Partim isterse aday olurum

CHP İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin ile Türkiye ve İstanbul'un gündemini konuştuk. Tabii ki 2019'daki yerel seçimleri için Tekin'in ne söyleyeceğini herkes çok merak ediyordu. '2019'da CHP'nin İBB adayı olacak mısınız?' sorumuzu yanıtlayan Tekin kesin bir cevap vermese de açık bir kapı bıraktı; “Partim isterse aday olurum” dedi.

Partim isterse aday olurum

CHP İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin ile Türkiye ve İstanbul'un gündemini konuştuk. Tabii ki 2019'daki yerel seçimleri için Tekin'in ne söyleyeceğini herkes çok merak ediyordu. '2019'da CHP'nin İBB adayı olacak mısınız?' sorumuzu yanıtlayan Tekin kesin bir cevap vermese de açık bir kapı bıraktı; “Partim isterse aday olurum” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin ile Bakırköy'deki Pelit Pastanesi'nde buluştuk. Uzun zamandır herkesin ne söyleyeceğini merak ettiği Tekin ile çok da keyifli bir sohbet gerçekleştirme fırsatımız oldu. Türkiye'deki güncel siyaset, İstanbul yerelinin gündemi ve CHP'ye ilişkin birçok konuda yorumlarda bulunan Tekin'in açıklamaları epey ses getireceğe benziyor. Zira Tekin, 2019'daki yerel seçim için CHP'nin İstanbul adayı olmaya niyetli. Kendisi açıkça 'adayım' demese dahi partiden gelecek talebe göre tavır alabileceğini söylüyor. Bununla da yetinmeden olası bir erken seçimde Türkiye'de oluşacak seçim sonuçları haritasının da çok güçlü bir şekilde CHP lehine olduğunu belirtiyor...

İsterseniz size hemen 2019'u soracak başlayalım. 2019'da Türkiye'yi neler bekliyor?
Önce şunu söyleyeyim, 2019 tabii bir seçim takviminin olacağı yıldır ama 2018'i nasıl atlatacağız. Yani önümüzde koca bir yıl var. Bugüne kadar yaşadığımız sorunları biliyoruz. Şu anda bu sorunlar mevcut hükümet tarafından çözülebilecek sorunlar mıdır? Hayır. Çok güzel bir söz var; 'Sorun yaratanların sorunları çözmesi mümkün değildir' diye. İktidar ne yazıkki özellikle son 2 yıldır sürekli sorun yaratıyor.



Ne tür sorunlar mesela bunlar?
Takdir edersiniz ki biz sonuç itibariyle küresel sermayenin bir parçasıyız. Her ne kadar bizi yönetenler sadece milliyetçi duygulara hitap olsun diye ey Merkel, ey Trump filan diye bağırmış olsalar da bunun ekonomideki bedelini ülke olarak biz ödüyoruz. Sonra Amerikan Merkez Bankası bugün ne diyecek diye bekliyor. Demek ki o zaman nedir; dikkatli olmak lazım.

Ekonomide ciddi bir açmaz mı var diyorsunuz
Elbette var. Bakın; 2001 krizinde en sembolik şey Ankara Siteler Esnafı'ydı. Biliyorsunuz mobilyacıların çok yoğun olduğu bir sitedir. O esnaf o dönemki ekonomik koşullardan kaynaklı en demokratik tepkisini göstermişlerdi. Çünkü takdir edersiniz ki demokrasinin temel kuralı ödediğiniz vergilerin hesabını sormaktır. Demokrasi sadece sandık kurup, adam seçmek değildir. Öyle olsa Esad'da kuruyor, Saddam'da kuruyordu. Yani demokrasi sandıkla tarif edilemez, temeli hesap sormaktır. Ödediğin verginin hesabını sormakta demokrasinin bir ayrıcalığıdır. Niye vergi veriyoruz? Daha iyi bir hayat için. Şimdi 2001 yılında dönersek o dönem esnaf Başbakan Ecevit'in önüne yazarkasa attı. Ondan sonra da hükümet ciddi anlamda kopma yaşadı. O dönemki gazetelere, televizyonlara bakın hepsinin manşeti bu Siteler Esnafı'dır. Şimdi 2001 yılındaki o Siteler Esnafı'nın durumu neydi şimdi ki durumu ne? Şimdi Siteler Esnafı'na kayıtlı esnaf sayısı 17 binden 3 bine indi. Pazar kaybı yüzde 95, karşılıksız çek zirve yaptı, alışverişte nakit kullanılamaz hale geldi. Şimdi o esnaftan o odalardan bir tepki göremiyoruz. O esnafın şimdi çoğu kapalı.

