Okullar açıldı ama öğrencilerin ruh halleri nasıl etkilendi? Ailelere düşen görevler neler

Yeni eğitim öğretim yılının bugün başlamasıyla birlikte milyonlarca öğrenci ve aile için yoğun maratonun da ilk zili çaldı. Okullarda bir yıl boyunca yaşayacakları günlerin sonunda eğitim yılını tamamlayacak olan öğrencilerin nasıl bir ruh halinde davranabileceklerini ve ailelerin görevlerini sizler için araştırdık.

Okullar açıldı ama öğrencilerin ruh halleri nasıl etkilendi? Ailelere düşen görevler neler
18 Eylül 2017 Pazartesi 13:26

Milyonlarca öğrenci bugün okulun ilk dersi için okullardaki yerini aldı. Yeni ders yılıyla birlikte TEOG'un da kaldırılması yönünde gündeme gelmesi öğrencileri bir hayli mutlu etti. Ancak her öğrenci okula karşı aynı tepkiyi vermiyor. Siz değerli okuyucularımız için hazırladığımız haberde yaşanabilecek olumsuzluklar, etkileyici negatif durumları okuyabilirsiniz.

 

1.1. Eğitim Sistemleri ve İnsan Davranışları Arasındaki İlişki

İnsan, dünyaya geldiği andan başlayarak tüm yaşamı boyunca birçok davranışta bulunur. Birey bir toplum içinde dünyaya gelir ve o topluma özgü davranışlar sergiler. Toplumsal yapıyı oluşturan kurum ve ortamlardan etkilendiği gibi kendisi de bu kurum ve ortamları etkiler. Karşılıklı olarak gerçekleşen bu etkileşim sürecinde, istenen ya da istenmeyen birçok davranış ortaya çıkar. İstendik davranışlar, algılayana, ortama ve koşullara göre değişiklik gösterse de genel olarak toplum tarafından kabul gören istendik davranışlardan söz etmek mümkündür.

Eğitim sistemleri, eğitilmesi gereken insan davranışlarının hem nedeni hem de sonucudurlar. Nedenidirler, çünkü eğitim sistemleri, bireylerin eğitim-öğretim hizmetlerinden yararlanmalarının bu sayede hayata hazırlanmalarının ön koşuludurlar. Yani iş hayatındaki bir bireyin zamanı iyi kullanmasının nedenini okulda kazandığı bu yöndeki davranışa bağlayabiliriz. Aynı şekilde eğitim-öğretim sürecinden geçmemiş bir bireyin hayata tam olarak hazır olduğunu söylemek mümkün olmaz. Eğitim sistemleri, insan davranışlarının sonucudur da, çünkü bireysel ve toplumsal yararı amaçlayan, eğitilmiş insan davranışları öğretirler. Örneğin, sınıfta bir öğretmenin öğrenciye yönelik tüm davranışları aldığı eğitimin birer sonucudur. Öğrenciler de okulda öğrendiği derslere göre davranış geliştirirler. Sonuç olarak eğitim sistemleri amaçlara uygun davranış oluştururlar ve yeni eğitilmiş davranışların oluşmasına ortam hazırlarlar. Tüm bu süreç ve amaçlar eğitim ve insan kavramlarının birbirlerinden ayrılmaması gereken temel birer değişken olmaları anlamına gelir.

Eğitim sürecinde de temel amaç bireye istendik davranışlar kazandırmaktır, ancak öğrenci davranışını etkileyen sınıf içi-sınıf dışı birçok faktör vardır. Bu etmenleri; aile, sosyal çevre, okul sınıfın yapısı ve ortamı, eğitim programı ve öğretim yöntemleri, öğrenci özellikleri, öğretmen davranışı ve özellikleri olarak sayabiliriz.

Birazdan ayrıntılı olarak göreceğimiz bu etmenlere geçmeden önce öğrenci ve sorun kavramlarına da kısaca değinelim.

1.2. Eğitim Sürecinde Öğrenci

Bir ülkenin eğitim ve öğretim sürecinin bireyleri o ülkenin geleceğinin taşıyıcısıdırlar. Yani öğrenciler, ülke geleceğinin kurucuları, hem bedensel hem psikolojik olarak iyi yetişmiş bireylerin ürünleri olacaktır gelecek.

