teknikleri ve yaşam terapisi ile kendisini şifalandırmak amacıyla çalışmıştır. İçindeki çocukla, kucaklaşmanın verdiği mutluluğun anlatılamayacağına ancak deneyimlenebileceğine ve bu keyifli keşif yolculuğunun bir ömür boyu devam edeceğine inanmaktadır. “kendini sev, hayatını sev!” Yıldırım’ın başlıca yaşam felsefesidir.

Kitaptaki ,en sevdiğim kısımlardan örnek ise ;  “çevremizde enerji vampiri dediğimiz kişilerden ne kadar kaçıp uzaklaşmamız gerektiği söylense de ya bu enerji vampirleri sevgilimiz, eşimiz, çocuğumuz veya anne babamızsa o zaman ne yapacağız? Hepsini bırakıp yine mi kaçacağız! Kendimizle olan ilişkimizi düzeltmeden hiç kimseyle olan ilişkimizi düzeltemeyiz. Kendisiyle iletişimi iyi olmayan bir birey ruhuyla olan tüm bağını koparmış demektir. Mutluluk, kendi yaşam döngünde zihninde önemli yer edinen sorumluluklarını yaptıkça geliyor. Kaçarak haz odaklı yaşayarak değil! Bu sadece geçici bir mutluluk anı yaşatıyor o kadar. Boş zamanlarda sevdiğin şeyleri yaparak zihnini boşaltabilirsin ama bilinçli farkındalıkta sorumluluğunu alarak! Herkes mutluluğun ne olduğuna dair ulu orta konuşuyor. İnsanlarda anlık gazla bunu yapıyor! Bence daha dikkatli olmalı aklımızı kullanmalıyız! Neyi neden yaptığımızı iyi çok iyi hesaplamalıyız! Lütfen kendi alanı dışında ve yeterli donanıma sahip olmayan bu konuda eğitim almayan kişilerin önerilerini dikkate almayın!

Başınızı duvara vurmamak neden yaptım dememek için! Unutmayın şu anda birçok insan bunun sancısını çekiyor!”

Neler yapmamamız gerektiği ile ilgili örneklerinden bazıları ise ;

  • Mutlu olmak için öncelikle; mutlu olmayı seçmeli ve buna niyet etmelisiniz.
  • Mutluluğun bir alışkanlık olduğunu hatırlayın. Mutlu olmayı sık sık düşünerek ve hayal ederek alışkanlık haline getirmelisiniz. Nöronlarınızın mutluluk için yeni yollar oluşturmasına izin verin. Zihninizi “bay(an) mutluluk” yönetsin ve nöronlarınız mutluluktan tavan yapsın.
  • Gün içerisinde sahip olduğunuz şeylere şükredin. Eşinizin, işinizin, çocuklarınızın, ailenizin varlığı için minnet duyun.
  • Mutlu olmayı tüm hücrelerinize kadar arzulayın.
  • Hayat düşüncelerinizden oluşur. Endişe, korku, öfke, başarısızlık düşüncelerine yoğunlaşırsanız mutlu olamazsınız. Böyle durumlarda hemen düşüncelerinizi sizi mutlu eden durumlara yönlendirin. Beden ile zihin bir bütündür. Vücudunuzu dik bir duruma getirmeniz, yüzünüze hemen bir gülücük kondurmanız sizi olumsuz düşüncelerden kurtaracaktır.
  • Birçok şeye para ile sahip alabilirsiniz. Ancak mutluluğu alamazsınız. Mutluluk sizin düşüncelerinizdedir. Onları değiştirmeden mutlu olmanız da imkânsızdır.
  • Mümkün olduğunca gerçekçi hayaller kurmaya çalışın. Unutmayın günümüz insanının bu denli mutsuz olmasının en büyük sebeplerinden birisi hayalleri ile yaşamı arasındaki uçurumdur.

Sözün özü o ki kitap okuyun; okurken kendi düşünsenize yakın olanlar değil, her türlü fikre açık olmak adına karşıt düşünceleri de okuyun. Fakat edebi değeri olan,konusunda bilgili olan yazarların kitaplarını okumanızı tavsiye ederim.  Eğitim ile kendinizi de yaşadığınız toplumu da ileriye götüren bayrağın bir parçası olursunuz.

Sevgili Bircan YILDIRIM yolunuz açık olmaya devam etsin, hayat enerjiniz,  mutluluk formülünüz, başarılarınız devam etsin inşallah. Ben severek okudum,  su gibi akıcı,şeffaf ve bilgi yüklü kitabınızı umarım tüm okurlarımız memnun kalır.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
İnci Güven Türker - 4 yıl önce
Kalemine yüreğine sağlık canım.