Türkiye korku tünelinin içinde
Peki nereye gitti bu kadar esnaf şimdi niye yoklar?

Korku tüneli diye bir şey var. Şu anda oda başkanlarından bir tepki görüyor musunuz? Türk Odalar Birliği, Ticaret Odası, Sanayi Odası neredeler? Neden konuşmuyorlar? Böyle bir perişanlık var iken hiçbiri ortada yok. Bakın Kapalıçarşı'da eskiden dükkan bulamazdınız, Mısır Çarşısı'nda hakeza gene öyle. Osmanlı'dan bu yana oralarda kiralık dükkan göremezdiniz. Bakın burası Bakırköy, burada bile esnaf perişan. Hal böyleyken bu ekonomik darlıkta, açmazda herhangi bir değişikliğe gitmezlerse 2019 biraz zor.

Türkiye 2019'u biraz zor görecek gibi yani
Şimdi benim konuştuğum AK Partili kardeşlerim de var. Şimdi muhalefet bazen kör gibi bakabilir deyip diyorum ki; 'Sizin gördüğünüz iyi bir şey varsa bana söyleyin ben de anlatayım' ama hiçbir şey söyleyemiyorlar. Bir tek yol yaptık, köprü yaptık muhabbeti var. Tabii yaptın ama bunu yapacaksın. Hizmetler senin görevindir. Asfalt yaptık diyorlar; ne yapacaksın başka ya? Bu senin temel görevin. Sen bana fazla bir şey yapmış değilsin. Ben şunu istiyorum; bu şehre 40 milyon turist gelsin, mali kazanım artsın. Ama sen bunu yapamadın asfalt yaptın bu mu yani? Şimdi takdir ederseniz ki Osmangazi Köprüsü vs güzel olmuş. Hiç itiraz etmiyorum. Ama Türkiye vakti zamanında bu köprüleri gene yaptı. Hangi kriterde yaptı? Kendi öz kaynaklarıyla. Şimdi nasıl yapıyoruz? Mesela üçüncü köprü. Erzurum'daki vatandaş hiçbir zaman o köprüden geçmeyecek ama cebinden o köprü için para çıkıyor, para kesiliyor. Bunu hangi vicdan kabul edebilir? Böyle bir anlayışı savunmamız mümkün değil. Geldiğimiz durum hem ekonomide hem iç ve dış politikada çok vahimdir. Sürekli korkuyla, santajla, baskıyla ayakta kalma şansınız olmaz. Onun için 2018'i görmeden, 2019 için yorum yapmak öngörüsüzlük olur.



Bu durumdan nasıl  çıkılacak peki zira çok karamsar bir tablo çizdiniz.
Bu iktidarla bu ortamdan çıkamayız. Özellikle şu dış politikadaki sorunlar milli sorunlarımızdır. CHP olarak bu sorunların çözümü için görev alalım diyoruz kabul etmiyorlar. Sürekli biz biliriz havasındalar. Her şeyi tek yapamazsınız. Teklik sadece Allah'a mahsustur. Şimdi Allah aşkına bütün bu birikmiş sorunlara bakın. Terör eskiden en büyük sorundu. Şimdi gene büyük sorun ama geçim sıkıntısı, işsizlik ve eğitimdeki sorunlar bu sorunun bile önüne geçti. Bir tane milletvekili ya da belediye başkanının telefonunu bir günlüğüne alın. Gazetecilere telefonlarımızı bırakalım. O gün 100 arama varsa 80 tanesi kızıma iş, oğluma iş diye. Geldiğimiz nokta bu.