Öğrenci kavramında sadece öğrenen ya da bilgilenen bir kişi olma özelliği değil, genel anlamda bilgilenmek istenen bir kişi olma özelliği vardır. Bu anlamıyla öğrenci, eğitim süreci içinde, eğitim ve öğretim süreçlerini bir bütün olarak yaşayan ve bu yaşantı sonucunda, bilişsel, duyuşsal, devinişsel (psiko-motor) davranışlar yanında etik davranışlarının da amaçlı ve olumlu yönde değiştirilmek istenen kişidir. Kısaca öğrenci sadece bilgilenen değil, etik yönden yapılandırılandır da ve  genel olarak da bu amaçlara yönelik bir işlevin olduğu eğitim sürecine dahildir. Bir örnek vermek gerekirse; sonucunda ceza gerektiren bir davranışın hukuksal boyutunu öğrenen öğrenciye, bununla birlikte bu davranışın olumsuz yönü toplumsal boyutlarıyla aktarılıp sonunda öğrencinin bu davranıştan kaçınmasını sağlamak eğitim sürecinin etik kaygı taşıyan bir amaca yönelik işlevidir.

Öğrencilerin bu süreçlerde yer alırken birçok faktörden etkilenmeleri beraberinde sorunları da getirir.

1.3. Eğitimde Sorun Kavramı

Sorun kavramı, çözülmemiş, uyumsuz bir durumun simgesi, göstergesidir. Bir anlamıyla, gerginlik, dengesizlik ve uyumsuzluk durumudur. Dengesizlik ya da dengenin bozulması ise, eğitim sürecindeki öğrencinin kendisinden, gelişimsel özelliklerinden, kişilik donanımlarından gelebileceği gibi, eğitim ve öğretim koşullarının öğrencinin beklenti ve gereksinimlerini karşılayamaması ya da her ikisinin belli bir dengelemeye ulaşamaması durumunda ortaya çıkan bir sonuç olabilir. Başka bir deyişle sorunlar kişilere özgü ve nesnel olarak eğitim-öğretim sistemine ya da her ikisine özgü olabilir. Toplumsal, ekonomik ya da bireysel olabilir.

Bir eğitim sistemi içinde yer alan öğrenci için, az önce sıraladığımız ülke geleceğine yön vermek gibi amaçları sorunlardan uzak bir sistem içinde düşünmek mümkün değildir. Elbette beklenen hem bedensel hem de psikolojik yönden iyi yetişmiş bireylerdir ancak koşullar her zaman buna uygun olmayabilir. Bu durumda eğitim sistemleri, sorunları, sorunsuzluğa dönüştürmek yükümlülüğünde ve sorumluluğunda olan kuruluşlardandır. Ancak burada sorunların varlığının beklenen bir durum olduğuna vurguyu iyi yapmak gerek. Çünkü burada önemli olan sorunlar değil, çözüm yollarıdır.

Sorunlar, bir boyutuyla, eğitim sistemlerinin gelişme dinamizmini yükselten, gelişime yöne veren itici güçlerdir. Sorunların varlığı çözüm yollarını bulmayı zorunlu kılacağından bu sayede bir önceki duruma göre ilerlemeyi de sağlar. Öğrenci sınıfın fiziksel koşullarından dolayı öğretimde bir aksaklık yaşıyorsa daha iyi bir sınıfta ya da sınıfta yapılan bir tamiratla koşulların düzelmesi sağlanabilir. Ya da genel olarak eğitim sisteminde varolan sorunlar varsa, hukuksal düzenlemelerle de birlikte eğitimde reformist  hareketlerle gelişme sağlanabilir. Bu yüzden sorunları sadece olumsuz yönleriyle değerlendirmek doğru olmayacaktır.

