Yaşam ve sorumluluk


Şirvan Yücel

Şirvan Yücel

03 Ekim 2017, 07:09

Gerçek sorumluluk kendin olma sorumluluğunu almaktır. Hayat olarak gerçek sorumluluk, kendin olma sorumluluğudur. Kendi içsel durumlarına aykırı olmamak demektir. Herkesin içinde saflık, masumiyet ve koşulsuz sevgi vardır. İnsan önce kendine sorumludur. Bu durumda bencillikten vazgeçerek, sen çilliğe geçmeli dır. Böyle insan evren insanı olmuştur. Canlı cansız varlıklara saygı, sevgi içinde bütünleşmiş bir insan olmak demektir. Sürekli çocuk gibi doğal, coşku dolu olmak; şarkı söylemek ve dans etmek, gülmektir, neşeli olmak varoluşla akmaktır. Çünkü o zaman insan kendi olabilir O zaman yaptığı şeyleri doğallıkla yapar. Her şey mecburiyet olmaktan, zorunluluk olmaktan bir yük olmaktan çıkar. İnsanın özgürlüğü de kendi olma sorumluluğunu ne kadar aldığı ile ilgilidir. İnsan ne kadar sorumlu davranırsa o kadar özgür olur. Birey hem kendine olan sorumluluğunu hemde dışarıya olan sorumluluğunun, bilincine varırsa onu üstlenirse onu kontrol etmek gerekmez, çünkü o artık iç dış olarak mükemmel kontrol düzeyindedir. Dünyevi yaşamda sorumluluk, toplum tarafından kişiye dayatılır ve can sıkıcıdır. Bu dayatmalar, içsel akışa ters olduğu için birey sorumluluk almak, istemez. Aksine sorumluluğu  dışarıdan birinin veya birilerinin üzerine atar. Bu  herhangi biri olabilir. Oysa kendi içsel dünyasını keşfetmiş kişi, kendi sorumluluğunu başkalarına yüklemenin cahillik olduğunu bilir. Kişi bu sıkıcı yaşam düzeyinden kendi içsel sorumluluk düzeyine geçmesi gerekir. İnsanlar kendilerini sınırlayıcı ve sekteye uğratıcı, durumlardan, olaylardan, koşullardan, kişilerden, mekanlardan, uzak durmalı sadece içsel sezilerini dinlemeli ve o doğrultuda yaşamlarına yön vermelidir. Sezgi kişiyi her zaman doğru yola yönlendirir. Ünlü bilim adamları çok zor formülleri bulurken, sezgi yetimlerin  devreye sokmuşlardır. Bu durumda inanılmaz eserlerin, yapıtların, insanlığın hayatını kurtaran, teknolojinin en temelinde kişinin kendine ve  hayata olan sorumluluğu vardır. Dayatma olsa idi bu kadar buluşun çıkması imkansız olurdu. Kişi bilen ile bilinmeyenin ayrımını yaparak. Bilinmeyenden geleni yaptığı işe aktararak bilinir hale getirmesi dır.  Bu gerçekten de büyük sorumluluk ister. Bu yetiyi,  iyi kullana bilen kişinin Kendisini iyi tanıması ve toplumsal normlardan, kalıplardan ve dayatılmış inanç silsilesinden kurtulması ve arınmanı gerekir. Hal böyle olunca kişi kısır döngüden çıkmak için belli bir arayışa girer. Bu arayış onu mutlaka bilinmeyenin, sesine kulak vermesi için yönlendirir.

Bu adresin doğru yolu Orjinal Yoga Sistemin den geçiyor. İçe dönüş rehberi olarak bu yolu takip eden kişi, asla yanılmaz ve yanlış kararlar vermez, kendi iç olgusunu tam olarak keşfeder. Ve sorumluluk bilincini tam olarak algılar. Yaşamında gerçek ışığın keşfine vararak hayatının her alanını, anlamlı kıllar. Baskı dan arınmış kişi yeni doğmuş bebek gibi, baktığı her şey de ve gözlerini kapatıp, açtığı her günde yenilik görür. Bir günü diğerinden farklıdır.

Yeni keşiflere yelken açmıştır. O artık arınmış masumiyetini geri kazanmıştır. Masumiyetini kazanan kişi kendini bulan ve tam sorumluluğunu alan kişidir. Ve bunu bir kere yaşayan kişi bundan asla vazgeçmez. Ne pahasına olursa olsun bu hazineyi korur. Bencillikten arındığı içinde, herkese kendini bulması için yardım eder. Kişi önceki durumlarının farkında  olarak herkesi kendi gibi görür, geçmişinden özgürleşmesi için ve insanlarında bu kaostan çıkması için yardım eder. Kalıplaşmış, zoraki dayatmaların insan yaşamını olumsuz etkilediğini ve kişileri tamamen kısır bıraktığını ve bu kısırlık durumunda da kişinin hiçbir şey de istese de başarılı olamayacağını bilir. Çünkü o bunu defalarca test edip, hayatıyla da tecrübeyle sabitlemiştir. Ve diğer kişilerinde yaşamını zenginleştirmesi ve gerçek sorumluluğun ne olduğunu bilmeleri için, onlara kendiliğinden hiçbir çaba sarf etmeden, sadece içsel sesine kulak vererek bu durumlarının  gelişmesine on ayak olur. Böylelikle de yeni bir toplumun temeli atılmış olur. Bu yenilikler insanların yenilenmesine ve yeni nesillerin yetişmesine öncülük eder. Yeni nesil, yeni toplumun eseri olacaktır. Bunun temeli önce kendi iç dünyamızda başlamalıdır. Demiştik çünkü kişi kendinde ne varsa karşıdakine de, hayatında sorumlu olduğu toplumda ve çocuklarına da onu verir. Neyin olmasını istiyorsa o şekilde hareket etmek gerekir bir nevi ne ekerse onu biçer mantığı devrede olmalıdır. Şunu unutmamalıyız ki İNSAN KEDİ HAYATININ DÜŞÜNCELERİ İLE MİMARIDIR.

Bu köşe yazısı 03 Ekim 2017, 07:09 tarihinde ve saatinde eklenmiştir.
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.