Sonuçta çözüm nedir?
Mesela raporlar yazdık. Durumun vahametini anlattık. Dış politikada mesela şu bölgede en ağır mağduriyet yaşayan ülkede biziz. Suriye'de savaş var ne oldu? 3 buçuk milyon insan buraya geldi. Dünyanın en azılı terör örgütü başımıza musallat oldu. Bu cehennem yolu dedik dinlemediler. 
Önümüzde bir 17 ay var. Şimdi son 1 yılda yaşadığımız sorunlara bakacağız hükümetin sergilediği kafa yapısına bakacağız o yoldan çıkacağız. O yolda devam edersek 17 ay sonra halimiz felaket olur.

Sanki memlekette darbe varmış gibi
AK Parti'deki belediye başkanlarının istifalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Demokrasinin temel kuralı seçim değil mi? En çok iktidar partisi söylüyor ya; 'Millet iradesiyle gelen millet iradesiyle gider' diye. Şimdi biz karar aldık milli iradeyle filan olmuyor dediler. Önce kendileri gibi düşünmeyen 101 tane HDP'li belediye başkanını görevden aldılar hemen sonra kendi belediye başkanları olan 9 tane FETÖ'cü belediye başkanını görevden aldılar. Yetmedi sonra büyükşehirlerde bir metal yorgunluğu var dediler ve biz değişiklik yapacağız dediler. Olur, iktidarsınız. Bir erken seçim kararı alıp tüm başkanlarınızı değiştirirsiniz. Ama bunu denemediler. Ne yaptılar? Tehditle, santajla herkesi istifa ettirdiler. İşte Balıkesir'in eski başkanı başına gelenleri anlattı. Bir ülkenin cumhurbaşkanı, 'Belediye başkanı istifa etmiyorsa içişleri bakanlığına bildiririm' der mi? Bu resmen darbe dönemi. Kendi partisine yaptığı müdahale yetmedi şimdi muhalefette üzerine düşeni yapsın diyor.

Bu ne demektir? CHP'li belediyeler tehdit mi ediliyor?
Sadece çetelerin belediyeleri dolaştığını biliyoruz. Sana yardımcı oluruz, seni listeye almazlar filan diye belediye geziyorlar. Ne demek bu ya? Kimsiniz siz? Sizin bildiğiniz gibi belediyeler devlet tarafından denetlenir, eksiği varsa soruşturma açılır, sayıştay inceler vs. Şimdi belediyelerin raporları yok, hiçbir şey ortada yok. Eğer vardıysa bugüne kadar niye gereğini yapmadınız? Bunları demiyorsunuz. Zaten bunu deseler birçok belediye başkanlarını görevden alırlardı. İşte bunun temel örneği Zeytinburnu'nda İstanbul'un siluetini bozan yapılar. Yargı kararına rağmen yapılar binalar. Yargı özgür değil bunun da hesabını soramıyor. Demek ki hiçbir kural işlemiyor. Türkiye'de bir adamın iki dudağı arasında siyaset yürütülmeye çalışılıyor.

Erdoğan'ın; Topbaş'ı ya da Gökçek'i görevden almasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Erdoğan niye 2019'u beklemedi?
Darbeden sonra FETÖ'ye ait birçok holdinge şirkete el konuldu. Son 1 yıldır mücadele ediyorum hala cevap alabilmiş değilim. Sadece İstanbul'da 160 tane yer tesis etmişler. Şimdi bakın savcısınız, bütün savcılara sesleniyorum sizin de çoluğunuz çocuğunuz var. Yarın emekli olacaksınız. Bakın 12 Eylül dönemi savcılarını hatırlayan yok. O dönemin savcılarının çocuklarının çoğu utançlarından dolayı soyadını değiştirdiler. Böyle bir utanç vesikası olmak istemiyorsanız hesap sorun. Şimdi bu FETÖ okullarına giden çocuğun velisine savcı soruşturma açıyor ama bu okulun imar uygulamasını yapana, okulu teşvik edene soruşturma var mı yok? Bu ilişkileri göz önüne almaları lazım. Büyük ihtimalle bu FETÖ bağlantıları nedeniyle görevden lınan isimler bunlar.