Fakat sorunların niteliği ve niceliği ile olumsuz boyutu başat konumdayken de biran önce durumun düzeltilmesi gerekir. Ekonomik, sosyal, psikolojik sorunlar, eğitim ve öğretimin amaçlarına ulaşmadaki yeterliliklerini engelleyen sınırlayan değişkenler olarak kabul edilir. Sonuç olarak, öğrenci davranışlarından söz ederken bunları etkileyen faktörleri birer öğretmen adayları olarak iyi bilmek gerekir. Öğrencinin bir davranışını ödüllendirme de ya da cezalandırmada daha adil bir karar almaya yardımcı olabileceği gibi öğrenmede sorun yaratan faktörleri de ortadan kaldırmak için br önkoşuldur.

2. SINIF DIŞI ETMENLER

Öğrenci davranışlarını etkileyen sınıf dışı etmenleri üç grupta toplayabiliriz.

Ø                   Aile

Ø                   Sosyal Çevre

Okul

2.1. Aile:

Aile, yüz yüze ve içten ilişkilerin en yoğun olduğu birincil gruplardandır. Başka bir açıdan aile, çocuğun doğuştan üyesi olduğu en küçük toplumsal bir kurumdur. Çocuk ilk toplumsal davranışlarını aile bireyleri ile etkileşime girerek ve onları taklit ederek öğrenir. Çocuğun sevgi ve güven ortamı içinde, sağlıklı olarak yetişmesi aileye bağlıdır. Çocuğun davranışlarına yön vermek, kurallara uyumunu sağlamak, rehberlik etmek ailenin görevleri arasındadır. Ayrıca ailenin zor durumlarda çocuğun yanında yer alması ve onu desteklemesi gerekir.

Ailedeki ilişkilerin temelini, anne babanın birbirlerine karşı olan tutum ve davranışları oluşturur. Eşler arası ilişkiler gergin ve sürtüşmeli olursa, çocuklar için tedirgin ve güvensiz bir ortam yaratılır. Anne ve babanın geçimsizlikleri, aile içi kavgalar, çocukları derinden yaralar.

Türk toplumunda yaygın aile tipi, geleneksel ve çekirdek aile tipleridir. Şehirleşme olgusuyla birlikte çekirdek aile tipinde hızlı bir artış görülmektedir. Hangi aile tipi olursa olsun, anne ve babanın aile içindeki tutum ve davranışları, çocuk ve gencin benlik ve kişilik gelişiminde son derece etkili olmaktadır.  Özellikle, öz benlik ve kişilik gelişimi açısından kritik bir dönem olan ergenlik döneminde, otoriter, sınırlayıcı ve engelleyici anne-baba tutumları, bu dönemdeki ergen kimliğinin gelişmesine olumsuz katkıda bulunurlar.

Göç olgusu ve çarpık kentleşme sonucu ortaya çıkan sosyo-ekonomik sorunlar ilgisiz, sevgisiz ya da parçalanmış aile yapılarının ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Bütün bu etkenler ise çocuk ve gençlerde kimlik, benlik ve bunlara bağlı olarak uyum sorunlarının doğmasına neden olmaktadır. Özellikle eğitim sürecinde okula öğrenci kimliğiyle katılan birey, duygu ve düşüncelerini ifade edememe, çabuk heyecanlanma, gizil güçlerini sergilemede yetersizlik, girişim yoksunluğu, sosyalleşmede gerilemeler, içe dönüklük ve kaygı yüklü davranışlar gibi birçok psikolojik sorunlarla karşılaşmakta ve okulda istenilen başarı düzeyine erişememektedir.

Gençlerin okuldaki başarısını etkileyen ve sınıf içi davranışlara yansıyan diğer bir konu da, kuşaklar arası çatışmadır. Özellikle ergenlik çağında genç; kendi görüş, inanç ve davranışlarına egemen olmak ister. Anne baba ve büyüklerin etkisinden kurtulmaya çalışır. Diğer bir değişle kendi kişiliğine yön vermek ister.

2.2. Sosyal Çevre:

Her birey, belli bir zaman dilimi içinde, belli bir coğrafyada ve belli bir toplum içinde yaşar. Her toplumun sosyal ve kültürel özelliklerinden oluşan bir yapısı vardır. Bireyin sosyal çevresini oluşturan bu yapı, bireyin davranışlarını etkilemekle kalmaz, aynı zamanda şekillendirir.

