AK Parti AKP’lilerden bir an önce temizlenmeli

Arnavutköy AK Parti İlçe Başkanlığı'na talip olan Ebru Aktaş gazetemize konuştu. Mevcut İlçe Başkanı Ercan Üner'iyerden yere vuran ve referandumda 'evet' verdiğinden bile şüphe ettiğini söyleyen Aktaş, “AK Parti’ye yuvalanmış olanAKP’liler var. Bunlar da yetki ve makamları kendi çıkarları için kullanıyor. Hepsinin partiden temizlenmesi şart” dedi

AK Parti AKP’lilerden bir an önce temizlenmeli

Uzun süredir siyasetle uğraşan ve siyasetin tabanından gelen bir isim Ebru Aktaş…O bir erkek kadar cesur ve gözü kara, Nene hatun gibi çalışkan ve becerikli… Kadınların Sosyal hayatta mutlaka olmalarını savunan, sosyal hayatta olduğu kadar siyasette de kadınların daha aktif rol almalarını düşünen ve savunan ele avuca sığmaz bir isim. Kendisiyle bir söyleşi yaptık. Neden siyasete atılmayı düşündü? Siyaset kulvarında hangi partiyi neden tercih etti? Kadınların neden sosyal hayatta ve siyasette olmaları gerektiğini gazetemiz okurlarına açıkladı. İçeriğinde birçok mesajı barındıran bu güzel söyleşiyi okuyunca onun gerçekten bir toplum ve hizmet aşığı olduğuna ve her şeyden önemlisi Ebru Aktaş’a hak vereceğinizi umuyorum. Biz sorduk Ebru Aktaş sorularımızı içtenlikle o kendine has yumuşak ses tonu ve üslubu ile yanıtladı. Hadi buyurun hep birlikte okuyalım ve Ebru Aktaş’ı daha yakından tanıyalım. 
Siyasetin emekliliği yoktur
Neden siyasete girmeyi düşündünüz?         Hayalleriniz ve hedefleriniz nedir? Yani Ebru Aktaş öğretmenlik gibi kutsal bir meslek     dururken neden siyaset kulvarını tercih etti?
Arnavutköy’e yerleştikten sonra topluma ve insanlarımıza siyasi mecrada hizmet verebilmek amacı ile siyasete devam etme kararı aldım. Arnavutköy’de Erzurumlu nüfus oranı çok fazla, ulaşabileceğimiz insanlar çok fazla. Anadolu’da yetişen birisi olarak da ben buradaki halkın dilini çok iyi biliyorum. Nerden geldiklerini hanımlarını, beylerini çoluk ve çocuklarını, amaçlarının ne olduğunu, nasıl bir yaşam şekli hayal ettiklerini ve nelere sahip olduklarını biliyorum. Ebru Aktaş olarak neden içlerinde olmayayım? Neden onlara bekledikleri beklentileri vermek için çaba sarf etmeyeyim dedim. Arnavutköy’de de yine Ak Parti ilçe Başkanlığı yönetiminde yönetim kurulu üyeliği yaptım. Daha sonra yapılan kongre sonrasında ayrılma kararı aldık. Yani bir süre dinlenme süreci diyebiliriz buna. Siyasetin emekliliği yoktur. Dava bitmez, seçim süreçlerinde bir kenara çekilip beklemedik tabii ki. Seçim süreçlerinde Elimizden geldiği kadar, dilimiz döndüğü kadar, gücümüz yettiği kadar siyasi davamıza hizmet etmeye çalıştık. Bir süre sonra baktık süregelen bazı sorunların olduğunu tesbit ettik birleşme, bütünleşme gibi. Bu sorunların ortadan kaldırılabilmesi için bir şeyler yapma ihtiyacı duyduk. Şu anda böyle kutsal bir düşünce ile çıktık yola. 
Tek adam modeli var
Arnavutköy’ü siyasi açıdan değerlendirdiğimizde neler görüyorsunuz? Eksiklikleri var mıdır? Neler yapılabilir?
