Türkiye’deki başkanlık sorunları (4)


Mustafa Kaykal

Mustafa Kaykal

20 Mart 2017, 08:25

Geçen haftaki yazımıza devam edelim. Ne demiştik en son cümle olarak “...Siyasal kültür olarak tanımlayacağımız bu tutum ve davranış örgüsü demokrasinin çalışmasını kolaylaştıracak veya zorlaştıracak bir nitelik arz eder. Bu çalışmada siyasal kültürle ilgili olarak demokrasinin çalışmasını etkileyecek bazı temel olguların Türkiye’de nasıl bir içeriğe sahip olduğunu araştıracağız.”
Çağdaş dünyadaki demokrasi uygulamaları temsil kurumlarının seçimler yoluyla oluşturulması ve çalışması aracılığıyla ortaya çıkan temsili demokrasi uygulamalarıdır. Temsili demokrasinin işleyişi çağımızda insanların bir araya gelerek kurdukları örgütler eliyle, örgütlü bir içerikte gerçekleşmektedir. İster siyasal partiler olsun,  ister çıkar grupları olsun ancak bir arada bulunabilme, çalışabilme, yaşayabilme özelliği gösterebilen topluluklar ve onların bireyleri sayesinde kurulabilir ve varlıklarını sürdürebilirler. Burada da kritik olan insanların belirli bir dayanışma, birbirlerine güvenebilme ve destek olabilme duygusunu paylaşmalarıdır. Özellikle kişilerarası güven duygusunun gelişmediği ortamlarda dernekleşmenin de ortaya çıksa bile istikrarlı olamadığı görülmektedir. Dolayısıyla, kişilerarası güven duygusu ve dernekleşme davranışı çağdaş bir demokratik yapının varlığı ve idamesi için kritik kültürel olgulardır.
Temsili demokrasilerin en temel kurumlarının başında seçim, seçime katılan adaylar arasındaki bir yarış ve bu yarışın kazanan ve kaybedenini belirleyen seçmenlerin davranışları ile hayat kazanır. Seçim sonucunda bir iktidar ve bir de onun karşısında yer alan bir veya birden fazla parti veya kişiden oluşan muhalefet söz konusudur. Zaten seçim yarışında da farklı fikir, ideoloji ve çıkarlar yarışacak, hatta zaman zaman çatışacaktır. Bu tür bir etkileşimin rekabet içinde mümkün olabilmesi için bireylerin kendilerinden farklı olanlara karşı hoşgörülü olabilmeleri ve aykırılıklara tahammül gösterebilmeleriyle mümkündür. Aksi halde rekabet kolayca “düşmanlar” ve onların karşısında yer alan “dostlar” arasındaki bir ilişkiye, yani savaşa dönüşecektir. Bu durumda temsili demokrasi farklı, değişik, hatta aykırı olana hoşgörünün mevcut ve yaygın olduğu ortamlarda ortaya çıkacak ve kendisini idame ettirebilecektir.
Temsili demokrasideki bireyin gerek seçmen olarak, gerek siyasal parti, dernek ve kuruluşlarda rol oynayan ve siyasal temsil kurumlarının çalışmasını etkileyen, izleyen ve denetleyen bir rolü olması söz konusudur. Bireyin siyasal gelişmeleri izlemesi, bilmesi ve her şeyden önemlisi verdiği tepkilerin ve yaptığı girişimlerin siyasal kararların alınması ve uygulamaya geçirilmesinde etkili olduğuna inanması gerekir. Eğer siyasal bakımdan etkili olacağına inanmazsa seçmenin siyasal sisteme ve gelişmelere kayıtsız veya yabancılaşmış olması beklenmelidir. Bu durumda seçmenin ilgi ve tepkisini yitiren bir temsili demokrasinin küçük ve iyi örgütlenmiş grupların etkisi altına girmesi ve demokrasinin halkın yönetimde söz aldığı bir rejim olmaktan çıkması söz konusudur. Temsili demokrasinin kurulması ve istikrar içinde çalışması için siyasal etkinlik duygusunun seçmen çağındaki nüfusta yaygın olarak bulunması gereklidir. 
Burada en önemli rol oynayacak olan da seçmen rolü oynayacak olan yurttaşların temsili siyaset kurumlarına duyacakları güvendir. Siyasal etkinlik duygusu ile pekişen bir siyasetin öznelerini oluşturan temsili kurumlara duyulan güven duygusu temsili demokrasinin istikrar ve pekişmişlik kazanmasında rol oynayacak koşullardandır. 
Nihayet, temsili demokrasinin kurulması ve yerleşmesi için siyasal kararların alınması ve uygulanmasını etkilemek üzere düzenli ve sürekli olarak gayret gösteren bir seçmen kitlesine (halka) gereksinim vardır. Siyasal katılma olarak ifade ettiğimiz bu davranış örüntüsünün temsili demokrasinin doğal olarak sahip olduğu ve özendirdiği seçim, seçim kampanyası, siyasal sorunları tartışma ve onları çözmek için girişimde bulunma gibi faaliyetleri içermesi söz konusudur. Ancak, çağdaş temsili demokrasilerde bu olağan katılma dışında kalan ve olağandışı katılma olarak adlandırdığımız protesto eylemlerinden oluşan bir katılma biçimini de görmekteyiz. 
Olağan dışı katılmayı oluşturan protesto eylemlerine katılma potansiyeline sahip olmak da temsili demokrasinin çalışmasında önemli rol oynadığı özellikle sanayi ötesi toplumlardaki temsili demokrasi uygulamalarında görülmektedir. Her iki tür siyasal katılmanın da, kişilerarası güven, dernekleşme, toplumsal hoşgörü, siyasal ilgi, bilgi ve etkinlik duygularının yaygın olarak mevcut olduğu bir ortamda, aynı yaygınlıkla ve sıklıkla sürdürülüyor olması temsili demokrasinin istikrar bulduğunun bir işareti olarak sayılması söz konusudur. 
Bu noktada Türkiye’den derlemiş bulunduğumuz ulusal seçmen kitlesini temsil eden bir örneklemde kişilerarası güven, toplumsal hoşgörü, siyasal ilgi, siyasal bilgi, siyasal etkinlik duygularıyla, dernekleşme davranışı,  olağan ve olağandışı siyasal katılma eğilimlerini incelemek ve onların arasındaki ilişkilerin gücü ve niteliğini incelemeye yönelebiliriz.     
 

Bu köşe yazısı 20 Mart 2017, 08:25 tarihinde ve saatinde eklenmiştir.
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.