Davranışçılar, insan davranışlarını uyaran-tepki modeline göre açıklamaya çalışırlar. Bilişsel yapıya önem verenler ise, insanın bilgi ve deneyimlerinin birikimine, işlenmesine, depolanmasına ve yeniden kullanılmasına dikkat çekerler. Bir bireyin davranışlarını, içinde bulunduğu ilişkiler ağı ve sosyal çevreyi algılaması belirlemektedir. Bireyin dış çevreyi ve ilişkileri algılaması ve bunlardan bilişsel aktarım gerçekleştirebilmesi çok önemlidir. Çünkü birey, kendi değer ve beklentilerini dışardan aldığı bilgiler üzerine kurar. Birey ve çevre, birbirlerine ters düşmeyecek biçimde karşılıklı beklenti ve değerler sistemine sahiptirler. Birey, içinde yaşadığı sosyal ortamın ve sosyal kuralların edilgen alıcısı durumunda değildir. Etkin katılma içinde bu ortamı ve kuralları kendine uydurur ve kendisi de ona uyar.

2.3. Okul:

Birey, aile üyeleriyle, sosyal çevresiyle, akran gruplarıyla ve kitle iletişim araçları ile etkileşimde bulunurken birçok davranışı öğrenir ve yapar. Ancak bu öğrenmeler planlı programlı değil, gelişigüzeldir. Birey, bu etkileşimleri sırasında toplumca onaylanan istendik davranışların yanı sıra, argo konuşma, sigara içme, alkol ve uyuşturucu madde kullanma gibi toplumca onaylanmayan istenmedik davranışları da öğrenebilir, yapabilir.

Oysa ki, bilgi üretimi ve birikiminin hızla arttığı, uzmanlaşmanın önem kazandığı çağdaş toplumlarda bireylerin belli amaçlar doğrultusunda planlı programlı bir şekilde yetiştirilmesi gerekmektedir. Bu da ancak, okullarda gerçekleştirilebilir.

Okullarda, bireyin ve toplumun gereksinimlerine göre önceden hazırlanan programlar doğrultusunda öğretim etkinlikleri sunularak, öğrencilerde istendik yönde davranış değişikliği oluşturulmaya çalışılır. Okulda öğrenciye kazandırılacak bilgi, beceri ve davranışlar önceden belirlenmiştir.

Okul demokratik bir yaklaşımla yönetilmelidir. Çünkü, okul, öğrencilerin demokratik yaşamın gereklerine uygun, sağlıklı bir kişilik yapısı geliştirmelerine ve davranış göstermelerine yardım etmek durumundadır.

Okul yönetiminde öğretmenlerin de önemli yeri vardır. Öğretmenlerin moral ve iş doyumlarının yükseltilmesi, beklenti ve gereksinimlerinin karşılanması gerekir. Bu şekilde öğretmenler öğrencilerin akademik başarılarının gelişmesinde ve istendik davranışların oluşmasında daha fazla performans sergileyeceklerdir.

Okullar diğer örgüt türlerine benzemezler. Eğer tüm okullar birbirinin aynı olsa ve yönetilse, sıkıcı ve yaratıcılıktan uzak olurdu. Bazı okullarda her şey daha sıkı ve kurallara bağlı olabilir. Bazı okullarda ise, yönetici-personel ilişkileri daha rahat ve içten olabilir. Okulların bu yapısı, okul kültürünü yakından etkiler.

Okullarda en çok rastlanan kültürler şunlardır:

Ø                   Klüp kültürü

Ø                   Rol kültürü

Ø                   Görev kültürü

Ø                   Birey kültürü

Klüp kültürü: Tüm örgüt merkezden yönetilir. Okulun başındaki yönetici her şeyi kontrol eder.

Rol kültürü: Rol kültüründe her şey çok farklıdır. Tüm örgütlerde göze çarpan örgüt şeması en iyi göstergesidir. Her bireyin örgütteki yeri ve görevi belirlenir. Rol tanımlamaları yapılır ve bireylerden rollerine uygun davranmaları beklenir.