Bu durum aslında Arnavutköy’ün kanayan bir yarası. Arnavutköy’de sözde teşkilatlar var olmuş, herkes gücü yettiğince emek vermiş ama asıl tek adam modeli Arnavutköy’de uygulanmış. Hiçbir şekilde halkı görmeyen, halkı önemsemeyen, toplum içerisine çıkmayan liderler söz konusu olmuş. Bu kişilere lider diyemeyeceğim maalesef. Bu kişilere verilen vazifelerden dolayı o koltukta oturan kişiler diyebilirim. Arnavutköy ilçe olarak maalesef bu anlamda bahtsız bir bölge, çok fazla değeri hak etmesine rağmen hak ettiği değeri bulamayan bir bölge. Arnavutköy aslında siyaseten çok daha iyi yerlere gelebilecek durumda olan bir ilçe. Bizim yola çıkış amacımız da Arnavutköy hak ettiği konuma getirmek. Gelmesi için elimden gelen her türlü gayreti sarf edeceğim. 
İnsanları tanıyorum
Neden bir başka ilçe değil de         Arnavutköy’ü tercih ettiniz? 
Ben her şeyden önce yıllardan beri Arnavutköy’de oturuyorum. Arnavutköy halkı ile hemhal olmuşum, Arnavutköy’ün insanlarını, yaşam tarzlarını, beklentilerini ve burada yaşayan insanların hayallerini biliyorum. Ben Ebru Aktaş olarak Arnavutköy’ü çok daha iyi tanıdım. Atalarımızın güzel bir sözü vardır; “Doğduğun yer değil, doyduğun yer memleketindir” diye. Arnavutköy’de yaşayan nüfusun çoğunluğu benim hemşehrim zaten. Arnavutköy’ü arazi olarak ta çok iyi tanıyorum. Her bölgesini karış karış biliyorum. Siyasi çalışmalarıma yaşadığım bölgede devam etmek, bu bölgede yaşayan insanların sorunlarına çözüm bulmak ve onların istek ve beklentilerine burada çözüm bulmak sanırım en doğal olanı diye düşünüyorum. 
Verilecek göreve talibim
Sizi yaklaşık iki üç aydır takip ediyorum. Madem siyaseten bu bölgede yaşayan 
insanlara hizmet etmek istiyorsunuz,         önümüzdeki aylarda yapılacak olan kongrede AK Parti Arnavutköy İlçe Başkanlığına         aday olacak mısınız? 
Herkes bu anlamda adayım diyebilir tabiki. Ben adayım demiyorum, Partimin bana vereceği göreve talibim diyebilirim. Nasip olursa o göreve tabiki talibiz. Bu görevi parti üst organlarımız uygun görürlerse bu kutsal görevi elimizden geldiğince en iyi şekilde yapmak için çaba sarf edeceğim. Bu görev benim için kutsal bir görevdir. İnsanların sorunlarına çözüm bulmak, beklentilerine siyaseten cevap verebilmek açısından çok önemli ve kutsal bir görev benim açımdan.
Üner birkaç kez görevden alındı
Ak Parti Arnavutköy ilçe Başkanlığını nasıl görüyorsunuz? Başkan Ercan Üner’in         hizmetleri sizce yeterli mi?
Arnavutköy’de yıllardır istenmeyen bir ilçe başkanı var. Kendisine sorulduğu zaman madem istenmiyoruz neden yıllardır bu göreve devam ettik? Halkta bunun kendisi de bunun çok iyi farkında ki; Belki kamuoyunun bu konuda bilgisi yok. Birkaç kez görevden alınan bir ilçe başkanı var şu an Arnavutköy’de. Halen o makamda olduğu için bizim o makamdan kaynaklı saygımız sonsuz, çünkü makam farklı bir şey. Mevcut İlçe Başkanının şahsi duruşu ile ilgili ciddi bir sıkıntı var. İlçe Başkanlığı sıfatını kullanarak sergilemiş olduğu bir duruş var ki; bu benim partimin verdiği yetkiye yakışmıyor. Biz bunu halk olarak beğenmiyoruz. Teşkilat içerisinde birçok yöneticinin de bu duruşu beğenmediğini biliyoruz. Bu süreçte ortaya çıkan insanlar birileri ile görüşebilir, birilerini ziyaret edebilir. Hiç kimseye hiç kimsenin bu veya şu kişilerin ziyaretini kabul etmeyeceksiniz 
