'Evet' demenin vebali ağırdır

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, iş dünyasından isimlerle Kaya Ramada Otel'de bir araya geldi. Burada konuşan Kılıçdaroğlu, “Evet demenin vebali ağırdır, çocuklarına, torunlarına kimse hesap veremez” açıklamasını yaptı.

'Evet' demenin vebali ağırdır
31 Mart 2017 Cuma 06:37

Sanayicilerle Beylikdüzü'nde buluşan Kemal Kılıçdaroğlu'nu Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Çatalca Belediye Başkanı Cem Kara ve Avcılar Belediye Başkanı Handan Toprak karşıladı. CHP ilçe başkanları, meclis üyeleri ve partililerin de katıldığı yemeğe Kılıçdaroğlu, CHP Grup Başkanvekili Engin Altay ve İl Başkanı Cemal Canpolat'la birlikte geldi. Burada konuşan Kılıçdaroğlu, "Eğer siz, bir bildiriye imza attı diye bini aşkın öğretim üyesini, profesörü kapının önüne koyarsanız Türkiye'nin üniversiteleri bilgi üretemez. Bilgi üretmenin yolu akılcı düşünmeden geçer. Tartışmaktan, düşünceye sınır getirmemekten geçer" dedi. İktidarın 'neden evet denilmesi gerektiği' konusunda kendilerini bir türlü inandıramadığını dile getiren Kılıçdaroğlu, “Eğer bir ülkenin hapishaneleri doluysa, 10 kişilik koğuşta 50-60 kişi kalıyorsa hangi demokrasiden, hangi insan haklarından bahsedeceksin. Eğer bir ülkede medya özgürlüğü yoksa, o ülkede 150'nin üzerinde gazeteci hapisteyse hangi özgürlükten söz edeceksiniz?" diye sordu.

Parti devletleri asla büyümedi
Anayasa değişlikliği ile Türkiye'ye parti devletini getirmek istediklerini belirten Kemal Kılıçdaroğlu, “Eski Rusya'yı düşünün, Romanya'yı, Bulgaristan'ı düşünün, ne vardı komünist yönetim vardı. Cumhurbaşkanı komünist partinin üyesiydi. Bakanlar komünist partisi üyesiydi, herkes, valisi, kaymakamı herkes partinin üyesiydi. O rejim yürüdü mü? Yürümedi. Değişim yaşandı. Bütün o rejimler demokrasiye doğru evrildi” örneğini verdi. Parti devletlerinin bir ülkeye saygınlık kazandırmayacağını sözlerine ekleyen Kılıçdaroğlu, “Parti devletleri asla büyümemiştir. Asla dünyada saygınlık kazanmamıştır. Bu modeli getirmek istiyorlar. Biliyorum ki buna da takılacaklar. Buna da söyleyecekler 'Kılıçdaroğlu doğruları söylemiyor' diye. Buradan açık ve net söylüyorum, getirdikleri modelde Sayın Cumhurbaşkanı aynı zamanda partisinin genel başkanı olacak mı? Olmayacak mı? Olacak, yazıyor. Bakanlar kendi partisinin bakanları olacak. Başkan yardımcıları kendi partisinin başkan yardımcıları olacak. Son 2.5 yıldır fiili başkanlık düzenini yaşıyoruz. Valiler, kaymakamlar kimin için çalışıyor? Kaymakamlar tehdit ediyor muhtarları" diye konuştu.

Fındığımızı kime satacağız?
Alanya'da esnafın yağmur duasına çıkar gibi turist duasına çıktığını ifade eden Kılıçdaroğlu, “Şu soruyu kendisine sormuyor, 'bu turist düne kadar geliyordu, şimdi niye gelmiyor. Sorumlusu kim bunun?' Hollanda kavgasından sonra Karadenizli iş adamları geldi, büyük bir telaş içindeler. 'Hayrola' dedim, 'fındığımızı kime satacağız' dediler. Doğru, Amerika'ya fındık satmıyoruz, Hindistan'a, Pakistan'a göndermiyoruz. Nereye gönderiyoruz, Avrupa'ya. Buyurun kavga edin bakalım ne olacak. Mısır'a Ro-Ro seferleri iptal edildi, niçin? Mısır ile ne alıp veremediğimiz var bizim? Suriye ile kavga ettik. Gittik Suriye'nin iç işlerine karıştık. Hayatı savaş meydanlarında geçen Gazi Mustafa Kemal Atatürk, savaş sonrası, 'mecbur kalınmadıkça savaş bir cinayettir' diyor. Onun için 'Yurtta da barış olmalı, dünyada da barış olmalı' demiştir. Barış olacak ki, ilişkiler düzelecek ki, bizim iş adamlarının ürettiği ürünleri dünyaya satabilsin" dedi.

Yargı çöktü darbe oldu
Referandumda 'evet' demenin vebalinin ağır olduğunu, bunun hesabını kimsenin veremeyeceğini dile getiren Kılıçdaroğlu, “Şuradan biliyorum, 1982 yılında İstanbul Göztepe'de genç bir devlet memuruyken gittim, Fikirtepe'de bir okulda anayasa referandumunda 'hayır' oyu kullandım. Bugün çocuklarıma, torunlarıma diyorum ki 'Türkiye'yi bugün bu hale getiren anayasaya ben gidip 'hayır' oyu vermiştim. 2010 referandumu yapıldı. Ne diyorlardı, 'mezardan bile kalkın gidin, buna evet oyu kullanın' diyorlardı, 'bu olursa 'Türkiye uçacak, büyüyecek, zincirlerden, prangalarda kurutulacağız' diyorlardı. Ne oldu? O zaman ben yine gittim yine meydan meydan gezdin, 'yapmayın, etmeyin, bu referandum sonucunda yargı bağımsızlığı kalmaz, siz devleti birilerine teslim edersin' dedim. Evet oyu çıktı, fatura yine millete çıktı. Devleti kime teslim ettiler, bir kişiye. 160 militanı Yargıtay'a tayin ettiler. Yargı çöktü, devlet de çöktü, arkadan darbe de oldu. Müsebbibi ne? Bu 2010 Anayasa referandumudur. Hiç kimse unutmasın. Asıl sorumlusu odur” açıklamasını yaptı. DHA


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.