Mutsuzluktan ölüyoruz!


Anıl Boduç

Anıl Boduç

22 Mart 2017, 07:20

Tayfun Talipoğlu’nun ölüm haberini aldığımda gözümü neredeyse yeni açmıştım sayılır. Mutlu bir güne başlamak umuduyla uyanırken telefonuma gelen haber bildirimine baktım. “Duayen gazeteci hayatını kaybetti” yazıyordu. Yalan yok “duayen” filan denilince 80 yaşını aşmış emektar bir gazeteci ağabeyimizdir herhalde diye düşündüm ve merakla haberin içeriğine baktım. İnsanların 55 yaşında da duayen olabilecek kadar büyük işlere imza atabileceğini unutmuştum!  Tayfun Talipoğlu’nun gece 2 buçuk sularında fenalaşarak hastaneye kaldırıldığı ve yaşamını yitirdiği yazıyordu…
Mutlu olmak niyetiyle uyandığım bir sabah alabileceğim en kötü haberdi. Evet Talipoğlu benim çok yakınım değildi, görüştüğüm ya da tanıdığım biri de değildi. Fakat alışık olduğum varlığını kanıksadığım bir simaydı. Etrafınızdaki tanıdık yüzler azaldıkça nasıl eksilir nasıl yalnızlaşırsınız bir düşünün.

O’nun öldüğünü öğrenir öğrenmez aklım şu “fenalaşarak ölmek” deyimine gitti. Neydi bu? Kalp krizi olsa kalp krizi derler diye düşündüm. Solunum yetmezliği mi? Kanser mi? Neydi Allah aşkına fenalaşarak ölmek? Ne çok insan fenalaşarak ölüyor ne çok insan aniden hastalanıyordu…

Bu yazıyı yazmadan evvel hepsini tek tek hatırladım. Gene bir sabah haberini almıştım. Esenyurt Evren Oto Sanayi Sitesi Başkanı Bahattin Özata’nın kalp krizi ile öldüğü haberini. Hâlbuki daha 3-4 ay evvel röportaj yapmıştık, gençti ve umutluydu. Sonra Beylikdüzü’nden gazetecilik yapan Talat Çabuk geldi aklıma. O’nun ani ölümünü de bir sabah Facebook’tan öğrenmiştim. En son da Beylikdüzü Sivaslılar Dernek Başkanı ve MHP’nin önemli ismi Halit Tuna’nın kalp krizine yenildiğini hatırladım! Hepsi de henüz 50’li yaşların başındaydı. Her ölüm erken ölümdür ama bunlar çok erkendi…

Neden fenalaşarak ölüyoruz?
Aslında yazının ana başlığı olan “mutsuzluktan ölüyoruz” dememin sebebini de bu başlık altında açıklayabiliriz. Bir anda sapasağlam bir insan hiçbir rahatsızlığı olmamasına rağmen nasıl oluyor da fenalaşıyor ve ölüyor? Kuşkusuz bu sorunun cevabını doktorlar daha iyi verecek ama bana kalırsa; mutsuzluk, üzüntü, sinir ve keder ölümü bir hayli hızlandırıyor. 
Panik atak hastalığının ciddi derecede artış gösterdiğini ve Türkiye’de antidepresan kullanımının 9 milyonlarla ifade edildiğini biliyoruz. Üstelik bu geçen yıl Hürriyet’in yaptığı haberden sunduğu veriler. Gene psikolojik tedavi gören hasta sayısında da yüzde kırk artış olduğu yazılıp, çizilmiş.

Yani “mutsuzluktan ölüyoruz” derken pek fazla haksız sayılamam. Biraz düşününce beliren nefes darlığı, çarpıntı ve iç sıkıntısı sadece fiziksel bir rahatlığın emaresi olmamalı. İnsan bedeni kadar ruhunu da iyi etmeli ve iyileştirmeli. Ne kadar sağlam bir bedene sahip olursak olalım ruhlarımızın yaralı yahut hasta olduğunu itiraf etmemiz gerekiyor. Zira bu kadar "genç“ ölümü açıklayabilen başka bir şey yok. Hem sadece ölümler mi? Bir de hesap edilmeyen hastalıklar var…

Kanser vakası artıyor
Fenalaşarak ölmek gibi bir de aniden hastalanmak var. Son birkaç ayda aldığım ve hiç hesap edilmeyen ölüm haberleri gibi hiç mi hiç konduramadığım hastalık haberleri de var. Önce kendi ailemden biliyorum. Yaklaşık üç yıldır babamın iyi olması adına bir kanser mücadelesi veriyoruz. Oldukça iyi durumdayız bu mücadelede ve iki defa kanseri mağlup etmeyi başarmışız. Fakat babamı tanısanız yaşam tarzına baksanız kanser olması gereken herhalde en son kişi olmaya aday olabilirdi. Hakeza şu an tedavisi devam eden 58 yaşındaki dayımın da kanser olduğunu söyleyeyim. Gene bir başka arkadaşımın babasının iki yıldır kanserle savaştığını da söylemem lazım.

Her birinin ortak yönü sağlıklı yaşamalarıydı. Sigara kullanmıyor, içki içmiyor içiyorlarsa da yılda belki 3-4 sefer dost ortamında. Ama buna rağmen kanser olabiliyorsunuz. Velhasıl onkoloji merkezlerine hiç gittiniz mi? 20’li yaşlarında, 30’lu yaşlarında hatta çocuk olup 3 yaşında 4 yaşında kemoterapi almaya gelen insanlar görüyorum! 
Kanser hastalığı da maalesef ani ölümler misali psikolojik rahatsızlıklar misali ciddi bir artış gösteriyor. Türkiye’de 2011 yılında bu tarafa yüzde 80 bir artış olduğu Kanserle Savaş Derneği tarafından ortaya koyulmuş…

Daha fazla ne diyeyim ki? Sağlıklı bir yaşam dileyebilirim hepimiz adına ve umarım kabul olur…

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.