diyerekten baskı ve telkinlerde bulunma yetkisi yoktur, olmamalıdır da. Eleştiri aslında güzel değerlendirilebildiğinde çok olumlu ve güzel bir durumdur. Herkes herkesi eleştirebilir, eleştirebilmelidir, muhalif de olunabilir. Nitekim siyaset muhalefet ve iktidarla yürütülen bir kurumdur. Eleştiriyi kaldıramayacaksanız şayet o koltukta oturmayacak, o makamda bulunmayacaksınız. Hepimiz insanız, hepimiz hatalar yapabiliriz. Yaptığınız hatalar size söylendiği zaman bu hataları tehdit ve baskılarla susturmak yerine bunlardan ders çıkarabilmek ve yapılan hataları düzeltme yoluna gitmek bence en güzel ve erdemli bir çizgidir, yoldur. Baskı ve tehditlerle kendisine muhalif olanları yıldırmaya çalışmak siyaset değil çirkinliktir, siyaseti çirkinleştirmektir. Bu davranış biçimi hiç hoş bir duruş ve davranış değil, zira benim partim buna layık değil. Benim Liderim yedi düvele kafa tutabilen bir liderken teşkilatlarda belli makamlarda bulunan insanlar başkalarının lafları ile kimleri ziyaret edebileceklerinin kararlarını veremiyorlarsa onları ben asla Ak Gönüllü olarak göremem maalesef. 
AKP’liler temizlenmeli
Gerek sosyal medyada gerekse yazılı ve görsel basında da gördüğümüz gibi         partinin daha iyi yerlere gelmesi için     çalışan gerçek Ak Partililerin yanı sıra birde AKP’lilerin var olduğundan söz ediliyor. Siz bu söylemlere ve tesbitlere katılıyor musunuz?
Bu söylem ve tesbitlere sonuna kadar katılıyorum. Ben her zaman şunu savundum ve savunmaya da devam ediyorum; Ak Parti’nin içerisindeki AKP’liler temizlenmeden, benim partim seksen milyon vatandaşıma gerçek manada hizmet edemez. Ak Parti’ye yuvalanmış olan o AKP’lilerin içerisinde rantçılar var, verilen yetki ve makamları kendi çıkar ve amaçları için kullananlar var. Bunların hepsi tesbit edilip partinin içerisi en kısa zamanda temizlenmelidir. Parti bu kişilerden temizlenip gerçekten partisi ve davası için hizmet etme aşkı ile yanıp tutuşan gerçek Ak Gönüllüler kaldığında öyle zannediyorum ki; parti olarak çok daha iyi hizmet edebileceğimizi düşünüyorum, Reisimizin “yalnızım” tabirinin altını doldurabileceğimizi düşünüyorum. O, gücünü halktan ve çok güvendiği Ak gönüllülerden alıyor. Parti içerisindeki AKP’lilerin varlığı Reisimizin gücünü azaltıyor. Biz bu gücün daha çok artması için parti içerisindeki defoluları çıkartmamız gerekiyor.
Kucaklayıcı olacağım
Diyelim ki AK Parti Arnavutköy İlçe     Başkanı seçildiniz veya bu görev size     verildi. Arnavutköy’de nasıl bir siyasi     çizgi izleyeceksiniz?
