Ölüm ile hayat kol kola


Yavuz Erensoy

Yavuz Erensoy

26 Temmuz 2017, 07:15

Yaklaşık iki ay önce babamı kaybetmeden önce tam da -yakınlarımızdan kayıplar yaşansa bile - ölümün ne olduğunu, ne anlama geldiğini, etkisinin ve tesirinin ne olduğunun farkında değildik. 
Bu korkunç olayın hayatın neresinde konumlandığını bil(e)miyorduk. Hatta ölümün geride kalanlar için nasıl sonuçlar ortaya çıkarabildiğinin bilincinde değildik. 
Ölümle kalan hayatınızın keskin ve sert bir viraja girdiğini ve bir daha asla pek çok şeyin eskisi gibi ol(a)mayacağının da -ne kadar gayret etseniz bile- algılayamamıştık. 
Kişinin hayatında bilhassa ana baba figürünün oynadığı rolün ne olduğunu; bile bilmesi kavrayabilmesi için illa kaybetmesi mi lazım. Belki de öyle. 
Onlar varken, yanındayken, birlikte beraberken hiç aklınıza gel(e)meyecek pek çok hususun kaybettikten sonra ortaya çıkması ne acı, ne dramatik, ne tuhaf değil mi?
Hayatta iken yaşıyorken ölümün hayatın çok önemli bir kilometre taşı olduğunun bilincinde de olamamak, hayatın bir gerçeği olduğunu anlamamak, eninde sonunda karşı karşıya geleceğinizi hiç aklınıza getirememek ne büyük ne yaşamsal bir gaflet öyle değil mi?
Bugün artık üzerinden geçen her yeni gün kaybınızı unutturmaya, acılarınızı kabuk bağlatmaya hızla çırpınırken, gayret ederken bir köklü değişime de uğruyor ve hayatınızdaki şeyler biçim ve anlam değiştiriyor.  
Artık eskisi gibi gülemiyor, belki ağlayamıyorsunuz. Etrafınızda dönen hadiseler kazançlar ve kayıplar size eski tadı ve değeri vermiyor.
Sevdiğiniz ve nefret ettikleriniz bile değişti, eskisi gibi değiller. Çok sevdiğinizi o kadar da sev(e)miyorsunuz, nefret ettiğinizde o kadar sevimsiz, itici, aykırı ve kötü değil. 
Ya sahip olduğunuz evler, ofisler, arabalar, elbiseler, cihazlar vs .. Onlara artık eskisi gibi sahip değilsiniz. Hepsi emanet hepsi yarın yada öbür gün veya yakın uzak bir gelecekte sizin olmayacaklar.
Peki hırslarınız, hedefleriniz, geçmiş     dertleriniz, gelecek kaygılarınız onlara neler oldu? yerlerinde duruyorlar mı? Nereye kaçıştılar, aklınızın beyninizin neresine saklandılar. Bir daha ortaya çıkıp size telkinde bulunmaya cesaret edebilecek fırsatı         bulabilecekler mi?
Artık baktığınız her yerde, her köşede onu aramayı ve bulamamayı öğrenmeye ne zaman alışacak hatta bırakın zamanı alışabilecek misiniz. Alıştığınızda ne olacak?
Ölmeden yakınlarınızı kaybetmeden ölmenin ne demek olduğunu anlamanız zor hatta imkansız. Fakat ölümün de hayatınızı çok başka bir şekilde anlamlandırdığını bilmenizi isterim. 
Kaderin tarifi imkansız bir şekilde Mevla'nın ilahi tecellisi ile şekillendiği, elinizden hiç bir şeyin gel(e)mediği, mutlak manada teslim olduğunuz, boynunuzun büküldüğü, sesinizin kısıldığı bir noktadasınız. 
Kısaca kaybınıza rahmet, mağfiret, kendinize de sabırlar dilemekten başka yapacak bir şey ve edilecek söz yok artık. 

Bu köşe yazısı 26 Temmuz 2017, 07:15 tarihinde ve saatinde eklenmiştir.
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.