Yaşam devam ediyor!


Ayhan Ongun

Ayhan Ongun

13 Eylül 2017, 07:31

Her düğün biraz daha çoğalmakmış meğer.
Kızınızı evlendirirsiniz, eksildik sanırsınız ama hiç de öyle değildir. Kızınızla yaşamını birlikte sürdüren bir erkek ve ardından gelecek torunlar sizin ailenizin birer parçasıdır artık.
Oğlunuzu evlendirirsiniz, aileye bir gelin gelmiştir, onların çocuklarıyla birlikte aile daha da büyür. Sonuç olarak her evlilik, aile yaşamını çok derinden etkiler.
Hafta sonu Bodrum’da düğünlerini yaptığımız oğlumuz ve eşi, eğer Olağanüstü Hal olmasaydı, şimdilerde İsviçre’de olacaklardı.
Ancak OHAL’ le birlikte oluşan yüzbinlerce mağdur gibi onlarda hiçbir gerekçe gösterilmeden pasaportlarına el konduğu, yurt dışı yasağı olduğu için şimdilik yurt dışına çıkamıyorlar.
Üstelik de gelin İsviçre firmasıyla iş sözleşmesi yaptığı için buradaki işinden ayrılmış, damat bütün işlerini tasfiye ettiği gibi İstanbulda’ki evlerini de boşaltmış ve hatta İsviçre’de ev bile kiralamışlardı.
Onlar gidemese de yurt dışındaki tüm ailesi arkadaşları onları bu mutlu günlerinde yalnız bırakmadılar.
Tüm gelecek planları altüst olan gençler, pasaportlarının iade edileceği, yurt dışı yasağının kalkacağı günü bekleyecekler.
O gün geldiğinde de “ kusura bakmayın, bir yanlışlık olmuş” ya da “sizinle ilgili soruşturmayı gerektirecek bir durum yok” diyecekler.
Peki! bu gençlerin mağduriyetini kim, nasıl karşılayacak?
Kaybettikleri iş olanaklarına mı yansınlar, yitip giden hayallerine, sımsıkı sarıldıkları umutlarına mı?
İnsanların yaşamlarını böylesine gerekçesiz nedenlerle karartmaya, yaşama sevinçlerini yok etmeye kimin, ne hakkı var?
Şimdi onlar, devlete, adalete olan inanç ve güvenlerini yitirmiş bir halde vicdan sahibi bir savcının vereceği kararı bekleyecekler.
Ne kadar sürecek bu bekleyiş, bu süre içerisinde nerede, nasıl, hangi koşullarda yaşayacaklar, kimin umurunda!
Kim bilir buna benzer daha ne örnekler, ne mağduriyetler vardır.
“FETÖ’yle mücadele ediyoruz”  şeklindeki bir savunma, bu mağduriyetler için bir gerekçe olabilir mi?
İnsanın kendi sorunlarını yazması kadar zor bir şey yoktur.
Bu ülkede nice yargısız infazlar, nice toplu katliamlar oldu.
Ne masum insanlar teröre kurban edildi.
Darbe öncesi, darbenin olgunlaşmasını bekleyenler, darbeler sonrası, darbeyle mücadele ettiklerini iddia edenler ne çok canlar yaktılar.
Yapılan her haksız uygulamanın, her eşitsizliğin karşısında olduk, amansızca mücadele ettik. Her koşulda haklının, mağdurun, mazlumun yanında olduk.
Hani derler ya” ateş düştüğü yeri yakar”
Gerçekten öyleymiş.
Seyahat amaçlı yurt dışına çıkarken böyle bir uygulamayla karşılaşsanız, en çok tatil hayallerinize yanarsınız.
Aynı tatili daha sonra da yaparsınız, ya da yapmasanız da sizin yaşamınızı çok fazla etkileyecek bir durum değildir.
Ama tüm gelecek planlarınızı yurt dışı üzerine yapmış ve her şeyi bu plana göre hazırlamışsanız, işte bunun telafisi yok.
Üstelik de son iki yılını Türkiye’de geçirmiş, ailesi kırk yıldır yurt dışında yaşayan otuz yaşında bir genç kızın ve onunla yaşamını birleştirmeye karar vermiş bir genç erkeğin hayalleriyle, umutlarıyla oynuyorsunuz.
Bu örnekte olduğu gibi yüzbinlerce insanı mağdur eden uygulamaları, bir de güvenlik ve toplum huzuru bahanesiyle yapıyorsanız, işte orada sözün bittiği yerdeyiz.
Şu anda davaları süren medya mensupları, tutuklu siyasiler ve Kanun Hükmünde Kararnamelerle mesleğinden atılan, işinden olan, tutuklanan insanların olduğu bir ülkede daha kim bilir ne mağduriyet hikayeleri vardır.
Oysa soruşturmaların hızlandırılması, adaletin erken tesisi, zorunlu olmadıkça tutukluluk uygulamasına geçilmemesi hiç de zor olmayan şeylerdir.
Haksız yere tek bir kişi bile mağdur ya da özgürlüğünden yoksun kalacağına, şüpheli onlarca kişi dışarda kalsın.
Demokratik bir ülkede hukuk ve adalet anlayışı böyle olmalıdır.
Aksi halde bu haksız mağduriyetlerin vebalini en güçlü iktidarlar bile ödeyemezler.

Bu köşe yazısı 13 Eylül 2017, 07:31 tarihinde ve saatinde eklenmiştir.
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.