Türkiye’de yaşamak


Sevim Güney

Sevim Güney

20 Mart 2017, 08:18

Almanya’da yaşayan, Alman vatandaşı bir çift arasında geçimsizlik problemi oluyor. İki çocuklu bu aile mahkemeye başvuruyor. Mahkeme, boşanma işlemini onaylamadan önce eşlere bir yıl ayrı yaşamalarını ve bir yılın sonunda eğer kararları değişmemişse, boşanmalarına karar verileceğini tutanaklara geçiriyor.
Peki bu ayrılık süresi nasıl işleyecek? İşte önemli nokta burası.
Anne ve çocukların, (çocukların kiminle kalacağı belirlendikten sonra) eğer bir evleri yoksa uygun bir eve taşınmaları sağlanıyor. 
Maaşı yetersiz ise devlet, elektrik-su-ısınma gibi giderlerinin önemli bir kısmını karşılıyor.
Eğer işi yoksa, en kısa sürede uygun bir iş bulması sağlanıyor.
Çocuklar ve anne durumdan ruhsal olarak etkilenmesin diye, ücretsiz olarak psikolojik destek verilmeye başlanıyor. 
Çocukların etkilenip okul başarısının düşmesi durumunda, okulda devreye girip çocuğu takibe alıyor. Eğitim ve sağlık zaten ücretsiz.
Bunları duyup dinledikçe benim de aklıma, sizin düşündüğünüz şey geliyor.
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları neden böyle yaşayamıyor?  
***
Yıllardır bu ülkede hiçbir şey talep etmeden, kendi yağında kavrulmaya çalışan biz vatandaşlar, dış dünyaya bu kadar açılmamıza rağmen, uygar bir ülke vatandaşı statüsüne sahip olmak istemeyi ve bunun için mücadele etmeyi hala öğrenemedik. 
Sağlıkta, eğitimde, çalışma hayatında hala medeni bir ülkenin standartlarına sahip olmayı isteyip, bunun mücadelesini veremedik.
Biz maalesef bu ülkede vatandaş olarak hakkımız olan şeyleri, devletin bize karşı olan sorumluklarını yerine getirmesini istemeyi beceremedik. Haklarımızın elimizden alınmasına bile sesimizi çıkaramadık. 
İşsizlik var, yıllardır maaşlarına zam yapılmadan köle gibi çalıştırılma var, zamlar var, vergi vermemize rağmen hala devletin o vergilerle yaptığı yolları ücretli kullanma zorunluluğumuz var, var da var... Büyük şehirlerin dışındaki bölgelerde okula gidemeyen, üşüyen çocuklar var. Hastane kapılarında inleyip, parası olmadığı için bakılmayan insanlar var. 
Bizler halk olarak hangisine isyan edebildik, neden daha iyi bir yaşam hayal edemedik? “Vatan sağolsun” derken, o vatanın yurttaşları olarak, neden devletten bize daha yaşanılır bir dünya yaratmasını istemedik?  
***
Şimdi ikinci bir olay daha anlatacağım;
Geçtiğimiz yaz, Almanya’da yaşayan ve her yıl Türkiye’deki evlerine gelip yılın birkaç ayını burada geçiren genç bir çift ile konuşuyorduk. Laf arasında Türkiye’deki durumun iyiye gittiğini gözlemlediklerini, mevcut durumdan mutlu olduklarını öğrendim ve çok şaşırdım.  
Sohbet sırasında Almanya’da yaşamanın nasıl olduğunu sordum. Hayatlarından gayet memnunlar, çalıma saatleri kanunen belirlenmiş ve insani ölçülerde. 
Yaz aylarında iki defa tatile geldiler buraya. Toplamda 4 ay kadar tatil yaptılar. Türkiye’de yatırım yapabiliyorlar. Çocukları gayet güzel okuyor.  
Sağlık sistemleri iyi. Bir ultrason için 6 ay beklemiyorlar. Bizdeki gibi denetimsiz hastaneler ve sağlık kuruluşları yok. 
Denetimsiz hastanelerden kastettiğin ne derseniz; Bir kan tahlili için beş yer gezmiyorlar! 
Çünkü; Orada her sağlık kurumu başka başka fiyat belirlemiyor.(Bir hastanede yaptırdığım tahlil 980 lira idi, sonraki ay başka yere gittiğimde, aynı tahlil için 65 lira ödedim. Bu durumda gezmeyip, araştırmayıp ne yapalım?)
Hastaneye girişlerde, otoparklarının valeli ve paralı olarak kullandırılmasından bahsetmek bunca şeyin içinde abesle iştigal olur. Onu geçiyorum!
Arabaları var, ama burada trafikte biraz zorluk çekiyorlar. Hem trafikte hem yaya olarak. Çünkü onlar yaya geçidinin olduğu yerlerde durmaya veya geçmeye alışkınlar. Medeniyet kuralları bunu gerektiriyor çünkü.
Okullarda tek dilde eğitim var. İkinci bir dil öğrenme dersinin dışında, sadece Almanca. Suriyeli yada Türkiyeli geldi diye, teneffüslerde türkçe/arapça anons yapalım diye bir uygulamaları yok.   
***
Gelelim esas mevzuya. Bu ülkenin gidişatını iyi görüyorlar çünkü güzel maaşları var. Burada aylarca tatil yapabiliyorlar. Maaşlarından kalan para ile yatırım da yapabiliyorlar. Çocuklarının geleceğinden endişeleri yok, bu yüzden üç çocuk yapmayı göze almışlar. 
Paralı eğitim yok. Devlete karşı vergi yükümlülüklerini yerine getiriyorlar elbet ama devletinde arkalarında olduğunu biliyorlar.
“Türkiye’ye dönmeyi düşünüyor musunuz peki?” diye sordum.
Tamam bir şey demiyorum! Sadece sormuş oldum işte...
***
  Şimdi, bu yazıyı okuyan gurbet elde yaşayan bu arkadaşlarıma seslenmek istiyorum. Sosyal devletin ne demek olduğunu öğrendiniz değil mi? Bir vatandaşın ülkesinden beklentilerini biliyorsunuz değil mi?
Belki buraya dönmeyi düşünmüyorsunuz ama olurda bir gün burada yaşamak isterseniz nasıl bir ülkeye gelmek istediğinizi, çocuklarınızın nasıl bir ülkede yaşamasını arzu ettiğinizi bir düşünmenizi rica ediyorum. 
Ve lütfen oy kullanmak için sandıklara gitmeden önce ne kadar büyük ve önemli bir görev yapacağınızı hiç aklınızdan çıkarmamanızı istiyorum.
Çocuklarınız için ve Türkiye için!
Sevgiyle kalın

Bu köşe yazısı 20 Mart 2017, 08:18 tarihinde ve saatinde eklenmiştir.
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.