Siyasette yeniler hiç sevilmiyor

Serdar Güneşli

Serdar Güneşli



RÖPORTAJ: Ufuk Çoban 14 Haziran 2017, 07:53

Siyasette sorunların istişare ve insanları tanımakla aşılacağını söyleyen Serdar Güneşli, “CHP üyesiyim. Ama partide yeni sayılırım. Partilerde bulunan insanlar belli bir yer edinmiş kişiler. Sizin orada olmanızdan rahatsızlık duyuyorlar” dedi.

Söyleşi köşemizde bu sefer Mali Müşavir Serdar Güneşli'yi ağırlıyoruz. İstanbul'da doğup büyüyen, babasının mesleği gereği insanlarla olan diyaloğunu sürekli geliştiren Serdar Güneşli, 20 yıldan bu yana Beylikldüzü'nde ikamet ediyor. Babası Tunceli'li, annesi Kırklareli'li olan Güneşli Küçükçekmece'de doğup büyümüş. Kumburgaz Ticaret Meslek Lisesi'nde işe başlayan Arel Ünversitesi'nde yüksek lisans ve finans doktorası yapan Güneşli, Çukurova Holding'te üst düzey yönetici olarak çalışıyor ve  Beylikdüzü'nde Mali Müşavirlik Ofisi bulunuyor. Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği ve Evimiz Beylikdüzü Derneği üyesi olan Güneşli'ye hem ülke siyasetini hem de mesleğinde yaşadığı sıkıntıları sorduk.

İstanbul'da doğup büyüyen biri olarak İstanbul'u nasıl görüyorsunuz?
Benim babam eski belediyeci. O dönemde İstanbul'da büyük sıkıntılar vardı. Sosyal belediyeciliği en iyi bu dönemde yaşanıyor bence. Onun adreside Beylikdüzü. Ben buraya geldiğimde belde belediyesi idi. Daha sonra ilçe belediyesi oldu. Burada benim gördüğüm en büyük değişim Beylikdüzü'nün ivme kazandığı yönünde. Beylikdüzü'nde ciddi ve düzgün yapılaşma örneği var.

Siyasetçi istişare etmeli
'Siyasetin içindeyim ama CHP'de yeni bir isim olarak görev alıyorum' diyorsunuz. Sizce CHP'de yanlış giden bir şeyler var mı?

Ben aslında siyasetin içinde ciddi anlamda bulunmak istiyorum. Etkin ve yetkili kişilerin değil de çevrenin ve maddiyatın bulunduğu kimselerin siyasette öncelikli rol alması yanlış. Önemli olan etkin ve yetkin olmak. Bunun için siyasetçinin bulunduğu görevle alakalı geçmişi ya da eğitimi olmalı. Bu liyakat sorunundan başka bir sıkıntı var mı?Ben CHP üyesiyim. Ama partide yeni sayılırım. Bizim partimiz insanı öğüten bir parti ne yazık ki. Partide belli bir yer edinmiş kişiler, sizin orada olmanızdan rahatsızlık duyuyorlar. Ben bununla çok defa karşılaştım. Ben o enerjiyi yaşadım. Benim gelmemden rahatsızlık duyanlar oldu. Kişiler belli bir konfor düzeyine ulaşmış kişiler. İstişare halinde olunmalı ki sorunlar daha kolay çözülmeli.

Peki bunun için bir çözüm yolu var mı?
Öncelikle şöyle tamamlamak gerekir. Partide daha sonradan gelen kişilere hep böyle bir şüpheci gözüyle bakılıyor. Eğer şüpheleri varsa istişare ile çözülebilir bu. Bunun için öncelikle karşı tarafı dinlemek lazım. Asil görevi o insanı tanımak olmalı siyasetçinin. Şu anki belediye başkanımız Ekrem İmamoğlu bunu çok iyi yapıyor. Belediye başkanının ziyaretleri oluyor, ilçe yönetiminin de bunu daha fazla yapması lazım.

Değişimin adresi Beylikdüzü
Siz neler yapıyorsunuz? Değişimin olması için ne yapılması gerekir?

Ben herkese ulaşmaya çalışıyorum. Kimseye küskün olunmamalı. Parti içi kendi meselelerimizi çözmeliyiz ki, vatandaşın problemlerini çözelim. Beylikdüzü Türkiye'de iyi bir örnek olabilir. Beylikdüzü'nde sosyal belediyecilik Türkiye'ye bir örnek oluşturabilir. Türkiye'deki değişim buradan başlayabilir. CHP Türkiye'nin geri gidişine dur diyecek bir parti. Biz bunu başarabiliriz.

Örgütlenme becerimiz elimizden alındı
Ülke olarak nasıl yönetiliyoruz?

Türk siyasetinin kronik sorunu, politikacıların efendi olarak halkı değil, liderleri ve baronlarını seçmesidir. İşte bu sebepledir ki çoğunlukla partilerin yönetim kademelerinde finansal gücü olan baronlar veya onlara hizmet edecek uşaklar bulunur. Birilerine hizmet etmek için orada bulunan kişiler ise halkın çıkarına değil efendilerinin çıkarlarına hizmet ederler. Bugünkü AKP yönetimi bunun en güzel örneğidir. Halka hizmet sloganı ile iktidara gelenler, bugün kendi iktidarlarını korumak adına her şeyi yapmaktadır. Küçük kitlelere hizmet etmek yerine tabana, halka hizmet etmek zor bir sanattır, usta ve becerikli siyasetçiler ister. Bu ustalığa ulaşacak becerikli siyasetçiler ise mevcut durumda çok zordur. Bunun ana sebeplerinden biri 1980 darbesinin getirdiği siyasi partiler kanunun neticesidir. Zira 1970’li yıllarda örgütlenmeyi çok iyi başaran bir toplum olan Türk toplumu 1980 darbesiyle beraber örgütlenme becerisi cebren elinden alınmıştır.