Görev kültürü: Yetenekli bir grubun ya da kaynakların, bir proje, sorun ya da görevde kullanılmasına dayalıdır. Görev değiştiğinde çalışma grubu da değişebilir. Görev kültürü sıcak ve arkadaşçadır, çünkü hiyerarşi olmaksızın işbirliğine dayanır.

Birey kültürü: Bu kültür, ilk üç kültürden oldukça farklıdır. Bu kültürde temelde birey vardır. Örgüt bireyin yeteneklerini geliştirebileceği kaynaktır.

3. SINIF İÇİ ETMENLER:

Öğrenci davranışını etkileyen sınıf içi etmenler şu şekilde sıralanabilir:

Ø                   Sınıfın yapısı ve ortamı

Ø                   Eğitim programı ve öğretim yöntemleri

Ø                   Öğrenci özellikleri

Ø                   Öğretmen davranışı ve özellikleri

3.1. Sınıfın yapısı ve Ortamı

Sınıfın fiziksel yapısı ve sosyo-psikolojik ortamı öğrenci davranışlarını yakından etkiler. Sınıfta etkili bir eğitim-öğretim sürecinin gerçekleşebilmesi ve istendik öğrenci davranışlarının oluşturulabilmesi için, her şeyden önce iyi bir fiziksel ortamın hazırlanması gerekir. Sınıfın öğrenci yoğunluğu açısından büyüklüğü, öğrencilerin yerleşim biçimi, sınıftaki araç-gereçlerin düzenlenmesi, eğitimle ilgili araç-gereçler, ısı, ışık, gürültü, temizlik, duvarların rengi gibi değişkenler, sınıf ortamının fiziksel değişkenleridir.

Sınıfın sosyal ortamı da öğrenci davranışları açısından önemlidir. Sınıfta bulunan öğrenciler, toplumun değişik kesimlerinden gelmiş, değişik ortamlarda sosyalleşme süreci içinde yer almış, değişik eğitim yaşantılarına sahip olabilirler. Bu öğrenciler, toplumda olduğu kadar sınıf içinde de yeni bir sosyalleşme süreci ile karşı karşıyadır. Bu süreçte öğrenciler, sınıfta geçerli olan kuralları öğrenir ve sınıf toplumunun bir üyesi haline gelirler. Böylece sınıf kültürü ortaya çıkar. Sınıf kültürü, sınıfı oluşturan öğrenciler arasında geçerli olan değerleri, normları, sembolleri ifade eder.  Öğretmen, sınıfı oluşturan öğrencilerin değişik birtakım değer, alışkanlık ve davranışlara sahip olarak okula geldiklerini unutmamalıdır.

Sınıftaki öğrenci davranışlarını etkileyen diğer bir etmen de sınıfın psikolojik ortamıdır. Öğretmenin sınıftaki temel görevi, etkili bir öğrenme için uygun bir sınıf ortamı oluşturmak ve bunu sürdürmektir.

Öğrenme ortamının öğretmen merkezli ya da öğrenci merkezli olması, sınıfta öğretmen ve öğrenci davranışlarını etkiler. Öğretmen merkezli sınıflarda öğretmen baskındır, öğrenci merkezli sınıflarda ise öğrencinin kontrolü daha fazladır.

Bu çerçevede öğretmen davranışlarını üç gruba ayırmak olanaklıdır.

1.        Sıcak, anlayışı, arkadaşça ya da bencil, sınırlayıcı, soğuk davranışlar

2.        Sorumlu, sistemli, çalışkan ya da plansız, sorumsuz davranışlar

3.        Uyarıcı, dikkat çekici ya da sıkıcı, tek düze davranışlar

3.2.     Eğitim Programı ve Öğretim Yöntemleri:

Sınıf içinde öğrencilere istendik davranışları kazandırmaya yönelik tüm etkinlikler, eğitim programları dikkate alınarak düzenlenir.

