Sevgisiz sevgi


Rahsa Pınar Çetinkaya

Rahsa Pınar Çetinkaya

12 Temmuz 2017, 07:13

Uzun zamanadır sevgi üzerine yaptığımız her sohbette, bir kaç arkadaşım ısrarla “bu söylediklerini kâğıda döksene” dediler. “Ama o kadar çok sevgi hususunda yazılıp çiziliyor ki; ben geride kalmayı yeğlerim” dedim hep. Amma ve lakin çevredeki o sevgisiz sevgi gösterilerini görünce, yazmalı artık diye düşündüm. Dayanamadım doğrusu…
Ferhat ve Şirin gibi destansı sevgi konusuna girmeye hiç gerek yok. Sevgi üzerine kurulan o kadar çok destan, roman, hikâye, şiir, film vs vs var ki… Bunların içinde de eski sevgiler gibi kutsal denecek sevgiler az. İçeriği ise; bence içler acısı, ne filmlerde ne romanlarda Reşat Nuri Güntekin’i yada Orhan Kemal, Sebahattin Ali ve Ayşe Kulin eserlerinin zerresini bulamıyorum bir çoğunda. Sanal dünyadaki, sözde gerçek ama sanal duyguları kaleme alıp roman yada film yapıp gerçeklikten uzaklaşıyorlar. Yanlış yönlendiriyorlar gençleri. 
Büyük aşk “Al yazmalım selvi boylum” filminde mi kaldı, “Ezo gelin” demi kaldı, “ titanic”  filminde mi kaldı, yoksa aşk-ı memnu dizindeki kendi gibi davranmayan sahte insanların çarpık sevgisinde mi kaldı… Sahi sevgi neydi? Aşk neydi?
Herkes kendi sevgisini tanımlar ama o sevgi gerçek sevgi midir? Sanırsınız ki; yazan çizen herkes çok mutlular, sevgi çemberinde dönüp duruyorlar diye düşünülebilinir. Her zaman değil elbette, çoğu zaman zihinlerinde kalan, hayal ettikleri, yaşamak istedikleri sevgiyi yazıyorlar. Ama yazarken de tıpkı sosyal medyadaki; sevgiyi yürekten duymadan, hissetmeden seviyor gibi yapan kişilere bu sözüm… Sevginin tanımını sıradan bir hoşlanma ile karıştıranlara bu sözüm…
Bilhassa gençler ve gençlere özenenler, sevgiyi farklı bir boyuta taşıdılar. Sevginin asaletini, saygısını, eşsiz duygularını sıradanlaştırdılar. Değersizleştirdiler. Bunu yaparken fark etmediler bile. Tabiri caizse, kör duygularına lens taktılar. Çünkü bir bakıyorsun birbirlerine ayılıp-bayılıyor, başka bir gün bakıyorsun; birbirlerinin gölgelerine bile tahammül edemeyen iyi yabancı olmuşlar. Neden? Ne oldu? Derken hoop tekrar başa dönüyoruz yine sevdiklerini söylüyorlar, sosyal medya artık ellerinde ve tek tuşla ilan ediliyor. Artık telefonlarında hangi sosyal medya programı varsa hepsine tek tek üşenmeden, oradan göremeyen buradan görsün, yok günlük hikâyelere de koyalım göremeyen olur neme lazım oradan görsün ve mutluyuz hashtagı her yere yapıştırılıyor. ( Hani şu # işaret sonrası duygu ve düşüncelerinizi ifade ettiğiniz, etiketlediğiniz olmazsa olmaz o etiketler, o kelimeyi arayan seninde resmini görecek etiketi var ya ) Bizde inandık zaten o gına getiren aşkınıza, sevginize, yâda inanmış gibi yaptık… Belki de ironi herkesin öz düşüncesi mi bilemiyorum ama süslü şatafatlı kelimeleri bir araya getirerek “ooo örnek çift, süpersiniz, harikasınız” diyenlerde sevgiyi tanımayan yâda samimi olmayan kişiler… Hata nerde? Hata yanlışa fırsat verende, yani bizlerde esasında… Özgür iradem diyen bencil anlayışa fırsat veren bizlerde belkide… Adliyelerdeki boşanma sayısının çokluğu belki de bu yüzden… Bilemiyorum ama bildiğim tek gerçek varsa kişi kendisine saygı duysaydı aynaya bakarken özünü görebilirdi, menfaati için değişen bir başka sureti değil…
 Kızdıkları zaman tehditler göklerde uçuşur “seni engellerim” “ asıl ben seni engellerim” Ama ayrılırsalar da anında o yaşanmışlıkları bir kalemde silerler ve silip engellerler… İşlem tamamlanmış olur. Nasıl bir sevgi bu, anlayamadım henüz. Anlamak da istemiyorum. Sevgiyi eskitenleri,değiştirenleri anlamak istemiyorum. 
Sevgide tahammül olur, anlayış olur, kırmamak adına fedakârlık-vefakârlık olur, birliktelik olur. Menfaatsiz, yalın olur.. Sadece sevdiği için kendini olduğundan farklı gösterilmez, içindeki sinsi duyguları, masum aşkının arasına gizleyip hapsedemezsiniz.Sevdiğini koşulsuz,olduğu gibi kabullenmeli..Tahammülü bol,empatisi bol, gerçek duygularla, hayatının odak noktası değil,hayatının bir parçası olduğuna     inanmalı. 
Evlenme ve boşanma dairelerinin rekabetini bitirmeli …
Sevmeyi bilmedikleri için değil, tanımak ve onu yük olarak gelip taşımaktan korkanlar sevgiyi, menfaate çevirdiler. Aşkın, sevginin içinde bilumum menfaat barındıran, her çarpık ilişki benim gözümde aşk ticaretidir. Menfaatin içeriğini görmelerine rağmen, kabullenip; aşk ticaretinde kısır bir döngü ile yaşanıp gidiyor. Kulağa ne kadar da kötü geliyor aşk ticareti. İçler acısı gibi olsa da işin gerçeği bu, maalesef. 
Sevgisiz sevgiden uzak, gerçek sevgi ile sanal âlemdeki sevgiyi ayırt etmek lazım… Düşünün… Sevgi… Kısa ömürlü mü olmalı? İçinde samimiyeti barındırmamalı mı? Menfaat içeren ruhsuz bir duygu karmaşası mı olmalı? Koşullu olması şart mı? Sevdiğin seni bırakmasın diye sinsice mi davranmalı? Sevdiğini heykeltıraş gibi yeniden yapılandırmalı mı? Hiçbiri… Kaşına gözüne boyuna posuna mı âşık oldun. Aşkı-tutkuyu sevgi ile karıştırma o zaman. Sevgiyi kirletme… Seviyorum deme… Böylece aşk-tutku ve sevgiyi ayırabilirsin belki… Aşk tutkunun içinde hayat bulmalı. Sevgi tek başına asaletiyle yaşamalı…
Gerçek sevgiyi yaşamanız ve yaşatmanız dileği ile sevgide çoğalın…

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.