Önder olmak kritik öneme sahip olmaktır
Yönetici ya da liderkonumunda bulunan kişiler nasıl bir yapıya sahip olmalı?
 
Gücünü baronlardan almak yerine yönetim kabiliyeti ve yeteneği olan kişilerin yönetimde bulunması yerel yönetimlerin daha çoğulcu bir yapıya kavuşmasını sağlar. Bu bağlamda yönetimde bulunan kişilerin çağımızın hızına ayak uydurabilen bir liderlik tarzına bürünmeleri yerinde olacaktır. Dönüştürücü liderlik çağımızda bütün sosyal kurumların ihtiyaç duyduğu bir liderlik tipidir. Çağımızdaki liderlik, gücünü kendisinde toplayan bir lider değil, bütün çevrelerin birbirleriyle entegresini sağlayan ve bu durumdan çok daha büyük bir enerji üretebilen liderlik tarzıdır. Önemli bir sosyal kurum olan yerel yönetimlerde de dönüştürücü liderlik kritik bir öneme sahiptir. Çünkü değişimin ve yapısal dönüşümlerin yaşandığı günümüzde, bu süreçleri yönetecek ve yönlendirecek özellikte yerel yönetim liderlerine hem siyasi hem de sivil anlamda gereksinim duyulmaktadır.

Başarılı bir lider olmak için neler yapmak gerekir? 
Yönetimlerde bulunacak kişilerin tüm yönleriyle ve kaynaklarıyla ele alınması bu kaynaklarında dengeli bir şekilde oluşturulması tecrübelerin, beyin gücünün, emek ve diğer vasıfların uyum içerisinde olduğu yönetimin daha etkili ve verimli olacağı muhakkaktır. Sonuç olarak oluşturulan yönetim felsefesinin, yönetimin, birimlerin, çalışma gruplarının bütün kademelerde kendi içlerinde ve birbiriyle uyumlu ve ahenk içerisinde çalışması başarıyı getirecektir. Böyle bir yönetimin muhatap olduğu tüm kesimlerle uyum içinde çalışacağı, muhalefet yaratmaktan ziyade bütünleştirici ve çözüm üreten bir yapıya kavuşacağı muhakkaktır. Uyum içerisinde çalışmayı ilke edinen bir yönetim tarzı kendi üyeleriyle, rakip partilerle, devlet kurumlarıyla, STK’larla ilişkilerinde de başarıyı getirecektir. Bunların birbirleriyle olan ilişkilerinde de uzlaştırıcı bir rol üstlenecektir. Ancak böyle bir yönetimin arzulanan hedefleri başarabilmesi için tüm üyelerin aktifleştirilmesi, çoğulcu ve şeffaf bir yönetimin ilke edinilmesi gerekmektedir. Bu bir inanç meselesidir. Yani kendinize ve tabanın gücüne mi inanıyorsunuz yoksa kendinizden daha güçlü bir yapıdan güç almaya mı çalışıyorsunuz.

Asıl hedef çoğulculuktur
Sizce siyaset, gücünü halktan mı alıyor? Ya da demin bahsettiğiniz gibi egemen güçlerin tekelinde mi siyaset?

Düşünün ki siyasi partiler yasasında ön seçim zorunluluğu bulunmuş olsaydı bugünkü siyasi yapımız, partilerin örgütlenme yapıları çok daha farklı olurdu.     O zaman tüm partilerde yönetim yapılarının ve milletvekillerinin parti üyeleri tarafından seçilirdi. Bu durumda hiçbir milletvekili ya da parti yöneticilerinin direkt bağlı olduğu ve sorumlu hissedeceği makam örgüt, örgütün ideolojisi ve üyesi olan halk olacaktır. Buradaki asıl hedef çoğulculuktur. Parti üyelerinin katılımını arttırarak siyasi parti yönetimlerinin baronların egemenliğinden kurtulması ve gücün tabana yayılmasını sağlamaktır. Bunun sonucunda üyelerin başa getirdiği belediye başkanı, ilçe başkanı, il yöneticileri, ilçe yöneticileri, meclis üyeleri ve tüm yönetim birimleri gücünü ve desteğini halktan alacaktır. İşte ozaman bu yöneticilerin halka hizmet edeceğine inanabiliriz.

Siyaset topluma fayda sağlamalı
Genel olarak baktığınızda siyasete ne görmek isterdiniz?

Burada güçlü olduğunu hisseden, fikrinin, emeğinin bir etki ve değişim yarattığını gören üyenin motivasyonun artacağına, kişinin partisine küsmek yerine daha da aktif olmaya iteceğine inanıyorum. 
Buradaki asıl sistematik sorun örgüt tabanının baronlar tarafından sömürülmesidir. Küskünlüğün başladığı nokta ise küçük bir kitleve egemenler tarafından yönetilen siyasi partilerin, üyeler ve halkın fikir, düşünce, yeteneklerinin bilinçli olarak kendi pozisyonlarının bozulmaması adına görmezden gelerek üyeleri öğütmesidir. 
Bu sömürü düzeninin sona erebilmesi için bütün örgüt üyelerinin katılımcı olabildiği, fikirlerinin ve düşüncelerinin bir yerlerde hayat bulabildiği, tüm örgüt üyelerinin bir kaynak olarak görülebildiği fakat bu kaynağın sömürülecek bir kaynaktan ziyade topluma fayda sağlayabilecek bir kaynak olarak yapıya entegre edilmesinin sağlanması siyasette görmek istediğimiz durumlardır.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.