Ø                   Amaç, içerik, eğitim durumları ve değerlendirme ögeleri arasında iyi bir koordinasyon sağlanmayan,

Ø                   Öğrencilerin ilgi ve gereksinimlerine yanıt vermeyen,

Ø                   İşlevsel olmayan,

Ø                   Esneklik özelliği taşımayan,

Ø                   Uygulayıcılara yol göstermeyen,

Ø                   Uygulanması güç ve bilimsellikten uzak eğitim programlarıyla öğrencilere istendik davranışlar kazandırmak olanaklı değildir.

Normal öğrenme kapasitesindeki öğrencilere göre hazırlanan programlar, uçlarda yer alan öğrencileri dikkate almadığı için, bu öğrenciler hayal kırıklığı yaşarlar. Özel olarak ilgilenilmesi gereken öğrenciler, boşta kaldıkları zaman istenmeyen davranışlar gösterebilirler.

Davranış sorunlarının önemli kaynağı, öğrencinin ulaşması belirlenen öğretim hedeflerinin, öğrenci kapasitesinin çok altında ya da üstünde kalmasıdır. Öğretmenin yaptığı plan, öğrenci gereksinimlerini karşılamadığı zaman, sınıf ortamında davranış sorunları ortaya çıkmaktadır.

3.3.     Öğrenci Özellikleri:

Sınıfta bulunan öğrenciler farklı geçmiş yaşantılara, farklı kişilik yapılarına, farklı ilgi ve yeteneklere sahip olarak homojen olmayan bir yapı oluştururlar. Homojen olmayan bu yapı, sınıfta oluşturulan öğrenme-öğretme etkinlikleri sırasında değişik davranışların oluşmasına ve farklı görüntülerin ortaya çıkmasına neden olabilir.

Bazı öğrenciler öğretmeni dinlerken, bazıları defterine not alabilir, bazıları etkin olarak derse katılırken, bazıları istenmeyen davranışlarda bulunabilirler. Öğrencilerin farklı özelliklere sahip olması bunlara benzer pek çok davranışta bulunmalarına neden olabilir.

3.4.     Öğretmen Davranışı ve Özellikleri:

Öğrencilerin başarılı olabilmesi için öğretmenin etkin bir öğretim yapması gerekir. Öğretmenin tutumu, davranışları, değer yargıları, duygusal durumu, program ve yöntem bilgisi, uzmanlık alan bilgisi, mesleğe yönelik ilgi ve sevgisi etkili öğretmenlik yapmasında önemli rol oynar.

Etkili öğretmenin sınıfta yönlendirici bir rolü vardır. Sınıftaki tüm etkinlikler bir amaca dayalıdır. Öğretmenin program planlaması, sınıf yönetimi ve öğretim yaklaşımı öğrencilerin performansını büyük ölçüde etkiler.

Etkili öğretmenin kişisel özellikleri üç grupta toplanabilir:

1.  Güdüleyici kişilik

Ø              İsteklilik

Ø              Yakınlık ve mizah

Ø              Güvenilirlik

2.  Başarıya adanmışlık

Ø              Yüksek başarı beklentisi

Ø              Özendirici ve destekleyici

3.  Profesyonel davranış

Ø              Ciddi, sistemli

Ø              Uyarlanabilen/esnek

Ø              Bilgili

Etkili bir öğretmen;

Ø             Dersi coşkuyla işler

Ø             Üretkendir ve işine bağlıdır

Ø             Çeşitli öğretim materyalleri ve yöntemlerden yararlanır

Ø             Bir konuyu anlaşılır bir şekilde sunar

Ø             Öğrencilerin öğrenmeyi gerçekleştirebilmeleri için fırsatlar yaratır.

4. ÖĞRENCİ DAVRANIŞLARINI ETKİLEYEN OLUMSUZ ETMENLERE KARŞI ALINABİLECEK ÖNLEMLER

Sınıf dışı olumsuz etmenlere karşı alınabilecek önlemler: Aile, sosyal çevre ve okuldan kaynaklanan sınıf dışı olumsuz öğrenci davranışlarını etkileyen etmenlere karşı alınabilecek önlemler.