Öncelikle şunu açık yüreklilikle söylemeliyim; Bana hizmet etmem için verilen o koltukta oturmak istemiyorum ben. O koltuk beni özlemeli, benim o koltukta işim yok. Benim halk ile iç içe olmam gerekiyor. Halk bunu istiyor. Benim liderimin bir sözü var; 'Fakir fukara, garip gureba kim varsa kapısını çalacaksınız' der. Zenginleri değil, özellikle yardıma muhtaç, yaşama umudunu kaybetmeyen ve yaşamaya çalışan insanları ziyaret edeceğiz. Ben nerde bir yetim varsa, bu yetimin başını okşamalıyım. Nerede unutulmuş kendini sahipsiz ve yalnız hisseden bir insan varsa, devletimin onu asla unutmadığını sahip çıktığını hissettirmek istiyorum. Zengin fakir ayırımı tabii ki yapmadan halkla içiçe olmak istiyorum. Bunları yaparken partimize emek vermiş abi ve ablalarımızı da yanımızda görmek istiyorum. Öteleyici değil, birleştirici, ayrıştırıcı değil bütünleştirici, örseleyici değil sevecen, nefret ettirici değil sevilen ve saygı duyulan bir insan ve başkan olmak istiyorum. 'Hep birlikte Türkiye' söylemini Arnavutköy’de gerçekleştirmek istiyoruz. Arnavutköy Türkiye’nin küçücük bir örneği, adeta minyatürüdür. 
Gizli çalışmak zorunda kaldım
Biraz önceki açıklamalarınızda Arnavutköy’de Ak Parti olarak oy potansiyelini         sürekli olarak artıran bir ilçe Başkanı Ercan Üner var karşınızda. Bunu nasıl         değerlendiriyorsunuz? 
Referandum sürecinde benim sayın Ercan Üner ile karşı karşıya gelme durumum oldu. Mevcut yönetimi istemediğimizi belirtmiştik. Mevcut yönetimin iyi yönetemediğini kendilerine iletmiştik. Yukarı makamlarla görüşmelerimizi yaptık. Referandum sürecinde zarar vermemek adına bu süreci askıya aldığımızı belirttik ve maalesef gizli çalışmak zorunda kaldık. Benim gizli yaptığım çalışmalarda halkın söylediği şuydu; 'Biz referandumda evet oyu vermek istiyoruz fakat şu anki mevcut başkan sebebiyle hayır oyu verebiliriz. Hayır oyu verilmesi için de çalışacağız' dediler. Biz bu insanların oylarını ikna yöntemi ile 'evet’e çevirdik. Bu çalışmalarımızı yönetimde herhangi bir kaosa dönüştürmemek amacı ile ayan beyan sergilemedik. 7 Haziran seçimlerinde siz de biliyorsunuz ki; partiye bir şekilde emek veren bütün kırgınlar elini eteğini çekmişlerdi ve hezimete uğramıştık. 1 Kasım seçimleri öncesinde Arnavutköy’e gelen bakan ve milletvekilleri ile yapılan toplantılarda kuruculardan tutun eski belde başkanlarına varana kadar hepsi şunu söyledi; 'Biz sizinle çalışırız, partimizle küs değiliz fakat, şu toplantımızda dahi Ercan Üner’in bulunmasını istemiyoruz. Çünkü alınan oyların tamamını kendisine mal edeceğini biliyoruz.' Maalesef de böyle oluyor. Şunu kendisi dahil olmak üzere herkes çok iyi biliyor ki; Bu referandumda eski teşkilatçılar elini taşın altına koymasaydı Ercan Üner Arnavutköy’de tek başına tek bir oy alamazdı. Zira yaptığı tek bir esnaf ziyareti var. Bunun haricinde ne bir esnafın ne de bir halkın elini tutmuş ve sıkmıştır. Ercan Üner’in almış olduğu bir tek oy yoktur, çalışan insanlar eski teşkilat mensubu insanlardır. Ben kendisinin oyundan dahi şüphe duymaktayım. Kurucu liderimiz Recep Tayyip Erdoğan sevdalısı insanların oylarıdır bu oylar.

