Yaşadığımız coğrafya kaderimiz mi?


Rahsa Pınar Çetinkaya

Rahsa Pınar Çetinkaya

26 Ekim 2017, 07:04

Doğduğunuz topraklar maalesef yaşam tarzını belirler. Hayattaki çizginizi, kendi kurallarıyla yönetmeye çalışır. Yörenin örf - adet, gelenek - görenek ve ekonomik gücü hayata bakış açınız için önemli bir faktördür. Bunun seçimi de kişiye aittir. Devam da edebilir, farklı bir etnik kültüre de bağlanabilir ya da farklı kendine münhasır yaşam tarzını aynı topraklarda seçebilir de. 
Tamda işte burada önemli bir konu da var. Çocuğunun geleceği için, yaşadığın topraklardan vazgeçebilmek düşüncesi. Daha iyi eğitim ve kadere mahkûm kalınmama düşüncesi… Sonrasında nitekim birçok ailenin göç zamanıdır…
Doğduğun topraklar şans mıdır? Değil midir? Doğduğun aile nasıl tercih edilemiyorsa topraklarda bir seçim unsuru olamaz… Doğarsın, kaderine ya mahkûm olur ya da isteyerek devamını sağlarsın. Doğduğun coğrafyayı değiştirmek sebepleri kişinin varoluş ve yaşam mücadelesidir. Örneğin; terörün kucağında doğan ve büyümek zorunda olanlar topraklarını bırakıp, bilmediği yerlere mi göç etmeli. Ya da olduğu bölgede kalıp, korku ve gelecek kaygısı içinde stresli bir yaşam mı tercih edilmeli? Zor karar...
Kişi vatanım, toprağım, memleketim dediğin yerde, kendi kimliğine ulaştığında, ideallerin ve geleceğin için planlar yaparken önüne engel olarak çıkabilir. Ufkunu daraltacak bir potansiyele sahip olabilir. Kırsal topraklar, geçim sıkıntısı, terör seni geleceğinden vazgeçirebilir. Ne yapmalı memleketi terk mi etmeli? Kim kalmalı memlekette?

Kalmak ve gitmek seçimindir...
Seçimin de kendi kaderindir...
Seçtiğin kader geleceğindir…

Doğu Anadolu'da yaşam zorluğundan bahsetmek istiyorum. Keza; İç Anadolu ve orta Karadeniz de aynı zorluğu yaşayan bölgeler. 
Kendi coğrafyasını terk etmeyen, oradaki etnik kültürü devam ettiren, maddi manevi zorluklarla kendi gücü ölçüsünde, göğüs geren insanları düşünün. Geçimlerini daha önce çiftçilik ve hayvancılık olarak yapan bölgedeki zorluklardan da bahsetmek gerekir. Hayvancılık yöresi olan Kars’ı düşünün... Neredeyse 8 ay kış ayının yaşandığı  toprakları... Zor şartlarda yaşanan ama eğitime önem veren, bir çok etnik toplumun birarada huzurla, dayanışmayla yaşadığı,tarihi kültürü geniş olan ve nadir güzellikteki serhat Kars…
Tek geçim kaynağı tarım ve hayvancılık…Verimli toprakları var fakat devlet desteği yetersiz kaldığı için tarım yok denecek kadar azaldı. Hayvancılık bölgesidir ama o da birçok sebepten dolayı azaldı. Geçim sıkıntısı çoğaldıkça, aileler çözüm arayışına girmek zorundalar. Nüfus kalabalık ama geçim kaynağı az. İşsizlik işte bu noktada geçim konusunu getirir.  Şimdi devlet desteğini tarım ve hayvancılık üzerine sağlasa, üretilebilecek ürünler kendi topraklarımızdan elde edilse ithalata gerek kalırmıydı.
Buna çözümü bulacak kişi halk mıdır?
Seçtiği vekillerin ve memleketin zenginlerin kendi coğrafyalarından maddi kazanç sağlamaktan başka bir desteği olmaması halkın suçu mudur? Çocuklarının geleceği için memleket sevdasını bırakıp göç edende midir suç? 
Geçim sıkıntısı ve yaşam zorlukları neleri darmadağın ediyor, nasıl kapanmaz yaralar açıyor, uzaktan bakıldığında değil, yakından birebir hikâyelerle yüzleşince daha iyi anlaşılıyor müsebibi.
Taşına toprağına vurgun olduğum bu ülke geri vitesi olmaksızın bu yolda ilerliyor. Öznesi olmadığım cümlelerde artık kendimi buluyorum ve bu sadece maalesef ben-sen meselesi değil. Türkiye’nin meselesidir.
Doğduğumuz coğrafya kaderimizin bir parçasıdır. Bambaşka bir coğrafyada, daha farklı koşullarda, korkusuz, özgür, ekmek kaygısı olmadan, ferah dünyalarda bambaşka seçenekler yaratabilmek adına, göç hayatlarımızın içinde. 
Tüm coğrafyaların, daha güzel bir hayat ile devam edebilmesi için yaşam kalitesinin daha fazla düşmemesi için, kızlı-erkekli eğitimi desteklemek ve üretim-tüketim hızını arttırmak gerekir. Bunun için de güzel memleketimin, iş adamlarına ve milletvekillerine, sonra halkına iş düşüyor. 
Kaderimizi, doğduğumuz coğrafyanın belirlememesini temenni ederim. 
Sevgi ve selamlarımla... 

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.