Sınıf içi olumsuz etmenlere karşı alınabilecek önlemler: Sınıfın yapısı ve ortamı, eğitim programı ve öğretim yöntemleri, öğrenci özellikleri, öğretmen davranışı ve özelliklerinden kaynaklanan sınıf içi olumsuz öğrenci davranışlarını etkileyen etmenlere karşı alınabilecek önlemler.

 

4.1 SINIF DIŞI OLUMSUZ ETMENLERE KARŞI ALINABİLECEK ÖNLEMLER

a) Aile

1. Aile ortamı demokratik olmalıdır.

2. Eşler arası ilişkiler sağlıklı ve düzenli olmalıdır.

3. Aile içi davranışlar tutarlı ve yapıcı olmalıdır.

4. Eşler arası çatışma ve kavgaya yer verilmemelidir.

5. Anne-baba öğrencilere içten ve sevgi ile davranmalıdır.

6. aile öğrencilerin sosyalleşmelerine yardımcı olmalıdır.

7. Öğrencilerin sağlıklı gelişmelerine ve özgüven kazanmalarına yardımcı olmalıdır.

8. Öğrencilerin bağımsız kimlik kazanmalarına yardımcı olmalıdır.

9. Aile ne aşırı müdahaleci ne de tümüyle ilgisiz olmalıdır.

10. Ergenlik gelişiminde anlayışlı olmalıdır.

11. Arkadaş seçiminde yardımcı olmalıdır.

b) Sosyal çevre

12. Öğrenciler olumsuz çevre koşullarından uzak tutulmalıdır.

13. İletişim araçlarını doğru kullanmalarına yardım ederek seçici davranmaları sağlanmalıdır.

14. Yönlendirme ve rehberlik yapılmalıdır.

c) OkuL

15. Okulun kültürel yapısı olumlu ve insan ilişkileri sıcak olmalıdır.

16. Okul yönetimi demokratik olmalıdır.

17. Okulun fiziksel yapısı öğrencilerin gereksinimlerini karşılayabilmelidir.

18. Okul kalabalık olmamalıdır.

19. Okul yönetimi ders dışı faaliyetleri desteklemelidir.

4.2. SINIF İÇİ OLUMSUZ ETMENLERE KARŞI ALINABİLECEK ÖNLEMLER

1. Sınıfın fiziksel yapısı belirli ölçülerde ve kabul edilebilir standartlarda olmalıdır. (öğrenci sayısı, ısı, ışık ve temizlik gibi).

2. Sınıfın kültürü ve ortamı uygun olmalıdır.

3. Öğrenciler arası ilişkiler sıcak, içten ve demokratik olmalıdır.

4. Öğrenme ortamı öğrenci merkezli olmalıdır.

5. Eğitim programı gereksinimleri karşılayabilmelidir (hedef davranışlar açık, düzeye uygunluk ve işlevsel).

6. Ders planı ve öğretim yöntemi amaca uygun olmalıdır.

7. öğrencilerin gelişim düzeyleri hakkında öğretmenlerin bilgi sahibi olması gerekir.

8. Öğrencilere görevler vererek grup çalışmalarına katılmaları sağlanmalıdır.

9. Öğretmen bireysel farklara dikkat etmelidir.

10. Risk grubu ve üstün yetenekli öğrencilerle özel olarak ilgilenmek gerekir.

11. Öğretmen davranışlarına dikkat etmelidir.

12. Öğretmen öğrencilerle olan ilişkilerinde güvenilir, tutarlı, sevecen, eşitlikçi ve iletişime açık olmalıdır.

13. Öğretmen mesleğini sevmeli ve kişisel sorunlarını sınıfa yansıtmamalıdır.

14. Öğretmenin yeterli alan bilgisine sahip olması gerekir.

15. Öğretmenin yönetici ve lider kişiliği olmalı ve bunun yanında jest ve mimikleriyle öğrenme süreçlerini kuvvetlendirmelidir.

16. Öğretmen başarı beklentisi içinde olmalı ve ödül sistemini uygulayarak olumlu pekiştireçler kullanmalıdır.

17. Öğretimi zenginleştirmek için öğretim araç-gereçleri kullanılmalıdır. Engin Nalbant


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.