Uygar ve kalkınan ülkeler


Mehmet Ekmen

Mehmet Ekmen

17 Kasım 2017, 19:18

Bir çok ülke gezdim ve gezilerimde elbette ki araştırmalarım ve gözlemlerim oldu olmadı değil. En azından gezmiş olduğum onlarca ülkelere çay kahve içmek yahut valizler dolusu alışveriş yapmak için gitmedim moda ve yabancı hayranları gibi.
Eğitim sistemlerine ekonomilerine para birimlerinin değerine ve yollarına hastanelerine işsizlik oranlarına asgari ücretlerine mimarilerine ve sosyal birçok konularda minik bazlarda olsa dahi mutlaka notlar aldım gittiğim ülkelerin yerli ve yabancı işçileriyle birebir 'face to face' yüzyüze karşılıklı soru cevap niteliğinde sohbetler ettik ve sorular  sordum kendilerine. Demem o ki tek gayem vardı ülkemizle kıyaslamak.
Gezdiğim ülkelerin yerlilerinin zengin kütüphanelere sahip olduklarını ve mutlaka okuduklarını kitap okuma alışkanlıklarının yüksek boyutlarda olduklarına şahit oldum
Eğitim sistemlerini rayına oturttuklarını gözlemledim. Hatta Finlandiya da bir Finli İrya isminde bir bayan öğretmenle saatlerce sohbet ettiğimizi hatırlıyorum. Daha sonra bu hanımefendi bana ingilizce okuyabileceğim bir kaç kitap da yolladı halen kütüphanemde duruyor defalarca okudum hatta kitaplar kendilerini okutacak nitelik ve kaliteydi içerik olarak.
Bir şekilde o ülkelere giden ve oturma çalışma izni alabilen ve legal halde ikamet eden öncelikle Türk işçileriyle de konuştuk sohbetler ettik çaylarını kahvelerini içtim birlikte resimler çektik. Adres alışverişi yaptık arada telefonlaşıyoruz hatta Türkiye’ye izne gelenlerle istanbulda görüştüklerim de oldu.
En çok dikkatimi çeken o ülkelerdeki siyasilerin çok uygar ve dürüst oluşlarıydı.Gazetelerde ve tv kanallarında yaptıkları konuşmalarına odaklanarak dikkatle dinlediklerim oldu. Hiç argo ve küfürlü demeçler hodri meydan nitelikte meydan okumuyorlardı rakiplerine. Hemen hemen yerlisi yabancısı herkes o ülkelerin kalkınması ve refahı için adeta söz birliği yapıyormuşcasına tatlı bir yarışın içindeydiler. İstisnasız o ülkelerin kendi icat ettikleri otomobilleri vardı. Bilimadamları nobel ödülleri almışlardı.Çeşitli bilim dalı alanlarında .Ülkeleri çiçeklerle yeşilliklerle dolu doluydu.
Terör minimum bazdaydı ama sıfır değildi.Sağlık sorunlarını kökten hal etmişlerdi. Diyalogları ve konuşmaları çok nazik bir edaylaydı. Aramızda çok uçurumlar vardı her konuda.
Onları kıskanmadım ama özendim ve iç çektiğim an’lar oldu. Bizden üstün değillerdi ama ilke ve prensipler ve hedefleri bakımından açıkça belirtmeliyim ki bizi solluyorlardı. İnsan haklarına olan düşkünlük ve saygınlıkları adeta kutsaslmış gibi özenle dikkat ediyorlardı. Suç ve suç oranları trafik kazalarında ölenlerin sayıları gittikçe azalan bir tablo oluşturuyordu.
Parkları ve piknik alanları temiz ve görsel olarak imrenilecek nitelikteydi. Laboratuvar çalışmaları icat ve mucit anlamda büyük başarılar sağlamış ülkelerdi. Yazarken belki daldan dala atlıyorum ama aklıma gelen ve belleğimde iz bırakan konuları sıralama yapmaksızın bendeki izleri aktarıyorum.
Ben deniz o gözlemler esnasında neden bizim siyasilerimiz de böylesi hizmetler ve politikalar üretmiyorlar. Kavga etmek küfürlü siyasetler uygulamak insanları kamplaştırmak sınıflar arası makasların açı alanlarının açılması acaba işlerine mi geliyor demeden düşünmeden de edemedim. Rüşvetlerin adam kayırmaların işe göre adam değil de adama/madama göre iş ayarlamak bizim işimizdi çok üzülüyordum. Siyasilerimizin kullandıkları seviyesiz dil ve küfürler hatta mahkemelik olmaları bağırıp çağırmaları ne de çok ilkel geliyordu bana. Zira bir basın mensubu olarak gazeteci ve köşe yazarı refleximle ister istemez sürekli gözlem halindeydim. Yaptığım gözlemler beni karmaşıklıktan mükemmelliğe nasıl gidilir ne edip edip bunları başaran ülke ve ülke yöneticilerinin isterlerse ve dürüst çalışkan ve azimli olmaları halinde nelerin başarılıp başarılamayacaklarının canlı tablolarını görüyordum.
Sonuç olarak uygar ve gelişmiş ülkelerin adalet kavramına hukuka çok saygılı olduklarını, eğitime çok değer verdiklerini, ayrı gayrı olmayıp birlik ve dirlik içinde olduklarını tüketici toplum olmaktan ziyade üretken toplum olduklarını gözlemlemiştim.
Kendi para birimimize göz atarsak değer açısından eğitim sistemimizi irdelersek siyasilerimizin skandal söylem ve icraatlarını analiz edersek adalet ve hukuk bilim dalımızı teori ve pratik olarak araştırırsak kütüphanelerimizin doluluk boş oranlarıyla hapishanede yatanların sayılarını karşılaştırırsak ne olup olmadığımız çok net olarak karşımıza çıkmaz mı aslında tema olarak fazlasıyla zengin ve düşündüren bu konunun hakkı bir köşe yazmakla olmaz çok daha uzun uzun yazmak hatta inanın kitap bile yazılsa yeridir ama günümüzün koşulları ve özel nedenlerle satır başılarıyla geçebildim.
Aramızda olumlu olarak bir çok uçurumlar varsa kalkınan bu uygar ülkelerle inanın çok önemli nedenleri vardır o nedenler giderilmedikçe bizler onların seviyelerine gelemeyiz. Bu konuda iyimser değilim gördüklerimden ve izlenimlerimden ötürü.

Bu köşe yazısı 17 Kasım 2017, 19:18 tarihinde ve saatinde eklenmiştir.
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.