İstanbul'da beton çetesi var
Cumhurbaşkanı; 'Biz bu şehre ihanet ettik' diyor, 'İstanbul'da yeşillik görmek isteyen mezarlık gezsin' diyordu bunları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ben zamanında Erdoğan'a bu şehrin rant haritasını gösterdim. İstanbul'da peşkeş çekilmek istenen yerleri yazdım ama cevap alamadım. Hatta bu dönem onlara 'beton çetesi' dedim diye beni de eleştirdiler. Şimdi yıllar sonra Erdoğan bu süreci fark etti. Bunu fark etmek için büyük bir çabaya gerek yok uçak İstanbul'a inerken şöyle bir camdan bakın anlıyorsunuz. Ama bu felakette bir suç ortaklığı var bunu bir kişiye bağlayamayız. Mesela şu İstanbul'daki sahil şeridine bakın. Çevre Şehricilik Bakanlığı'na ait yerler buralar. Hepsi felaket halde. İşte gene deprem gibi bir gündemimiz var. Yarın ne zaman olacak bu deprem bilmiyoruz. Ama sonuçta deprem bölgesindeyiz.

gürsel tekin

O konuda da bir önlem yok değil mi?
Yok tabii. Burada bir deprem olsa Allah korusun Türkiye biter. Bütün sermayen burada. Sanayin burada, turizmin burada, her şeyin burada. Yarın deprem olsa bunun altından kalkamazlar. Bakın deprem toplanma alanı var mı yok. Şurada insanlar deprem olsa nereye gidecek? Denizin içine mi gidecek? Eskiden Ataköy'de çok ciddi yeşil alanlar vardı hepsi yok oldu. Sahili zaten kapattılar. Tüm alanlar rantlara peşkeş çekildi. Kim aldı bunları ya; ben kirli suça bulaşmış gazeteler dedim diye bana saldırdılar. Bakın o gazete patronlarına görün...

Peki tekrar seçime dönersek. Türkiye'de erken seçim olur mu?
AKP, büyükşehirlerde kaybedeceğinin farkında. 30 tane şehirin olası bir erken seçimde CHP'ye geçeceğini görüyorum. Denizli, Bursa, Balıkesir gibi şehirler de buna dahil. AKP bunu bildiği için erken seçime karşı.

İYİ Parti ile yakınlığımız yok
İYİ Parti kuruldu. AKP-MHP ve CHP-İYİ Parti gibi bir blok oluştu diyebilir miyiz? Çünkü bunu çok hissediyoruz.
Şimdi referandum süreci geçirdik orada bizim dışımızda farklı siyasi düşüncedeki insanlarla da doğal olarak bir siyasi süreç yaşadık. O ilişkiler iyi ilişkiler oldu. Gerek HDP ile gerek Saadet Partisi ile gerek Meral Hanım ile. Ama takdir edersiniz ki çok partili hayata geçtikten itibaren çok parti geldi geçti sadece CHP kaldı. CHP önümüzdeki dönemde de demokrasi hukuk açısında lokomotif olmak istiyor. İYİ Parti tabii ki demokrasimiz adına bir kazanımdır, kendilerine başarılar dileriz ama bizim çok yakın bir ilişkimiz yok.

Ben yok biz var
Gürsel Tekin'i aday olarak görecek miyiz?

Bizim aday yarışı içinde olmamız mümkün değil. CHP'de at yarışı gibi Ahmet mi, Mehmet mi aday olacak süreci hoş olmaz. Herkesin umutla baktığı CHP için bu tutum hayal kırıklığı olur.  Eğer partim; 'Sana bir görev düşüyor' derse o görevi alırım, aday olurum. Ama arkadaşlarımla kavga ederek bir yere gelmek taraftarı değilim. Bakın Adana'yı, Mersin'i, Denizli'yi bu parti için rekabet dolayısıyla kaybettik. Bu süreçte parti içinde ben değil biz demek lazım. 

Bu haber tarihinde eklenmiştir.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.