Referandum mu plebisit mi?


Hüseyin Şengül

Hüseyin Şengül

23 Mart 2017, 07:16

AKP’nin ve Erdoğan’ın anayasa referandumu konuşmaları, bu kampanyayı referandum içeriğinden çıkararak bir plebisite dönüştürme tehlikesini taşıyor. 
***
Referandum, parlamento tarafından kabul edilen bir kanun metninin halkoyuna sunulmasıdır. 
“Referandumda bir ‘sorun’, plebisitte ise bir ‘adam’ söz konusudur. Birincisinde bir metin oylanır; ikincisinde ise bir isim. (Buna bir de ‘olay’ı eklemek gerekir. b.n.)
***
“Referandum ile plebisit arasında bir diğer fark ise, demokratiklik bakımından ortaya çıkmaktadır. Referandum, demokratik bir usuldür: Halk etkendir, öznedir; karar alma sürecinin başına, ortasına ve sonuna katılır. Plebisit ise, anti-demokratik bir usûldür: Halk edilgendir, nesnedir; karar alma sürecinin sadece sonuna katılır.” Kemal Gözler / www.anayasa.gen.tr
***
 Neden plebisit tehlikesi var? 
Bir kere amaç saptırılıyor. Referandum, bir metnin oylaması iken, iktidar bu amacı, bir partinin veya bir kişinin seçimi olarak sunuyor. Halbuki anayasa referandumunda biz, bir kişi veya bir parti seçmeyeceğiz. Referandumda biz değişiklik metnine evet ya da hayır diyeceğiz. Referandumun sonucu isten evet ister hayır çıksın, AKP yine iktidarda ve Cumhurbaşkanı Erdoğan yine cumhurbaşkanı olarak kalacak.
***
Cumhurbaşkanlığı seçiminde Erdoğan’a oy vermiş bir seçmen, pekâlâ bu anayasa paketi için hayır oyu kullanabilir. Çünkü bu tercih, AKP iktidarı veya Cumhurbaşkanı Erdoğan için bir güven oylaması değil. İşte AKP bu kaymayı önlemek ve kendi seçmen kitlesini konsolide etmek için referandumu bir kişi seçimi veya güven oylaması gibi sunarak, referandumu plebisit bir seçime dönüştürmeye çalışıyor. 
***
Bunun böyle olduğunun bir diğer göstergesi de referandumun özgür bir ortamda yapılmadığıdır. Referandumlar özgür ve eşit koşullarda yapılırken, plebisit oylamalarda halk, egemenin çizdiği sınırlar dahilinde bir tercihe zorlanır. Her ne kadar mevcut anayasamızda OHAL koşullarında anayasa referandumu yapılamaz diye bir madde olmasa da, demokratik temayüller ve meşruiyet açısından bu referandum OHAL koşullarında yapılmamalıdır! Bunu Kasım 2016 tarihinde Başbakan Binali Yıldırım bile söyledi. Sonra birçok şey gibi bilerek ‘unutuldu’. 
***
Eşit koşullar ise, yok!  
CHP’nin hazırladığı 10 Mart tarihli bir rapora göre “Hayır”cılara yönelik “107 tehdit, baskı, hakaret, hedef gösterme ve saldırı yaşandı, ‘Hayır’ kampanyası yürüten en az 115 kişi gözaltına alındı, MHP’de ‘Hayır’ diyenler ihraç edildi, üç gazeteci ‘Hayır’ dediği için işten atıldı. Hayır kampanyası yürüten 115 kişi göz altına alındı. Salon tahsisleri iptal edildi. Salonların elektrikleri kesildi. Silahlı saldırılar, darplar oldu.” (11 Mart 2017 Cumhuriyet Gazetesi). Bu konuda daha geniş bilgi için rapora bakılabilir. 
***
Evet kampanyası yürütenler ise, devletin mali, idari ve yasal imkanlarını sonuna kadar kullanıyorlar. Uçaklar, araçlar, salonlar, meydanlar, valiler, gazeteler, televizyonlar emirlerine amade!
***
Serbest ve adil bir tartışma ortamı ve kampanya yürütme imkânı yok!
En azından şunun yapılması gerekirdi: Başbakan Binali Yıldırım ile CHP Başkanı Kılıçdaroğlu karşılıklı çıksınlar televizyona, niye evet ve niye hayır dediklerini müzakere etsinler. Örneğin çıksın anayasacılığını soğuk esprilere ve hamasi iddialara indirgeyen Burhan Kuzu ile HDP Milletvekili Sırrı Süreyya Önder tartışsınlar. Bu önerimi kesinlikle bir yarış, bir münazara yapsınlar anlamında söylemiyorum. Meseleyi doğrudan tarafların görüşlerini karşılıklı olarak dile getirmeleri üzerinden anlamak istiyoruz. 
***
Bitirirken bir notu ilave etmek istiyorum. 
Geçenlerde Cumhurbaşkanı Baş Danışmanlarından Avukat Mehmet Uçum çıktı televizyona. Anayasa değişikliğinin sofistike bir savunusunu yapmaya çalıştı. Sofistike (eskiden lafebeliği denirdi) diyorum, çünkü kendisi eski bir Türkiye Komünist Partilidir. Sol literatürü bildiği için bir birikimi var ama bu aynı birikimi, ince çarpıtmalar kıvraklığı doğrultusunda kullanıyor. Entelektüel oportünizm için şahane bir örnek olan Uçum’u, sonuna kadar dinlemeye dayanamadım!  
Sahi, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kaç danışmanı var? 36 diye rivayet ediliyor ama kendileri tarafından açıklanan bir rakam yok. 
Niye gizliyorlar?

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.