Mesleğimi çok seviyorum

Ebru Hanım bize ve okuyucularımıza kısaca kendinizi tanıtırmısınız? Kimdir Ebru Aktaş?
1984 yılında Erzurum’un Narman ilçesinde dünyaya geldim. Babam öğretmendi. Beş kardeşin en son üyesiyim. İlk, orta ve yüksek öğrenimimi kendi memleketimde tamamladım. Atatürk Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Fizik bölümü mezunuyum. Halen uluslararası ilişkiler 2. sınıf öğrencisiyim ve adalet 1. sınıf öğrencisiyim. 2 çocuk annesiyim 1 kız bir erkek evladım var. Şu an itibariyle mesleğimi icra etmiyorum. Mesleğime yaklaşık 3-4 aydır ara vermiş durumdayım. Kadrolu değil, gönüllü öğretmenlik gibi bir durumdu bizimkisi. Öğretmenlik benim için çok kutsal bir meslektir. Babam da öğretmen olduğu için bizimkisi bir nevi bayrak yarışı şeklinde oldu. Aslında mesleğimi çok seviyorum. Öğretmenliği tercih etmemin ana nedenlerinden birisi insanları çok sevmemden kaynaklanmaktadır. İnsanların mutluluğu ve refahı için neler yapabilirim?diye düşündüm. Uzun araştırmalarım sonucunda bunu ancak siyaset kulvarında yapabileceğim kanısına vardım. Yani siyasete bir rant aracı olarak değil, gerçek amacı hizmet kulvarı olan bir dal olarak düşündüm. Ebru Aktaş’ın mutlaka siyasetin içerisinde olması gerekir dedim. Siyasette benim için en doğru olan parti Ak Parti idi. Siyasete Ak Parti ile başladım. Ak Parti Sultangazi ilçesi kurucularındanım. Sultangazi’de seçilmiş bir yönetim ile bir süre çalıştıktan sonra Arnavutköy’e yerleşme kararı aldık ve halen yaşantımızda Arnavutköy’de devam ediyoruz.

Arnavutköy’e kadın eli değmeli
Ebru hanım sizce Arnavutköy’e kadın eli değmeli mi?

Evet Arnavutköy’e artık kadın eli değmesinin vakti gelmiştir. Zira erkekler yıkar döker, ama kadınlar toparlayıcı ve yapıcıdır. Kadınların değdiği her yer muhteşem bir şekilde güzelleşir, düzelir, oralara düzen gelir. Nizam intizam gelir. Kadınların ruhunda anaçlık da olduğu için derleyici, toparlayıcıdır, şefkatlidir, kucaklayıcıdır. Bizler hepimiz Anadolu kadınıyız, her birimiz Anadolu’nun belirli bölgelerinden bir avuç ekmek ve daha uygarca yaşam için İstanbul’un çeşitli bölgelerine gelmiş insanlarız. Ben Nene Hatunun memleketinden, onun toprağından kopup gelen bir insanım. Zira Nene Hatun küçücük evladını ihmal ederek vatanı ve milletinin özgürlüğü için mücadele ettiyse bizlerde tıpkı onun gibi bu cennet vatan için her türlü fedakarlığı yaparak çalışmaya adadık kendimizi.

Çiller’e benzetilmek bana gurur verir

Ebru Aktaş duruşu, çalışkanlığı, cesareti ve zerafeti ile 1990’lı yılların efsane kadın Başbakanı Tansu Çiller’le özdeşleştiriliyor. Bu konuda siz ne düşünüyorsunuz?
Tansu Çiller bilindiği üzere Türkiye’nin ilk kadın Başbakanıdır. Kendisi Başbakanlığı döneminde yaptığı çalışmalarla büyük başarılara imza atmış bir kişidir. Hani toplumumuzda derler ya adamlık ve erlik cinsiyetle olmaz. Tansu Çiller bunun en güzel örneğidir. Sayın Çiller örnek bir kişidir bana göre. Aslında sayın Tansu Çiller halen aktif siyasete devam etmesi gereken bir isimdir. Şu anda siyaset sahnesinde olmasa bile bizim örnek aldığımız bir kadındır. Siyaset olarak onun o cesareti, korkusuzluğu ile Türk siyasi tarihine altın harflerle yazılmıştır. Türk siyasi hayatına da eminim ki katmış olduğu çok şey var. Eğer Arnavutköy halkı beni naçizane Arnavutköy’ün Tansu Çiller’i olarak uygun görüyorsa ben buna ancak saygı duyarım, onore olurum. Bunun için Arnavutköy halkına da ayrıca teşekkür ediyorum. 

ORHAN ŞİMŞEK

Bu haber tarihinde eklenmiştir.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Muhsin acar - 2 yıl önce
Ebru hanımın ilçe yönetim kurulu üyesi olmasına rağmen ,Cumhurbaşkanlığı seçimlerine bir hafta kala memleketine gittiği,hatta CUMHURBAŞKANLIĞI seçimlerinde oy dahi kullanmadığı işin ercan üner tarafından ilçe teşkilatından gönderildiği doğrumudur